Global Times / Zhang Han & Xu Yelu 

“İnsan hakları”, “demokrasi” potansiyel anlaşmazlık noktaları arasında ve iş birliği temelini yıpratma riski taşıyor.

AB’NİN ABD BASKISIYLA SINAVI

Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) izlemekte tereddüt etti ve pazartesi günü yapılan dışişleri bakanları toplantısında Beijing 2022 Olimpiyatları ve Paralimpik Kış Olimpiyatları’na resmi hükümet yetkililerini göndermeme konusunda ortak bir karar almaktan imtina etti. 

Gözlemciler, AB “ideoloji kartını” oynama konusunda ABD’yi izlemeye eğilimli olsa da, bu kararın blokun Çin-ABD rekabeti dışında bir rota bulmak için verdiği zorlu mücadelenin bir sembolü olduğunu söylüyor.

Fransız milletvekillerinden oluşan bir heyetin Avrupa’nın adadaki ayrılıkçı Demokratik İlerici Parti (DPP) yetkilileri ile artan ilişkileri bağlamında Taiwan Adası’nı ziyaret edeceği bildiriliyor. İngiltere’ni Liverpool kentinde yeni sona eren G7 Zirvesi, batı Çin’in yükselişinden rahatsız olduğu için Çin’e “ekonomik zorba” etiketini iliştirmek istedi. AB’nin Çin’in Xinjiang ve Hong Kong bölgelerinde insan hakları ihlalleri olduğu suçlamaları yasalar çıkarılması ve yaptırımlar konmasına yol açtı.

Çin-AB ilişkilerindeki artan karmaşıklık gözlemcilerin blokun 2022’de ideoloji bayrağı altında Çin’i kontrol altına alma çabalarında ABD’yi hangi ölçüde izleyeceğini sormalarına neden oldu.

AB hükümet yetkililerinin Beijing Kış Olimpiyatları’na katılması konusunda ortak bir tutum belirlemeye çalışıyor ve AB liderleri, 2022 AB Konseyi Başkanı Fransa ve Hollanda tarafından gündeme getirilen bu konuyu perşembe günü görüşecek.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce Fransa’nın ABD ve müttefiklerinin “diplomatik boykotuna” katılmayacağını söyledi. France24’ün haberine göre, Fransa Eğitim ve Spor Bakanı Jean-Michel Blanquer sporun siyasileştirilmesini karşı uyarıda bulundu ancak ülkesinin Çin’i sözde insan hakları ihlalleri nedeniyle kınamaya devam edeceğini söyledi.

Gözlemciler salı günü Fransa’nın karışık tutumunun AB’nin Çin-AB ilişkilerini dikkatli ancak zor bir şekilde sürdürmesini yansıttığını belirterek, Çin-AB ilişkilerinin Çin ABD rekabeti nedeniyle 2022’de belirsizliklerle dolu yeni bir zor yıl yaşayacağını öngörüyor.

AB İLE ABD’NİN STRATEJİLERİ FARKLI

Çin Sosyal Bilimler Akademisi Avrupa Araştırmaları Enstitüsü (CASS) araştırmacılarından Zhao Junjie salı günü Global Times’a yaptığı açıklamada, Biden yönetiminin başka bir metotla Trump yönetiminin Çin’i kontrol altına alma stratejik hedefini sürdürdüğünü söyledi. (Bunu çok taraflı hale getirerek ve geleneksel Atlantik ötesi müttefiklerinin yanı sıra Japonya gibi Batılı olmayan ülkeleri değerlere dayalı ittifaklar kurmak için birleştirerek).

ABD Başkanı Joe Biden’ın topladığı “Demokrasi Zirvesi” birçok örnekten biri.

Çin’in Hong Kong, Xinjiang bölgelerindeki politikalarını eleştiren açıklamalar dâhil AB’nin geçen yılki hareketlerini, “insan hakları” bahanesi ile konulan yaptırımları, bazı ülkelerin Taiwan Adası ile kışkırtıcı ilişkilerini ve bu konuda tüm AB’yi rehin alma girişimiyle yükselen sesleri toparlayan Zhao, bu işaretlerin AB’nin ABD’nin çağrısına uyduğunu ve bu nedenle AB ile Çin arasındaki ideolojik anlaşmazlıkların 2022’de artabileceğini kanıtladığına inanıyor.

Beijing’deki Çin Çağdaş Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (CICIR) araştırmacılarından Sun Keqin, değerler bakımından yakınlıklarına rağmen AB ile ABD’nin Çin stratejisinde farklılıklar görüyor.

Sun salı günü Global Times’a yaptığı açıklamada, ABD’nin ideolojiyi ve değerleri her yönden rakip olarak gördüğü Çin’i kuşatmak ve ABD’nin hegemonik konumunu sürdürmek için değer merkezli klikler oluşturmak için araç ve silah olarak kullandığını söyledi.

Sun, AB’nin Çin’i ortak, rakip ve siyasi sistem bakımından karşıt olarak, üçlü bir biçimde değerlendirdiğini, bunun da “Çin’e karşı Batı’nın öngörülebilir daha fazla ideolojik saldırıları” ortamında AB’nin Çin politikasının farklı yüzleri olmasını belirlediğini söyledi.

POTANSİYEL ANLAŞMAZLIKLAR

AB’nin Beijing 2022 Oyunlarına hükümet yetkililerini gönderip göndermeme konusundaki iç tartışmalarına ek olarak, Taiwan sorunu bazı ülkelerin kışkırtmalarıyla Çin-AB ilişkilerinde son zamanlarda bir anlaşmazlık noktası haline geldi.

Litvanya’nın Çin’in bu ülkeyle diplomatik ilişkilerinin düzeyini düşürmesine neden olan Taiwan Adası konusundaki kışkırtmasından sonra, bu küçük Baltık ülkesi bazı Çin karşıtı politikaların desteği ile AB’nin korumasını sağlamaya çalıştı.

Geleneksel olarak AB, Taiwan Boğazı’nın iki tarafıyla ilgili konulara az ilgi gösterir ama son gelişmeler ABD’nin başarılı bir şekilde Avrupa’yı Washington’ın isteği ile “Taiwan kartını” oynaması için rehin alacak ajan devletler bulduğunu gösteriyor.

Uzmanlar ABD’nin, adayı uluslararası örgütlere davet ederek ve yeni sona eren “Demokrasi Zirvesinde” bir platform sunarak, Taiwan Adası’nı bir “demokratik modele” sokmaya çalıştığı uyarısında bulunuyor. ABD Taiwan’ın “uluslararası alanda varlığını” artırma taktikleri ile AB’yi Taiwan adasına bir “ideolojik müttefik” olarak davranmasını sağlayabilir.

CICIR uzmanı Sun, Hint-Pasifik ve Güney Çin Denizi bakımından, ABD güç gösterisinde bulunur ve kendi hegemonik statüsünü daha çok düşünürken, AB’nin “seyrüsefer serbestliği” ve tedarik zincirlerinin güvenliğini aklında tuttuğunu ve bu konuya fazla kaynak ayırmaktan imtina eder göründüğünü söyledi.

Sun, Çin Komünist Partisi (ÇKP) 20. Ulusal Kongresi’ni 2022’nin ikinci yarısında toplayacağı için, ABD’nin kesinlikle Çin sistemini yakından izleyeceğini ve Çin’in izlediği rotayı suçlamak için hiçbir fırsatı kaçırmayacağını ve AB’nin bunu hangi ölçüde takip edeceğinin görüleceğini belirtti.

Uzmanlar Çin’in Xinjiang ve Hong Kong bölgelerindeki insan hakları ile ilgili konuların ABD ve AB’nin büyük uzlaşma içinde olduğu alanlar olduğu konusunda birleşiyor.

CASS’dan Zhao, sembolik “yumruklar” olan AB’nin Çin’i kınayan açıklamaları ve yasalara ek olarak, örnek olarak Xinjiang pamuğu ile ilgili yaptırımları göstererek, blokun “somut yumruklar” attığını ve ideolojiyi ekonomik ve ticari ilişkilere karıştırdığını söyledi.

GENEL EĞİLİM

Çin’in AB Temsilciliği’ne göre, siyasi belirsizliklerin gölgesindeki belirsiz bir yatırım paktı olmasına rağmen, Çin-AB ticaret hacmi 2021’in ilk 10 ayında 670,4 milyar dolara ulaştı ve Covid-19’un bütün dünyayı kasıp kavurduğu 2020’deki toplam hacmi geçti.

Geçen yılki ikili ilişkileri ‘soğuk politika, sıcak ekonomi” olarak adlandıran Zhao, ticari performansın Çin ABD ilişkilerinin sağlamlığının en açık göstergesi olduğuna ve AB’nin ikili ilişkileri değerlendirmek için tek kriter olmadığına ve diplomaside özerkliği devam ettirmenin zor olduğuna inandığını düşünüyor.

Sun AB ve Çin’in Covid-19 salgınıyla mücadele, ekonomik toparlanma, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil ekonomi dâhil iş birliğini geliştirmek için geniş bir alana sahip olduğuna işaret etti. İki taraf ayrıca, ikili ilişkilerin aşırı uçlara kaymamasını garanti eden, küresel yönetişimde büyük ortak çıkarlara ve yakın kültürel ve kişisel ilişkilere sahip.

Uzmanlar ABD’nin bağlı ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu (AP) gibi bazı olumsuz unsurların AB’nin sahip olduğu tampon bölgeyi daraltacağını ama blokun Çin politikasını kontrol etme konusunda ani değişiklikler yapamayacağını söyledi.

CASS araştırmacılarından He Zhigao, AB’nin katı bir yekpare blok olmadığına, her üye ülkenin farklı öncelikler ve endişeleri olduğuna dikkat çekti. Araştırmacı, Çin’i “ortak, rakip ve karşıt” olarak konumlandırmanın AB’nin Çin’e karşı politikalarının karmaşıklığını gösterdiğini vurguladı.

Ancak bazı gözlemciler ideoloji ve değerler konusunda anlaşmazlıkların eğer artmaya devam eder ve tırmanırsa nihai olarak iş birliği temelini aşındıracağı ve Çin-AB ilişkilerinin en önemli istikrar kaynağını zora sokacağı uyarısında bulundu.

Yeni sona eren G7 dışişleri ve kalkınma bakanları zirvesinde yayınlanan ortak bildiride Çin bir “ekonomik zorba” olarak tanımlandı. Bu ideolojik bir savaş içinde Çin’i ekonomik ve ticari yaptırımlarla şeytanlaştırma tehlikesine işaret ediyor.

Gözlemciler, büyük güç politikasının bir parçası olarak Çin-AB ilişkileri aynı zamanda Rusya’nın ABD ve AB ile ilişkilerinin 2022’de nasıl gelişeceğine de bağlı olacağını söyledi ve dörtlü dinamiğin AB’nin Çin’i nasıl konumlandıracağı konusunda etkili olacağına işaret etti.

Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen hafta “samimi ama tonu sert” ama anlamlı bir sonucu olmayan bir görüşme yaptı. Bu 2021’deki 4. görüşmeleriydi. AB ve Rusya ise, bu arada Ukrayna ve Belarus konularında sert bir çatışma içine kilitlenmiş durumda.