CGTN / Stephen Ndegwa

Afrika’dan onlarca devlet ve hükümet başkanı Belçika’nın başkenti Brüksel’de 18 Şubat’ta sona eren iki günlük Afrika Birliği (AfB) ve Avrupa Birliği (AB) Zirvesi’nden sonra evlerine dönüyor. Bu ilki 2000’de Mısır’ın başkenti Kahire’de toplanan AfB-AB zirvelerinin altıncısı.

Son 4 yılda yapılan ilk AfB-AB zirvesi, Covid-19 nedeniyle ertelenmişti. Daha önceki zirvelerin aksine, 2022 zirvesi çok fazla duyurulmadı. Bu da AB ulaşım, ekonomik bütünleşme, yeşil enerji, sağlık ve güvenlik programlarındaki yatırımlar için tahmini 170 milyar dolarlık sunsa bile, zirvenin özelliğini yitiyor olabileceğini vurguluyor.

Afrika ülkeleri bağımsızlıklarını kazandıktan sonra, Afrika ülkeleri ve Avrupalı sömürgecileri garip dostlar haline geldi. Bağımsızlıktan sonra bile bazı Afrika ülkeleri hala eski sömürgecilerine minnet duyarlarken, Avrupalı ülkeler de halen “karanlık kıta” dedikleri şey hakkında bir yetkililik durumu hissediyorlar. Avrupa ortaklıkta aşırı bir söz sahibine sahip olduğu için, Avrupa’nın Afrika ile ilişkilerinde üstü örtük de olsa sömürgeci zihniyetin kalıntıları var. Ancak AfB ve AB bir bütün değil. İleriye dönük olarak Afrika, henüz direnç göstermek için gerekli güce sahip olmasa da, ortaklıklarında daha iyi davranılmasını hak ettiğini giderek daha çok kavrıyor. AB ile olana benzeyen ortaklıklar monoton ve tahmin edilebilir hale geldi.

AVRUPA BİRLİĞİ GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR

Afrika ile Avrupa arasındaki dip akıntıların mükemmel bir örneği, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2013’ten bu yana mali ve çevre ülkelerde bulunan 5 bin Fransız askerini geri çekeceği açıklamasından anlaşılabilir. Mali’nin 1960’a kadar sömürgecisi olan Fransa hedefinin mali halkını ve ülkedeki 6 bin Fransız vatandaşını İslamcı teröristlerden korumak olduğunu söylese de Malililer giderek daha fazla Fransız askerlerinin varlığından rahatsız olmuştu.

Fransa 2020’de Fransa Bakanlar Konseyi aracılığıyla 75 yıllık Batı Afrika CFA Frangı’nı resmen sona erdiren bir yasayı onayladı. Bu fiilen 8 Batı Afrika ülkesinin -Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahilleri, Gine-Bissau, mali, Nijer, Senegal ve Togo- döviz rezervlerinin Fransız Merkez Bankası’nda merkezileştirilmesini sona erdirdi. Uzmanlar AfB’nin karışıklığı önlemek için bütün ortakları ile yapısal ilişki biçimleri kurması gerektiğini söylüyor. Bunun bir modeli kopyalanacak bir model olarak ağızlarda dolaşan Çin-Afrika İş Birliği Forumu (FOCAC). Çin-Afrika ortaklığını savunanlar bu ortaklığın birkaç on yılda Afrika’nın diğer büyük ortakları ile daha uzun bir sürede kazandığından daha fazla şey başardığı gerçeğini belirtiyor.

AVRUPA BİRLİĞİ ROL MODEL TEŞKİL ETMİYOR

Afrika, Çin ve Doğu’daki diğer önde gelen ekonomilerden AB’nin kalkınma yardımı için önerdiklerinde daha fazlasını daha etkin bir maliyetle elde ediyor. Siyasi olarak, AB’nin Afrika bazı Avrupa ülkelerinde iç siyasi karışıklıklara tanık olduğu için artık bir rol model olarak hizmet etmesi artık epey zor. Her şey daha da karmaşıklaşıyor. İngilizce konuşan Afrika ülkelerinde büyük bir ticari ve diplomatik etkiye sahip olan İngiltere, Brexit’ten sonra nerede duruyor? Londra 20 Ocak’ta, iki taraftan hükümet yetkilileri ve iş dünyası liderlerini bir araya getiren ilk İngiltere-Afrika Yatırım Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Afrika, kıta tek tek ülkeler tarafından kendi çıkarlarına hizmet etmek amacıyla her yönden çekiştirilirken, Avrupa’nın yine kıtayı paylaşmak için mücadele ettiği konusunda bir déjà vu duygusuna kapılmaya başlayabilir.

Aslında AfB’nin AB gibi ortaklarının Afrika’ya karşı tutumlarını yeniden tanımlaması ve iki ortak arasında bir tür eşitliği engelleyen sterotipleri, en azından müzakere masasında terk etmesi gerekir. AB’nin zayıf ortağın bağımlılığı kavramını ortadan kaldırarak ortaklıkta bir denge sağlamak için biraz taviz vermesine gerek var. AB hızla değişen dünyaya uygun bir kurum olmak için gündemi zorlayan biçimsiz bir gruba dönüşüyor. Eğer Afrika’nın ortaklığını kaybederse, üzerinde hakimiyet kuracağı kimsesi kalmayacak. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin birçoğu bağımsızlık kazanan eski sömürgelerinin peşine düştüler.

Afrika, Avrupa’nın ayak işlerine bakanı ve jeopolitik piyonu şeklinde davranmaya devam edemez. Afrika, Avrupa’nın zayıflıklarının Covid-19 tarafından ortaya konduğunu gördükten sonra, bir himaye olmadan ama kazan-kazan ortaklığı ile büyümek için yeterli güce sahip olduğunu anladı.