Global Times / Song Zhongping

Washington yönetimi, medyada yer alan haberlere göre, Çin’e karşı büyük güç rekabetine hazırlanmak için Hint-Pasifik bölgesinde kapsama alanını genişletmeye bakıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Güneydoğu Asya’daki önemli oyuncularla dostluğunu ilerletiyor, ortaklığını güçlendiriyor ve ‘’Çin’e daha yakın askeri üsler için keşif yapıyor.’’

ABD Ordu Sekreteri John Whitley, 10 Mayıs’ta Atlantik Konseyi’nin ev sahipliğini yaptığı internet tabanlı seminerde, ABD ordusunun Hint-Pasifik bölgesinde Endonezya, Tayland, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelerle güven inşa etme çabaları hakkında konuştu. Nikkei’nin yakın tarihli bir haberine göre Whitley, bu çabaların uzun vadede daha fazla erişim, üs ve üst geçiş haklarına yol açabileceğini söyledi.  

Bazı Batılı uzmanlar, ‘’Çin’in, Güney Çin Denizi’ndeki komşularına ve çevresindeki deniz bölgesine yönelik saldırgan tavrının birçok ülkeyi kızdırdığını’’ ve ‘’bunun sadece ABD’nin şimdi, Çin’in bölgede bir yanlış davranışını engellemede baskın ele sahip olma girişiminde Hint-Pasifik bölgesinde daha fazla dost kazanmasına yardım ettiğini’’ savunuyor.  

Bu tür bir görüş, ABD’nin denizaşırı bölgelerde daha fazla askeri üs arayışı çabalarını haklı çıkarmada suçu Çin’in sözde saldırgan tavrına yüklüyor. Gerçek şu; ABD, Çin karşısında askeri avantajını genişletmek için aktif olarak daha fazla askeri üs arayışına giriyor. 

WASHINGTON, YENİ DELHİ’NİN DESTEĞİNİ KAZANMAK İÇİN ÇABA SARF EDİYOR

Washington şimdi yeteri kadar ileri üsse sahip olmadığını düşünüyor. ABD, denizaşırı askeri varlıklarının bir vuruşta ortadan kaldırılabileceğinden korkuyor. Bu yüzden, bunun olmamasını garanti etmek için daha fazla ülkede askeri üsler inşa etmek istiyor. Ayrıca, Endonezya, Tayland, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelerde daha fazla askeri üs arayarak, onları özellikle askeri hususlarda Çin karşıtı ittifaka dâhil etmeyi umuyor. 

Whitley, Washington’ın Endonezya ile ABD’nin bu ülkeye bir muharebe eğitimi merkezi oluşturmaya nasıl yardım edebileceği konusunda görüştüğünü vurguladı. Whitley ayrıca, ABD’nin Tayland ile Stryker zırhlı taşıyıcılarıyla ilgili devam eden yükümlülükleri bulunduğuna ve Vietnam ile Hindistan’da farklı umut vadeden yardım biçimlerine sahip olduğuna işaret etti. Bu ülkelerin ABD ile normal askeri değişimleri ve iş birliğini geliştirmeye ihtiyacı bulunuyor. Ancak bu ülkeler, ABD’nin nihai hedefini başarmasına yardımcı olmak için Çin’e kendi hasımları gibi davranmaya niyetli değiller. Örneğin, Endonezya ve Tayland’ın geleneksel olarak Çin ile dostane ilişkileri bulunuyor. Öte yandan, Vietnam kesinlikle Çin ile ilişkilerini kötüleştirmek istemiyor.

Hindistan biraz farklı bir konumda bulunuyor. Washington, Yeni Delhi’nin desteğini kazanmak için çaba sarf ediyor. Başarılı olursa, ABD’nin Çin’i, özellikle Hint Okyanusu civarında olmak üzere deniz alanlarında kontrol altına alması çok daha etkili olacaktır. Washington, Çin’i güneybatı sınırından ulusal güvenliğini tehdit edebilir. Bu yüzden Washington, Yeni Delhi ile ilişkilerini yarı ittifaktan fiili bir askeri ittifaka dönüştürmeye çabalıyor. ABD, Çin ve Hindistan arasındaki sınır gerginliğini kullanarak, sürekli olarak ‘’Çin tehdidi’’ teorisini dile getirdi ve yeni müttefiki olması için Hindistan’ı ikna etmeye çalıştı. Fakat Hindistan, bağımsız bir asker güç olmayı umuyor. Yeni Delhi, bir kez Washington’ın askeri müttefiki olduğunda, tamamen ABD’nin isteklerine tabi olacağının açıkça farkındadır. Hindistan şu anda ABD’nin kur yapma konusuna tereddütlü yaklaşıyor.

ÇİN ULUSAL GÜCÜNÜ VE ASKERİ KAPASİTESİNİ İYİLEŞTİRİYOR

Sonuç olarak, bu ülkelerin niçin ABD’ye askeri üsler önerecek olması açık değil. Bu ülkelerin kendi stratejik düşünceleri bulunuyor. Bu ülkeler ABD askeri üslerine ev sahipliği yapar ve hatta onları doğrudan Çin’e karşı kullanırsa, onlar kendilerini hedef haline getireceklerdir. Onların iki kez düşünmeleri ve kendilerine yönelik herhangi bir olumsuz etkiden kaçınmaya çalışması gerekecektir.

Bu ülkelerden bazılarının Çin ile bazı konularda anlaşmazlık ve sürtüşme alanları olmasına rağmen, Çin’i hayali bir düşman olarak görmüyorlar. Onlar ABD ile birlik olma ve Çin’e düşmanca bir tavırla açıkça karşı koyma iradelerine de sahip değiller. Bu ülkeler temkinli davranacaklardır.

Bununla birlikte ABD’nin Hint-Pasifik bölgesinde askeri ortaklıklarını güçlendirmesinin Çin üzerinde biraz baskı oluşturduğuna dikkat çekilmelidir. Saldırgan bir ABD sadece bölgesel ve hatta küresel, barış ve istikrar için büyük bir tehdit oluşturacaktır.  

ABD’nin Çin’de karışıklık çıkarmak için komşularını kışkırtma ve kullanma yönündeki herhangi bir girişimi Washington’ın istediği gibi kolayca gerçekleşmeyecek. Çin sürekli olarak kapsamlı ulusal gücünü ve askeri kapasitesini iyileştiriyor. Çin, ulusal toprak egemenliğini, kalkınma çıkarlarını ve pratik eylemlerle ulusal güvenliğini savunma kararlılığı ve güvenine sahiptir.