CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Hiç şüphesiz, yerel ekonomik faaliyetleri teşvik etmeyi ve küresel şoklarla ve salgının etkilerine karşı koymayı amaçlayan egemen yasama faaliyet önemliyken, aynı zamanda bu yasamanın siyaset dışı olması ve tedarik zincirlerini güçlendirme ve seçim vaatlerini yerine getirmeye odaklanması da gerekir.

Amerika’nın durumunda Biden yönetimi 2022 Rekabet Yasası ile açık bir Çin karşıtlığı taraflılığı içinde, bu durum Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ekonomisini iş yaratma ve imalat kapasitesine yatırım yoluyla canlandırma hedefinden sapıyor. Soru şu; Biden yönetimi Çin karşıtı saplantısında hiç duraklayacak ve ABD’nin için sorunlarına siyaset dışı bir biçimde odaklanacak mı?

Finansal Hizmetler Komitesi Başkanı Maxine Waters Çin ve diğer “kötü aktörlerin” Amerika’nın ulusal güvenliğini ve küresel finansal istikrarı tehdit ettiklerini ileri sürdü ve Beijing’i Amerikan finans sistemine karşı düşmanca eylemlere girişmekle suçladı. Bu 2022 Rekabet Yasası’nın aslında Amerika’nın iç imalat temelini yeniden diriltmeyi hiç hedef alıp almadığı sorusunu gündeme getiriyor.

BIDEN YÖNETİMİ ABD’NİN İÇİN SORUNLARINA NE ZAMAN ODAKLANACAK?

Temsilciler Meclisi’nin yasayı onaylamasından sonra Başkan Joe Biden attığı bir twette, ayrıca Amerika’nın bilinçli olarak tedarik zinciri tıkanmalarını giderme ve ülkede imalat sektöründe iş yaratma hedefleri arasına Çin’i dâhil ettiğinin ipuçlarını da verdi. Ülke içinde yasa çıkararak Çin’i hedef almak ya da Japonya gibi ülkelerle teknolojik ihracatı kesmek için ittifaklar yapmak Amerika’nın yerel ekonomik zorluklarını çözmez ama yine de Biden yönetimi bu yanlış inanca bel bağlıyor. Yasa potansiyel olarak süren farklılıkları giderebilecek ve küresel boyutta gerginlikleri giderebilecek Çin ile anlamlı ilişkiler kurulması çağrısına karı açık bir hakaret.

Programın diğer çizgileri de yarıiletken ihracatı dışında Çin karşıtı bir açık imaya sahip. Örneğin, yasa Enerji Bakanı’na ABD içinde yeni güneş panelleri üretim tesisleri kurmayı emrediyor, hâlbuki yasada belirtilen yatırımların kendisi açıkça Çin’in güneş tedarik zincirine bağlılığı azaltmayı amaçlıyor.

İkincisi, Beyaz Saray’dan başkanın kendisi tarafından yapılan açıklamada özellikle Çin ve dünyanın geri kalanını hedefliyordu ve 21. yüzyılın ortalama Amerikalının iyi ücretli işlere sahip olacağı Amerikan yüzyılı olacağını teyit ediyordu. Ancak kurulan bağlantılar, ortalama Amerikalı için yerel iş fırsatlarının Çin’in tedarik zincirleriyle mücadele ile değil daha çok büyümeyi teşvikle ilgisi olduğu için, bir anlam ifade etmiyor. Örneğin, ABD’de yarı iletken üretimini teşvik için kurulacak 52 milyar dolarlık fon yakından incelenirse, Tokyo ile Washington arasında yarıiletken üretim makineleri ve yapay zekâ da dâhil Çin’e gelişmiş teknolojilerin ihracını düzenlemek için yapılan anlaşmadan sadece birkaç gün sonra açıklandı. Bu Çin’e rekabette geri bırakmanın biden doktrini söz konusu olduğunda düşünüldüğünü gösteriyor.

WASHINGTON’IN “SÖZDE HEDEFLERİ”

Daha fazla incelendiğinde, yasa ayrıca ABD’nin Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde üretilen güneş enerjisi parçalarına daha az bağımlı hale gelmesi için uygun imalat altyapısına yıllık 600 milyon dolar ayrılmasını karara bağlıyor. Bunun, başkana göre ABD ekonomisini 21. yüzyılda güçlendirmek ve orta sınıf ailelerin fırsatlarını artırmak olarak açıkladığı yasanın sözde hedefleri ile ne ilgisi var?

Yine, iç ticari faaliyeti teşvik etme kisvesi altında hegemonyacı tasarılar peşinde koşmanın Biden yönetiminin enflasyonist baskılar, ABD’nin enflasyon konusundaki uygulamasının ağır bir borç krizini nasıl tetikleyebileceği ile ilgili endişeler, fahiş öğrenci kredileri ve bugün ırk hatlarına göre şekillenen devasa gelir eşitsizliği dâhil zor sorunlarına çözüm olmamasının bir açık yanıtı yok. Teknoloji ve araştırmaya Çin’i rekabette geride bırakma hedefi ile 190 milyar dolar ayırmak bu devam eden ekonomik çıkmazlara çok az çözüm olacak. Gerçek şu ki, ABD’nin Çin karşıtı yasayı çıkarması başka bir devleti utanmazca şeytanlaştırmasına denk geldi. Bir kez daha iç ekonomik sorunları Beijing ile ustaca ilişkilendirmeyi seçerek Biden yönetimi her şeyi yanlış anladı.