Global Times

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) medyasında yer alan haberlere göre, ABD Başkanı Joe Biden, yönetiminin Asya-Pasifik bölgesi için ilk kapsamlı ekonomik stratejisini açıklamaya hazırlanıyor. Bu strateji, “Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi” olarak adlandırıldı. Biden yönetimi, bu çerçeveye büyük umutlar bağladı ve bunu bölgede kapsamlı bir ticaret anlaşması yokluğunda boşluğu doldurmak için kullanmayı, ekonomi ve ticaret alanında Hint-Pasifik Stratejisi’nin eksikliklerini telafi etmeyi bekliyor. Ancak, Washington için en önemli şey Çin’i dışlayan küçük bir ekonomik ve ticaret ortamı oluşturmak ve “Çin’in bölgedeki artan nüfuzuna” karşı mücadele etmektir. 

ABD’nin hayal kurduğunu söylemek gerekiyor. Haberlere göre, Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi dijital ticaret kuralları oluşturmaya, bölgesel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmeye ve ekonomik ve ticaret alanındaki önemli sektörlerde Çin’i kuşatmak için yeşil teknoloji standartları belirlemeye ve Asya-Pasifik ülkelerinin ABD’ye bağımlılığını daha da güçlendirmeye odaklanıyor. Bu, ABD’nin küresel tedarik zincirindeki baskın konumunu garanti edecek. Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi’nin, Asya-Pasifik bölgesinin ekonomik kalkınmasına hizmet edecek yeni bir platform olduğunu söylemek yerine, bunun ABD’nin jeopolitik amaçlarına hizmet eden yeni bir silah olduğu söylenebilir.

ABD’NİN JEOPOLİTİK AMAÇLARI

Bu “yeni silahı” kendi çıkarlarına kullanmak için Washington çok şey yaptı. Geçen yıl üst düzey Amerikalı yetkililer Asya-Pasifik ülkelerini ziyaret ettiler. Bu stratejiyi resmi olarak oluşturmadan önce çerçevenin fikrini yaydılar. Ukrayna konusu bir savaşa dönüşmenin eşiğinde olduğu bir zamanda, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, aralarında ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya’nın bulunduğu Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılmak için pazartesi günü Avustralya’yı ziyaret edecek ve daha sonra Pasifik Adası liderleriyle görüşmek için Fiji’ye gidecek. Washington, bu ziyaretin “Çin’in yarattığı sorunlarla” ilgili olduğunu kabul etti. İnsanlar bu yüzden Blinken’in ziyaretinin Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi’nin tanıtım kampanyası olduğunu tahmin edebilirler.   

Sıfır toplamlı Soğuk Savaş zihniyetiyle hareket eden Washington yönetimi, Çin ve diğer ülkeler arasındaki dostane iş birliği ve normal görüş alışverişini tehlikeli acil bir durum olarak görüyor. ABD, aceleci-telaşlı ve kaygılı bir şekilde yangını söndürmeye çalışıyor. Biden yönetimi, Çin ve Asya-Pasifik ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticari alışverişi kesmek ve bir çatlağın etrafına duvar çevirerek sorunu kesin olarak çözmek için büyük bir adım attı. Ancak Asya-Pasifik’teki gerçeklik ABD için soğuktur. Ekonomik küreselleşmenin geliştiği bir dönemde bugün, dünyanın en büyük ticari gücünü dışlayacak bir duvar inşa etmek hayal edilemez. Bu, Asya-Pasifik ülkelerinin gerçek isteklerine terk düşmektedir ve onların hayati çıkarlarına uygun değildir. Washington yönetiminin konuşmaları ne kadar abartılı olursa olsun, Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi’nin eğilimi örtük, özel ve “Önce Amerika” ilkesini hedeflemektedir. Bu strateji, çok taraflılığa ve serbest ticarete ters düşmekte ve en iyi ihtimalle hindi olmadan bir Şükran Günü yemeği gibidir. Diğer oyuncular, ABD’nin hâkim olduğu tedarik zincirinde kölenden ibarettir. Herkes bunun farkındadır.   

WASHINGTON YÖNETİMİ SIFIR TOPLAMLI SOĞUK SAVAŞ ZİHNİYETİYLE HAREKET EDİYOR

Kapsamlı ekonomik ve ticaret anlaşması konusunda ABD zaten bir keresinde müttefikleriyle oynamıştı. Eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi, Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) görüşmeleri için güçlü bir şekilde uğraşmış, ancak diğer üyeler yasal süreçleri onayladıktan sonra ABD projeyi rafa kaldırmıştı. Eski ABD Başkanı Donald Trump göreve başlar başlamaz bu anlaşmadan ayrılmış, ABD’nin müttefiklerini serseme çevirmişti. Japonya, ABD’yi bu anlaşmaya yeniden katılmak için davet etmek istiyor, fakat Biden yönetimi kendi bildiği gibi hareket etti ve Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi fikrini ortaya attı. ABD önemli konularda kaprisli davranırken, diğerleri ona nasıl güvenebilir?   

Washington’ın “rekabet” anlayışı, uzun süredir “ilerleme” konusundaki asıl niyetinden saptı. ABD, son yıllarda “rekabet” adına birçok şey yapmış gibi görünüyor, ancak sonuç temel olarak kaynakları tüketirken işleri berbat ediyor. Bunun sebebi kalkınmanın yolunu anlamamasıdır. Geçmiş deneyimler, hiçbir ekonominin tecrit ve dışlanma ortamında sürdürülebilir bir büyümeyi başaramayacağını kanıtladı. Bu yılın ilk gününde Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklığı (RCEP) yürürlüğe girdi ve bölgedeki ABD müttefiklerinin tamamının anlaşmaya katılması, kazan-kazan iş birliğinin zamanın seçimi olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda, Washington zamanın çarkını geriye çekmek için kaba kuvvete başvurmak istiyor, ancak bunun sonunda sadece kendisini tökezleteceğini bilmiyor. ABD sonunda Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi’ni ortaya koysa bile, bunun nihayetinde ABD’nin müttefikleri için yaratacağı diğer bir seraba dönüşeceği sonucunu çıkarabiliriz.