Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ekonomik görünümünü değerlendiren Doç. Dr. Cüneyt Dirican, ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki artışın derin bir krizin işareti olabileceğini söyledi. Dünyayı küresel bir krizin beklediğini düşünen Dirican, bu olasılığı güçlendiren kuvvetli emarelere dikkat çekti.

Küresel ekonomideki eğilimleri değerlendiren Doç. Dr. Cüneyt Dirican, “Rusya’ya yaptırımlar sonrası Rus ekonomisi çökecek deniyordu ama şu anda tam tersi bir senaryoyu ABD ekonomisindeki daralmayı, ABD tahvillerinden kaçışı dikkate aldığın zaman olay ters tepmiş gibi duruyor.” dedi.

CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına katılan İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yükselmesinin nedenlerini anlattı.

“Türkiye saatiyle 4 Mayıs akşamı ABD’den faiz kararı gelecek. Son anda sürpriz yapmazlarsa 50 baz puan artış gelecek. Agresif faiz artışı olur ve biz yıl sonunda yüzde 2,5 ya da 3 ABD faiziyle yüzleşebiliriz beklentisi nedeniyle, tahvil portföyü yatırımcıları yavaş yavaş tahvil getirilerinde sıkıntı yaşayacakları düşüncesiyle boşaltmaya başladılar. Elindeki düşük getiriliyi çıkart yüksek getiriliyi koy anlamında bir tercih de olabilir.”

Dirican, ABD ekonomisinin parlak görünümde olmaması, enflasyon, daha yüksek getirili portföye geçme niyeti gibi etmenlerin uzun zamandır tahvilden kaçışına neden olduğunu söyledi. Tahvil faizlerinde bu nedenle artış yaşandığını kaydetti.

ABD’nin 2023 bütçe varsayımlarını incelediğini belirten Dirican, buradaki senaryoların dikkate alınması gerektiğini vurguladı:

“ABD 2023 yılında 1,2 trilyon dolar bütçe açığı vermeyi düşünüyor. Bunu öngörüyorlar ve bu baz senaryo. Öte taraftan ABD hazinesinin verilerine bakınca 2022’den 2023’e yabancıların elindeki ABD tahvillerinin stoku kabaca 7 trilyon dolar seviyelerinde. Bir sene içinde 600 milyar dolar tahvil almış yabancılar. 600 milyar dolar yabancılar ekstra tahvil aldıysa 1,2 trilyon dolar bir sonraki sene borçlanacaksa aradaki 600 milyar dolarlık tahvili kime satacaksın? Soru bu.”

Yabancıların bu 600 milyar dolarlık tahvili almaması halinde alternatif alıcılar; ABD bankaları ve yurt içi yerleşikler potansiyel yatırımcılar. Dirican, bu senaryonun zayıflığına dikkat çekiyor:

“Tahvillerden küresel anlamda kaçışın olduğu bir yerde normal şartlarda bu 600 milyar dolarlık tahvili alır mısın? Soru bu. ABD hazinesinin bu açığı finanse etmesi gerekiyor. Geriye diğer olasılık kalıyor. Bizde 2001 krizinden önce olduğu gibi ABD hazine müsteşarı Bank of Amerika’nın tepe yönetimini arayacak ve ‘ihalelerde bize destek atın, hazinemiz para bulamıyor’ filan diyecek. Hane halkının tahvillerden kaçtığı bir yerde bankacılar bunu alır mı? Normalde onlar da almazlar. Geriye matematiksel olarak tek bir olasılık kalıyor: Bugünkünden daha fazla faiz vermek zorundasın. Borçlanma gereksinimi arttıkça bunu mecburen faizle kapatmak zorunda kalıyorsun.”

Faizlerin bir yıl içinde iki katına çıkarak 10 yıllık ABD tahvillerinde 5,5 düzeyine kadar çıkabileceğini belirten Dirican, bu durumun 2008 krizinin bir tekrarını tetikleyebileceğini belirtti:

“Bu durum bizi 2008 Lehman Brothers dönemine götürüyor. Bu durum bizi bir küresel krizine doğru götürüyor demektir.”

Belirsizliğin büyüdüğüne işaret eden Dirican, “Talep düşüyor enflasyon yüksek kalıyor ve bu arada gelir seviyesi etkileniyor. Karlılığı düşen işletmeler işten çıkarmalar başladığında bu işsizlikle birlikte bizi resesyona götürecek. İkincisi bizi bir küresel kriz bekliyor. Biz hem stagflasyonu hem de küresel krizi aynı anda yaşayabiliriz. İnşallah yanılıyorumdur.” ifadelerini kullandı.