CGTN

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bir kez daha en ufak bir kanıt sunmadan Çin’e yönelik ciddi suçlamalarda bulunuyor. Çin’i, bir kanıtı olmadan soykırımla ve bir laboratuvar sızıntısıyla küresel salgını ateşlemekle zaten suçlayan ABD, şimdi de Çin’i nükleer silahları yaymakla suçluyor. 

Bu suçlama, füze teknolojisi yayma faaliyetleriyle meşgul olduğu iddiasıyla China Aerospace Science and Technology Corporation (CASC) First Academy, China Aerospace Science and Industry Corporation (CASIC) Fourth Academy ve Poly Technologies Incorporated (PTI) şirketlerine yaptırımlar ilan edildiği bildirilen ABD Resmi Gazetesi’ndeki bildiri formunda geldi. Yaptırımlar,bu şirketleri ABD piyasalarından yararlanmasını ve silah yapımında kullanılabilecek teknolojiyi ele geçirmesini yasaklıyor. Bu birçok seviyede ikiyüzlülüktür. Her şeyden önce ABD, küresel piyasanın tahmini yüzde 37’sini oluşturan, dünyanın en büyük silah ihracatçısıdır. Çin yüzde 5,2 oranındaki payıyla beşinci sırada yer almaktadır. 

İkincisi, ABD, Avustralya’ya Tomahawk uzun menzilli füzeler ve nükleer denizaltılar yapma teknolojisi sağlamak için yeni bir anlaşma yaptığını açıkça ilan ediyor. Nükleer savaş başlıkları taşıyabilme kapasitesine sahip Tomahawk füzeleri, 2 bin 500 kilometre mesafedeki hedefleri vurabiliyor ve savaş gemileri ile denizaltılardan fırlatılabiliyor. Avustralya’ya sağlanan nükleer denizaltı teknolojisi, bu denizaltılar silah kalitesinde uranyumla çalıştığı için Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nı tehdit ediyor. Şimdi herhangi bir ülke bir nükleer denizaltı geliştirdiğini ve nükleer silah imalatı için uygun nükleer malzeme stokunu oluşturduğunu iddia edebilir. 

ABD KÜRESEL İSTİKRAR İÇİN BİRİNCİL TEHDİT

ABD, Avustralya’ya uzun menzilli füze teknolojisi ve silah kalitesinde uranyum kullanan denizaltılar sağlamaya karar verirken, Çin’i eleştirmesi ABD’nin ikiyüzlülüğünü ve nükleer silahların yayılmasına ilişkin dikkatlice seçmedeki çifte standardını gösteriyor. Bu ikiyüzlülüğün utanmazlığı, ABD ve Japonya’nın küresel nükleer silahların yayılmasını önlenmesi konusunda Çin’i hedef almasıyla tam olarak ortaya çıktı. Ortak açıklama, dikkatleri başka tarafa çevirmeyi, sorumluluğun yönünü değiştirmeyi ve nükleer sektörde ABD’nin utanç verici sicilini gizlemeyi amaçlıyordu. ABD, kara, deniz ve havada nükleer kapasitesini iyileştirmek için trilyonlarca dolar yatırım yaparken, yeni bir küresel silahlanma yarışını zorlarken bile nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmalarından ayrıldı.

Çin’in ilk kullanan olmama politikasını benimsemeye ilişkin liderliğini izlemekten ziyade ABD, bunun yerine nükleer silahların kullanılması, düşük verimli nükleer silahların geliştirilmesi ve Avrupa ve Asya-Pasifik’te orta menzilli karatabanlı füze yerleştirmeyle ilgili eşiği düşürüyor. Varlığının 17 yılı hariç tamamında savaşta olan ABD, küresel istikrar için birincil tehdittir. Çin hükümeti sürekli olarak kitle imha silahlarının yayılmasına ve bu silahların dağıtılma yollarına karşı çıktı. Hiçbir ülke bunu tersini gösteren somut iddialara sahip değil. Çin, nükleer silahların yayılması konusundaki iç politikalara, yasalara ve düzenlemelere uygun olarak füzelerin ve ilgili kalemlerin yanı sıra teknolojilerin ihracatına sıkı kontroller uyguluyor. Hiçbir ülke ya da dünya kuruluşu bunu tersine bir kanıt sunamadı.

ABD HERKES İÇİN NÜKLEER SİLAHSIZLANMAYI DESTEKLEMELİ

ABD’nin CACS, CASIC ve PTI’nın varsayılan yayılma faaliyetlerine sessiz kalması tesadüfi değildir. Çünkü bu tür bir yayılma faaliyeti söz konusu değil. Çin’in ortaklarıyla normal iş birliği, herhangi bir uluslararası yasayı ihlal etmiyor veya kitle imha silahlarının yayılmasını içermiyor. Çin, savunma amaçlı nükleer strateji ile herhangi bir zaman ve bir şart altında nükleer silahları ilk kullanan olmama politikasına sıkı biçimde bağlıdır. Çin, tartışmasız bir şekilde ve koşulsuz olarak, nükleer silahı olmayan ülkelere ya da nükleer silahlardan arındırılmış bölgelere karşı nükleer silahları kullanmayacağını veya kullanma tehdidinde bulunmayacağını taahhüt eder. 

Bunun aksine ABD, nükleer silah cephaneliğini genişletmek konusunda yüksek sesle konuşuyor ve Avustralya ile nükleer denizaltı anlaşması yapmaktan gurur duyuyor. Yakın müttefiki Japonya muhtemel ihtiyacından daha fazla nükleer silah imalatı için uygun nükleer malzeme stoku bulunduruyor. Çin’e parmak uzatmak yerine ABD aynaya bakmalı, ulusal güvenlik politikasında nükleer silahların rolünü düşürmeli,  önemli oranda nükleer cephaneliğini azaltmalı ve politikalarını, düşmanları için nükleer silahsızlanma ve dostları için nükleer yayılmayı değil, herkes için nükleer silahsızlanmayı destekleme şeklinde değiştirmelidir. ABD düzmece yaptırımları iptal etmeli veya bu yaptırımların niçin haklı olduğuna dair net bir açıklama yapmalıdır.