Global Times / Ding Gang

Meng Wanzhou ana vatana döndü. Bu, Çin’in dünya ve uluslararası düzenle bütünleşmesi bakamından dönüm noktası olan bir olay. Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Kanada’nın nasıl konuştuğu ve pazarlık ettiği önemli değil, Washington ile Ottowa kendisini serbest bırakmayı kabul etti. Sonuç ABD’nin uzun kollu yargısının engellenebileceğini gösterdi. Bu Çin’in, ABD hegemonyacılığına başarılı bir meydan okumasıdır.

ABD’nin tek taraflı yaptırımları eski başkan Donald Trump döneminde zirveye ulaştı. Uluslararası hukuk şirketi Gibson, Dunn&Crutcher LLP’nin istatistikleri Trump yönetiminin ilk dört yıllık görev döneminde 3 bin 900 yaptırım koyduğunu gösteriyor. Bu yönetimin yaptırım sopasını günde üç kez salladığı anlamına geliyor. Ama şimdi durum farklı…

Trump, Mayıs 2018’de ABD’nin İran’la nükleer anlaşmadan çekildiğini ve İran’a karşı yüksek düzeyli ekonomik yaptırımlar koymayı planladığını açıkladı. Bu Birleşmiş Milletler (BM) ilkelerini ihlal eden açık bir hegemonik eylemdi. ABD’nin bu kararı Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya dâhil birçok ülkenin itirazıyla karşılaştı. Bazı Avrupa Birliği (AB) üyeleri ABD’yi çifte standartlı bir dış politika benimsemekle eleştirdi. ABD daha sonra Arap Birliği’nin İsrail boykotuna karşı çıktı ama İran’a karşı tüm dünyada bir boykot yapılmasını zorladı. AB üyeleri Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) çerçevesinde ABD’ye karşı önlemler almakla tehdit ettiler. Ardından Almanya, Fransa ve İngiltere İran ile ticareti sağlamak için Ticari İlişkileri Destekleme Araçlarının kurulmasını hızlandırdı.

AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELERİ ABD’Yİ ÇİFTE STANDARTLI BİR DIŞ POLİTİKA BENİMSEMEKLE ELEŞTİRDİ

Bu sistemle ilk işlem Mart 2020’de yapıldı ve İran’a Covid-19’la mücadele etmesi için tıbbi malzeme ve ekipman gönderildi. Bu sistemin çalışması Avrupa ile İran arasında meşru ticaret için uzun dönemli ve sürdürülebilir bir çözüm sundu. Trump yönetimi Çin’e karşı bir ticaret savaşını bu dönemde kışkırttı. Ardından Çin’in yükselişini kapsamlı bir şekilde kontrol altına alma politikasını benimsedi. ABD, Nisan 2018’de Çin Telekom devi ZTE Corp’a yaptırımlar koydu. Ondan sonra, Washington Huawei’ye yönelik baskılarını artırdı.

Neden Huawei? Çünkü bir ülkenin yükselişi ilk olarak, işletmelerinin yükselmesinden başlar. Huawei, Çin şirketlerinin ve Çin üretiminin küresel yükselişini temsil ediyor. Bu ortak ortaya çıkış ABD liderliğindeki sistemi etkiledi ve Batı sermayesinin 5 yüzyıl kadar süren küresel piyasayı kontrolünü etkiledi.

Washington, Huawei’in İran’la iş birliği yapmasından ZTE’nin durumundaki gibi sorunlar bulup sonra da yaptırımlar koymayı ümit etti. Ama onu hayal kırıklığına uğratacak şekilde, Huawei’in yaptırımları ihlal ettiğini kanıtlayacak kanıt yoktu. Sonunda ABD Huawei’yi banka yolsuzluğu ile suçladı. Bunun nedeni Huawei’in çalıştığı banka HSBC’ye İran’la iş ilişkilerini bildirmemesiydi. Bu ABD tarafının HSBC’deki belirli kişilerle iş birliği içinde uydurduğu tam bir sahtekârlıktı.

ÇİN HEGEMONYAYA KARŞI SAVAŞIYOR

Meng serbest bırakılmış olsa da ABD hâlân onun “ceza ertelemesi anlaşması” yaptığını ileri sürüyor. Bazı insanlar Washington’ın soruşturmasına devam edeceği ve Huawei’in yüksek cezaları kabul edebileceğinden endişe ediyor. Bu kişiler Meng’in serbest bırakılmasının önemini anlamamış. Bundan sonra olacak şey muhtemelen ABD’nin nasıl yumruk atacağı değil, fakat Çin’in nasıl karşılık vereceğidir. Eğer ABD Huawei hakkında tekrar dava açmaya karar verirse, ilk karşılaşacağı şey Çin’in Yabancı Yaptırımlara Karşı Yasası olacaktır.

Bugün Huawei kolayca devrilemez. 2020’de şirketin satış gelirleri 891,4 milyar yuana (136,7 milyar dolar) ulaştı ve net kârı 64,6 milyar yuandı (9,9 milyar dolar). Bu yıl Huawei Fortune Global 500 şirket arasında 44. idi. Huawei’in arkasında yükselişte olan büyük bir grup Çin şirketi ve ülkenin kapsamlı üretim endüstrisi var. Bu Çin’e hegemonyaya karşı savaşma gücü veriyor.

En son ABD-Çin ticaret verisi oldukça açıklayıcı. 2021’in ilk 5 ayında Çin, ABD’ye ihracatı yüzde 38,8 artarak 1,34 trilyon yuana (207,5 milyar dolar) çıktı. Bu arada Çin’in ABD’den ithalatı yüzde 48,5 artarak 478, 3 milyar yuan (74,1 milyar dolar) oldu. Ve ABD ile ticaret fazlası yüzde 34,1 artarak 860,51 yuan (133,3 milyar dolar) oldu. Bu çerçevede Washington’ın uzun kollu yargısının bastırdığı diğer ülkelerin ABD hegemonyası altında daha önce oldukları gibi uysal ve söz dinler olmaları çok zor.