Global Times / Frank Bro

Rusya, Ukrayna’ya yönelik askeri harekatını başlattığından beri, Ukrayna’da 20’den fazla ABD biyolaboratuvarı olduğu iddiası, uluslararası toplumun dikkatini hızla çekti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bunların Rusya tarafından uydurulmuş “yanlış iddialar” olduğunu söyledi ve ABD tarafından finanse edilen biyolojik laboratuvarların yalnızca Sovyetler Birliği’nden kalan biyolojik silahlarla uğraşmak için kullanıldığını savundu. Fox News’e göre ABD, biyolabların amacının “tehlikeli patojenlerin neden olduğu salgınları güvenlik veya istikrar tehdidi oluşturmadan önce rapor etmek” olduğunu iddia etti.

Bu biyolabların amacının tam olarak ne olduğuna karar vermek için daha fazla ayrıntıya ihtiyaç var. Ancak ABD hükümeti, ana medya ile düşünce kuruluşları tarafından yayınlanan bu biyolablarla ilgili bilgilere bakmak bile, bu biyolablardan korkmamıza ve ABD’nin rolü hakkında endişelenmemize yetiyor.

BİYOLOJİK LABORATUVARLARIN AMACI NE?

Bu tür bir endişe esas olarak üç nedenden kaynaklanmaktadır.

İlk olarak, ABD ana medyası CBS News’in ulusal güvenlik muhabiri David Martin geçen hafta pazar günü yaptığı açıklamada, “bir Pentagon yetkilisinin” Ukrayna’daki ABD tarafından finanse edilen biyolojik laboratuvarların tehlikeli patojenler üzerinde araştırma yaptığını ve ABD’nin bu laboratuvarları desteklediğini söyledi. “Endişe, Rusların, botulizm ve şarbon gibi ölümcül patojenler üzerinde araştırma yaptıkları Ukrayna’nın sahip olduğu bu biyomedikal araştırma tesislerinden birine el koyacak olmaları… Çünkü ABD, bu tesislerde yapılan araştırmaların bir kısmına destek sağlıyor.” dedi.

Ve 22 Nisan 2020’de ABD’nin Ukrayna büyükelçiliği de ABD’nin Ukrayna’ya biyolojik laboratuvarlarda yardım ettiğini ve bu laboratuvarlarda “tehlikeli patojenler” olduğunu kabul etti -Washington araştırmanın “aşı geliştirme” için olduğunu iddia etmesine rağmen. Ancak 28 Temmuz 2020’de Politico, “Covid-19 Kim Jong-Un’a Nasıl Bir Kıyamet Günü Silahı Sağlayabilir?” başlığında bir rapor yayınladı ve raporda eski bir Pentagon yetkilisi olan Andrew Weber, “biyolojik silahların güzelliğinin”, insanların “meşru bir biyoteknoloji sektörü içinde saklayabilmesi” olduğunu söyledi.

İkincisi, Carnegie Endowment for International Peace tarafından 25 Haziran 2020’de yayınlanan bir rapora göre, ABD 1991’de Sovyetler Birliği’ndeki laboratuvarları finanse etmek için bir “Nunn-Lugar Kooperatifi Tehdit Azaltma girişimi” başlattı ve bunlar Sovyetler Birliği döneminde biyolojik silah laboratuvarlarıydı.

Raporda ayrıca bu laboratuvarların çoğunun “Sovyet vebayla mücadele sistemi”nin bir parçası olduğu belirtildi. Bu, ABD’nin bugün biyolabların pandemi ile başa çıkmayı amaçladığı iddiasıyla tamamen aynı. Ve rapor, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve ABD müdahalesinden sonra “Sovyet biyolojik silah programlarının mirasının” ortadan kaldırıldığını ve “geride kalan tehlikeli patojenlerin” güvence altına alındığını ve nihayetinde yok edildiğini söylüyor. Rapor, bunu “ABD dış politikasının en büyük başarılarından biri” olarak nitelendirdi. Ancak bu, ABD’nin bu laboratuvarların kullanımında büyük söz sahibi olduğunu gösteriyor. Bu, ABD Savunma Bakanlığı ile Ukrayna Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan 2005 tarihli anlaşmaya da yansımıştır.

ABD NEDEN AŞIRI TEPKİ GÖSTERİYOR?

Yukarıdaki iki nokta, ABD bu laboratuvarların “salgın önleme” için kullanıldığını ve bu laboratuvarlarda depolanan tehlikeli patojenlerin “aşı geliştirme” için kullanıldığını iddia etse de, bu laboratuvarların ve ilgili araştırmalarının doğrudan dönüştürülebilmesi tamamen mümkündür. Özel koşullar altında biyolojik silah laboratuvarlarında ABD’nin de bu sürece doğrudan etkisi olacaktır. Aslında ABD bu durumların farkında ve bu yüzden bu laboratuvarların Rusya’nın kontrolüne geçmesinden endişe ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığının Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland kısa sure önce ABD Kongresi’ndeki sorulara yanıt olarak Rusya’nın bu laboratuvarları kontrol etmesi konusundaki endişelerini dile getirdi.

Sorun şu ki, Ukrayna ile Rusya daha 2014’te gergin bir ilişki içindeydi ve iki ülke ilişkileri sonraki sekiz yılda bozuluyor. Daha da önemlisi, Rusya daha 2014’te Ukrayna’da ABD tarafından finanse edilen bu tür iki biyo-laboratuvarı kontrol etmişti. Pentagon da bunun farkında. Ancak bu laboratuvarlar üzerinde doğrudan söz sahibi olan ABD neden bu biyo-laboratuvarların var olmasına ve araştırma yapmaya devam etmesine izin veriyor? ABD, Rusya ve Ukrayna savaşa girene ve laboratuvarlar uluslararası toplumun dikkatini çekene kadar laboratuvarların Rusya’nın eline geçeceğinden neden endişe duymadı? Bu da endişemin üçüncü nedeni.

Eski ABD kongre üyesi Tulsi Gabbard da Ukrayna’daki ABD tarafından finanse edilen bu laboratuvarlarla ilgili endişelerini dile getirdiğinde ve sorular yönelttiğinde, neden bazı ana ABD medyası ve politikacıları tarafından hemen “hain bir yalancı” olarak etiketlendi? Tamamen ABD’nin kendi kaynaklarından gelen bu mantıklı sorgulamaya ABD neden bu kadar aşırı tepki gösteriyor? ABD’nin nasıl bir açıklama yapacağını bilmiyorum ama tepkiler bu biyolabların içinde olanlar konusunda beni daha çok endişelendirdi.