CGTN / Bobby Naderi

Birleşmiş Milletler’in (BM) Ukrayna’daki çatışmaların yerlerinden ettiği ve evlerinden çıkmak zorunda bıraktığı insanların sayısının beklenenden üç kat daha fazla olmasından korktuğu bir zamanda, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için, herkesin kendi tarafında olduğu iddiasıyla eski, iyi bilinen ve görünüşte tutarsız renklerle boyanmış bir harita çizmesinin stratejik bir anlamı yok.

Washington’ın Ukrayna’daki insani krizden çıkmak için diplomatik bir çıkış yolu sunmak için Moskova ile yüksek düzeyli görüşmelere girmekte acele etmemesi de aynı derecede üzücü. Geniş Avrasya topları üzerinde egemenlik için sürdürülen bu sonsuz büyük güç mücadelesinde ABD belki de Rusya’ya ekonomik zarar ve stratejik yenilgiler tattırmanın peşinde koşuyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken krizden önce Washington’ın Kremlin’e bir çıkış yolu sunduğunu ileri sürdü. Ama aynı zamanda Moskova’nın Ukrayna’nın NATO’ya katılmayacağı konusundaki kilit garanti talebini de göz ardı etti.

Sonuç olarak, Rusya askeri seçeneğe tercih etti ve ABD ile onun gibi düşünen ortakları Ukrayna’ya silah yağdırdı. ABD, NATO, G7 ve AB müttefikleri ile son sürat ilerliyor. Hatta, bunun Avrupa ve Amerikalı tüketicilere maliyetine bakmaksızın, Rusya’nın ticari statüsünü düşürmeye ve Rusya’dan ithalatı daha fazla yasaklamaya kadar gitti. Böyle bir sevimsiz çatışmanın patlak vermesinin altında, Rusya’nın “en çok tercih edilen ülke” statüsünün iptal edilmesinin yanı sıra Rus ekonomisini temsil eden sektörlere konan büyük gümrük engelleri ile birleştirilmiş, Rusya mallarına daha yüksek gümrük konulmasını da bekleyiniz.

ABD, KİEV İLE MOSKOVA ARASINDAKİ DİYALOĞU DESTEKLEYEBİLİR

Bu sorumsuz, yıkıcı politikalar ile kurallar ne Ukrayna’da barış ve güvenliğe yararlı olacak ne de Rusya’yı izole edip yıkacak. Birçok hızla büyüyen ekonomi zaten ABD liderliğindeki Rusya’ya yaptırım koyma kampanyasına katılmayı reddetti. Bu ekonomiler Washington’dan anlaşmazlığı, bir ateşkes anlaşması sağlamayı, güvenlik için ortak bir temel bulan, proaktif stratejiler formüle eden ve güvenlik farklılıklarını dikkate alan olumlu bir sonuçla çözmesini istedi. Bu hızlı büyüyen ekonomiler ayrıca Washington’ın Moskova’yı toptan terk etme baskısına da direndi. Birçoğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) tarafsız tutum takındı. Bunlar Rusya’nın askeri operasyonuna onaylamıyorlar ama aynı zamanda NATO’nun genişlemesinin soruna yol açtığını da kabul ediyorlar. Bunlar Ukrayna’nın tarafsız olması ve Rusya’nın meşru güvenlik endişelerini dikkate alması çağrısında bulunuyorlar.

ABD’nin davranış ve ilişki geçmişi ve tarihinden bildiklerimi dikkate alırsak, bu konuyla ilgili olumlu bir görüş yok. ABD, Kiev ile Moskova arasındaki diyaloğu destekleyebilir ama bunun bir diplomatik çözüme yol açacağı konusunda da şüpheci olmaya devam eder. Diyalog büyük ilerlemeler olmadan sona erebilir ama sonuç ne olursa olsun, diyalog karmaşık bir müzakerede erken bir bir adım olarak görülmelidir. Diplomatik süreç yine de devam etmek zorunda.

ABD’NİN DOĞU AVRUPA’DA YAPTIKLARININ STRATEJİK MEŞRUİYETİ YOK

Kısacası, ABD ve Avrupa yetkilileri denilene göre. Görüşmeleri barışa doğru bir adım olarak değil, Rusya’yı kötülemenin başlangıcı olarak görüyor. Örneğin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ukrayna ile sürdürülen görüşmelerde ilerleme olduğunu söylerken batılı yetkililer ve diplomatlar Antalya’daki ilk yüksek düzeyli temasla ilgili derin şüpheleri olduğunu açıkladılar ve sanki güven eksikliği ve kronik müdahale, manipülasyon, saldırganlık ve çifte standart semptomlarından mustarip değillermiş gibi davrandılar. Dolayısıyla, küresel düzensizlik devam ediyor. NATO topyekun bir savaştan kaçınıyor, ve Washington’daki Savaş Partisi krizin devam etmesi için gereken koşulları yarattı. Bu arada, bunun bedelini Ukrayna, Amerika ve Avrupa halkı ödüyor. Bazı bakımlardan, aynı sayfada olmak için Washington’ın Ukrayna konusundaki diplomasinin meyvelerini toplamak için Moskova ile aynı kitapta olması gerekir.

Bu trajik biçimde komik ama Washington’daki dış politika nizamının içine sonsuz savaş ve gerginlik işlemiş. Washington’daki dış politika düşüncesine ya açıkça “demokrasi” ihracına ihtiyaç olduğunu açıkça söyleyen yeni muhafazakârlar ya da sorunları “insani temellerde” çözmek için askeri güç ve müdahaleyi kullanma konusunda aynı ölçüde tutkulu olan “liberal müdahaleciler” egemen. Washington, Ukrayna’daki sorunla ilgili ne söyler ya da yaparsa yapsın, Rusya’yı suçlamak için bulduğu yeni fırsat kesin sonuçlar elde edemeyecek. Şu ya da bu şekilde, bu gereksiz çatışma sona erecek. Sürekli bir düşmanlık yoktur ve ABD’nin barış ve bir arada yaşamayı sağlamaya yönelik çabaları engellemekten uzak durması iyi olur.

Rusya’yı suçlamanın dışında, ABD ve NATO’nun Doğu Avrupa’da yapmakta olduklarının basitçe hiçbir stratejik meşruiyeti yok. Transatlantik askeri ittifak sadece kendi çıkarlarına ve Avrasya’daki stratejik konumuna zarar verdi. Ukrayna’nın barışa ihtiyacı olduğunu ve Rusya’ya açık uçlu saldırının kaybeden bir strateji, asla işe yaramayacak ahmskça bir hata olduğunu kabul etmesi şart.