Akademisyen Dr. Altay Atlı, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Basını” programına konuk oldu. Atlı, ekonomiyle ilgili 2021 yılında yaşanan ve 2022 yılında yaşanması beklenenleri değerlendirdi.

2021 yılında ekonomi ile ilgili konuların öne çıktığını ifade eden Atlı, belirsizlikleri yoğun bir yılın geride bırakılmaya hazırlanıldığını belirtti.

2022 yılı için öngörülerin açıklandığını kaydeden Atlı’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“2021 belirisizlikler dediğimiz zaman çok temel bir konu var pandemi. Pandeminin yaşanmaya devam ettiği, aşılarla birlikte pandemiyle mücadelede yeni bir boyuta geçildiği bir yıl oldu. Ülke ekonomilerinde toparlanma süreçlerinin başladığı bu anlamda mesafe kaydedilen bir yıl oldu. 2021, 2020’den daha iyi bir yıldı. 2022’nin de 2021’den daha iyi olmasını umut ediyoruz.

Toparlanmalar dünya genelinde başladı ama her ülkenin performansının farklı olduğunu görüyoruz. Dünya Bankası’nın çalışmasında ülkeleri gelir gruplarına göre sınıflandırdığımızda burada farklı performanslar ortaya çıkıyor. 2021 içindeki performansa baktığımızda toparlanmanın en hızlı BRICS ülkelerinde gerçekleştiğini görüyoruz. Bunların içinde Çin, Brezilya, Hindistan var. Burada başı Çin’in çektiğini söylemek gerekiyor. Toparlanmanın yüksek gelir seviyesindeki ekonomilerde olduğunu söylemek gerekiyor. Toparlanmanın yüksek gelir seviyesindeki ülkelerde de söz konusu olduğunu ancak 2020 yılındaki çöküşün onlarda BRICS ülkelerine göre daha fazla olduğunu ve toparlanmanın BRICS’in gerisinden geldiği görülüyor.

Kalkınmakta olan ve düşük gelir sınıfında ise ilginç bir durum var. 2020’deki küçülmelerinin daha kısıtlı olduğunu ama 2021’deki toparlanmalarının da daha mütevazi olduğunu görüyoruz. Çok fazla dalgalanma olmayan bir grafik takip ediyor bu ülkeler.

“KÜRESEL EKONOMİNİN YAPISI DEĞİŞECEK”

2022 ve sonrasında toparlanmanın sürdürülmesinde önemli olan şey yapısal dönüşümün tamamlanması. Verimliliğin artırılması, daha çevre dostu, daha dijitalleşmiş ekonomilere ulaşılması hedefi var. Bunları 2022’de değil orta ve uzun vadede göreceğiz. Toparlanmanın itici gücünün ithalat ve ihracat olduğunu görüyoruz. Çin ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için toparlanmanın itici gücünün dış ticaret olduğunu görüyoruz. 

Pandeminin olumsuz etkileri daha fazla dar gelir kesiminde hissedildi. Pandemi olmasaydı gelirler nerede olacaktı diye kıyaslama yapıldı, makasın en fazla en fakir yüzde 20’lik grup için açıldığını en az ise en zengin yüzde 20’lik grup için açıldığını görüyoruz. Bu tür krizlerin yaşandığı dönemde de her anlamda daha zenginler zenginleşti mi? Fakirler ne duruma geldi? Bunlar tartışılan konular Dünya Bankası da bu konuda çalışma yaptı. Daha zenginleşen yok ama herkesin yaşadığı olumsuz etki zenginlerde minimal seviyede fakirlerde ise daha da fakirleşme olacak gerçekleşti.

Dünya genelinde kamu ve özel kesim borcunun arttığını görüyoruz. 2020’de borçlanmanın hız kazandığını görüyoruz. Dünya genelinde kamu borcunun gayri safi milli gelire oranına bakıldığında 2017 yılında bu yüzde 50, 2019’da 54’e, 2020 yüzde 64’e çıkmış. Özel kesime baktığımızda 2019’da 125,5 iken 2020’de 142,1’e çıktığını görüyoruz. 2020’de verilen destekler borçlanma hanesine yazılıyor bunun tabii ki ekonomi üzerinde etkisi olacaktır. 

RCEP YILA DAMGA VURAN ANLAŞMALARIN BAŞINDA GELDİ

Asya-Pasifik’te 15 ülkeyi içeren Çin’in ve Japonya’nın dahil olduğu Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (RCEP) 1 Ocak’ta resmen yürürlüğe girmiş olacak.

Belirsizliği koruyan konular da var. Avrupa Birliği (AB) ile Çin arasındaki yatırım anlaşması ne olacak? Bunun hayata geçirilmesi bütün ekonomi için fayda sağlayacak.

11 ülkenin dahil olduğu Trans-Pasifik Ortaklığına Çin resmen başvurusunu yaptı. Çin’in buraya dahil edilmesi şüphesiz bu oluşumu çok farklı yerlere taşıyacak.

2022 kısa vadede toparlanmanın sinyallerini göreceğimiz, ancak orta ve uzun vadede küresel ekonominin daha güçlü hale gelmesi için yapısal reformların yapılabileceği bir yıl olabilir. Burada da yeşil dönüşüm ve dijitalleşme olmazsa olmaz.”