Global Times

Çin Başbakan Yardımcısı Liu He ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ticaret Temsilcisi Katherine Tai geçen hafta cumartesi günü bir video görüşme yaptı. Çin tarafının yayınladığı basın açıklaması iki tarafın üç konuyu görüştüğünü gösteriyor; Çin-ABD ekonomik ve ticari ilişkileri, Çin-ABD ekonomik ve ticaret anlaşmasının uygulanması ve her iki tarafın meşru endişelerinin danışmalar yoluyla giderilmesi.

Çin ile ABD Devlet Başkanlarının 10 Eylül’deki telefon görüşmesinden Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Üyesi ve ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Yang Jiechi ve ABD Ulusal Güvenlik Jake Sullivan’ın geçen hafta çarşamba günü yaptığı görüşme, Liu ile Tai arasındaki video görüşmeye kadar, Çin-ABD ilişkileri bazı rahatlama eğilimleri gösterdi. Biden yönetimi iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları danışmalar yoluyla çözme doğrultusunda bazı aktif işaretler gönderdi.

Ancak, Liu ile görüşmeden önce ABD tarafı bunun bir “Çin ile doğrudan ilişkiye geçmenin Washington’ın amaçlarının sağlanmasına yardımcı olup olmayacağı konusunda bir deneme” olacağını söyledi. Ek olarak, görüşmeden sonra ABD tarafının yaptığı yorum Washington’ın “Çin tarafının Amerikan işçilerine, çiftçilerine ve iş insanlarına zarar veren, devletin yönlendiriciliğindeki, piyasa dışı politikaları ve pratikleri ile ilgili endişelerini ifade ettiğini” ileri sürdü. ABD görüşmelerle ilgili tutumunu yumuşattı ama genel tutumu aynı kaldı; elinde büyük bir sopa tutarak, kendi taleplerine öncelik veriyor ve Çin’e karşı zorlayıcı olmaya devam ediyor.

ÇİN İLE ABD ARASINDAKİ ANLAŞMAZLIK ÖNCELİKLE TİCARET KONUSUNDA BAŞLADI

Çin ile ABD arasındaki ciddi anlaşmazlık ticaret konusunda başladı. Trump yönetimi 2018’de Çin’den yapılacak ithalata ciddi gümrük vergileri koyarak, Çin’le topyekun bir ticaret savaşı başlattı. Bundan sonra, iki ülke arasındaki anlaşmazlık teknoloji ve siyaset dâhil daha geniş alanlara yayıldı. Önceki ABD yönetiminin koyduğu vergiler hem Beijing hem de Washington’a zarar verdi. Bu yüzden, bu vergiler ABD iş çevreleri ve tüketicilerinin geniş muhalefetine neden oldu. Şu soru giderek büyüyor: Biden yönetimi gümrük vergilerini kaldırma ve Çin şirketlerini yasaklılar listesinden çıkarma konusunda gerçek adımlar atacak mı? Bunun yanıtı ABD’nin gerçekten Çin-ABD ilişkilerini rahatlatmakla ilgilenip ilgilenmediğinin mihenk taşı olacak.

ABD Ticaret Temsilciliği Bürosu geçen hafta ABD şirketlerinin gümrük vergilerinden muaf tutulması sürecini yeniden başlatacağını açıkladı. ABD şirketlerinin ithal ettiği ne kadar Çin malının sonunda cezalandırıcı gümrük vergilerinden muaf tutulacağı hâlâ belirsizken, planın sınırlı olduğu ve bütün malları kapsamadığı aşikâr. Dolayısıyla, yeterli olmaktan çok uzak. Biden yönetimi zaten konmuş olan gümrük vergilerini bir zorlama aracı olarak kullanmaya devam edeceğini açıkça gösterdi. Şu anda Çin’in temel ekonomik sistemini ve sanayi politikalarını “devletin yönlendirdiği” ve “otoriteryen” diye damgalamaya devam ediyorlar. Çin’in “piyasa dışı pratiklerinin” ABD iş dünyasına ve işçilerine zarar verdiğini iddia ediyorlar. Çin’in ekonomik sistemini “dönüştürme” çabalarından vazgeçmeyi reddediyorlar.

ABD, ÇİN’İN EKONOMİK EGEMENLİĞİNİ PARÇALAMAK İSTİYOR

Açıkça söylemek gerekirse ABD, Çin ekonomisinde bağımsız olarak oluşmuş dinamikleri, rekabet gücünü ve egemenliğini zayıflatmak istiyor. Çin ekonomisini tek taraflı olarak ABD çıkarlarına hizmet eder hale getirmek, Çin ekonomisini parçalamayı ve açıkça ABD’nin egemen olduğu tedarik zincirleriyle yeniden bütünleştirmek istiyor. Washington’a göre, Beijing herhangi bir yüksek teknoloji geliştirmemeli. Aksine rekabet gücünün çökmesine izin vermeli ve yelpazenin aşağı ucunda kalmalı ki, ABD’nin genel teknoloji sektöründe öncülüğü uzun dönemli olarak garanti altına alınabilsin.

Ama, ABD’nin Çin’e karşı ticaret savaşını başlatmasından bu yana 3,5 yıl geçti. Washington, Çin ekonomisini yıkamadı. Aksine, Çin’in ekonomik gücü ve uluslararası ticaret yapma yeteneği sadece arttı. Bu savaştan artı Covid-19 ile mücadele performansından sonra Çin toplumunun ABD ile ilgili yeni bir “kâğıttan kaplan” algısı var. Ulusal güvenimiz daha da arttı. Bugün, Washington’ın Çin’e karşı en kötü politikası bile Çin halkı üzerindeki caydırıcı etkisini yitirdi.

Çin asla ABD’nin bazı kesimlerinin istediği gibi kendisini parçalamayacaktır. Yapabileceğimiz ve yapmak istediğimiz şey Çin ve ABD arasında mümkün en büyük ortak çıkarların peşinde koşmaktır. Washington tarafından belirlenen değil, gerçek uluslararası kurallara göre, iki taraf için de karşılıklı olarak faydalı ve kazan-kazan sistemini keşfetmek ve kurmak istiyoruz. Çin ile ABD’nin kalkınması iki ülkenin de yararınadır. Çin toplumunun samimi olarak istediği şey de budur. İki ülke iyi bir biçimde rekabet etmelidir. Hiçbiri diğerine karşı entrika, saldırı ve zorlama yapmamalıdır. ABD tarafının Çin’in hızlı kalkınmasının temel nedeninin Çin halkının sıkı çalışma yapısıyla çok yakından ilişkili olduğunu anlaması gerekir. Bu hem Çin kültürünün kökenleri hem de kalkınmanın bu aşamasında doğal olarak ortaya çıkan ritimlerle ilgili.

ÇİN BAŞARILI STRATEJİSİNİ SÜRDÜRMELİ

Çin halkı daha iyi bir hayat istiyor ve hükümet de halkın geçim şartlarını iyileştirme konusunda güçlü bir isteğe sahip. Bütün bunlar Çin’in ekonomik kalkınmasının dinamiğine katkıda bulundu. Bunlar Çin’e özgü biçimde gerçekleştirildi. Bu Çin’in ekonomik kalkınmasının mantığını dış güçlerle herhangi bir şekilde durdurma veya değiştirme çabasının basitçe mümkün olmaması anlamına geliyor.  Çin halkı da ABD’nin Çin politikasının jeopolitik tarafından belirlendiğini kavraması gerekiyor. ABD Çin’in “insan haklarını” düşündüğünü ileri sürdüğü zaman, Çin halkının ortak refahını kabul etmiyor. Jeopolitik bir bakış açısından, Washington Çin’in güçlü olmasına izin vermeyi reddediyor. Bu tutumun derin kökleri var. 

İşlerimizi iyi yapmak ve ABD’nin sert Çin politikasının istenen hiçbir sonucu getirmeyeceğini tümüyle anlamasını sağlamak zorundayız. Bu sadece kendisini uzun dönemde zayıflatır. Nihayetinde ABD’nin hiçbir stratejik endişesini gidermez. Biden yönetiminin mevcut açık tutumu hiç şüphesiz Çin’in mücadelesinin sonucudur ve bu arada onun gelişme yeteneğinin devam ettiğini kanıtlar. Bu başarılı strateji hiç şüphesiz sürdürülmelidir.