CGTN / Danny Haiphong

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), salgının iki yıl önce başlamasından bu yana Covid-19 hastalığına yakalanma konusunda en tehlikeli yerlerden biri haline geldi. ABD’de şu anda Covid-19 salgınında ölü sayısının 908 bin ve yükselme eğilimine olduğu tahmin ediliyor. Hastane yatakları, sağlık hizmetleri çalışanı ve koruyucu malzemede tedarik sıkıntısı devam ediyor. ABD siyasi düzeni ile medyası virüs hakkında yanlış bilgi vermeye ve Çin’i, dikkatleri kendi kendine olan salgın felaketinden başka yöne çevirmek için şeytanlaştırmaya devam ediyor. Son epidemiyolojik tahminlere göre, ABD’de Covid-19 salgınında ölü sayısı kış sonunda bir milyona ulaşacak.  

Bu rahatsız edici eğilimler, ABD’deki mevcut siyasi liderliği kaygılandırıyor gibi görünmüyor. Birkaç eyalet maske kullanımı gibi halk sağlığı önlemlerini gevşetiyor.  New York Times gazetesi 5 Şubat’ta ön sayfada, ABD’de Covid-19 salgınında ölü sayısının 900 bine ulaştığı açıklamasını en alta yerleştirirken, istihdam artışını en önemli haber olarak verdi. Gazete, Amerikalıların Covid-19 salgınında yaşamlarına devam ettiği sonucuna vardı. Bu, ABD Başkanı Joe Biden’ın, ABD’nin Mayıs 2020’de dönüm noktasına ulaştığında salgında 100 bin ölünün çok fazla olduğu yönündeki mesajıyla çelişiyor. 

ABD’NİN ÖNCELİĞİ “SİYASET”

ABD’nin salgınla mücadelesinde, siyasete insanların hayatta kalması ve sağlığından daha fazla öncelik verildi. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın liderliği tehlikeli bir becerisizlik standardı gösterirken, ABD’de Covid-19’dan ölümlerin çoğu ABD Başkanı Joe Biden yönetimi zamanında meydana geldi. Covid-19 salgını, ABD’nin sistemik siyasi sorunlarını ortaya çıkardı. Trump yönetiminde Çin, ABD’nin salgını yönetmedeki eksiklikleri ve hatta salgının kendisi için açıkça suçlandı. Biden döneminde de Çin ve salgın hakkındaki siyasi spekülasyonlar devam ediyor, ancak buna normale dönme sözünün henüz yerine getirilmemesi eşlik ediyor. 

Sorun Çin değil. Sorun, ABD’nin siyasi sisteminin, ABD halkı ya da dünyanın geri kalanını menfaatine olacak şekilde Covid-19 salgını sorununu aşmada en ufak bir çaba göstermemesidir. ABD medyası Çin’in dinamik “sıfır Covid-19” stratejisini kınarken, koronavirüs salgınının önlenmesi için gerekli kitlesel test yapma, temaslı hastayı izleme ve ekonomik yardım konusunda tutarlı bir politika uygulanmasını reddediyor. Uluslararası alanda ABD, kritik Covid-19 aşı yasa dışı yaptırımlar uygulama yoluyla bir dizi ülkenin koruyucu malzeme ve diğer gereksinimlerine ulaşmasını engelledi. ABD siyasi liderliği, “her zamanki şeyler” zihniyetini benimseyerek, etkili bir şekilde Covid-19 salgınıyla mücadeleden vazgeçti. 

ABD bu yüzden tarihi gelişmesinde tehlikeli bir döneme giriyor. Siyasi kutuplaşma, aşırı ırkçılık, ekonomik eşitsizlik ve militarizme bağlılık ülke içinde meşruiyet krizi yarattı. Amerikalıların çoğu medyanın yanı sıra iki ila dört yılda bir seçmeleri söylenen siyasi liderlere güvenmiyorlar. Savaşlar, yoksulluk ve salgınlar gibi krizler, insanlık tarihinde şimdiye kadar görülmemiş ölçekte ülkeler ve insanlar arasında planlı ve koordineli iş birliğini gerektiriyor. Bu, ABD’nin sahip olmadığı siyasi bir meşruiyete ihtiyaç duyuyor. 

ABD YÖNETİMİ COVID-19 SALGINIYLA MÜCADELEDEN VAZGEÇMİŞ GÖZÜKÜYOR

ABD’nin salgın sırasındaki düşük performansı, halk ve hükümetleri arasında büyük bir ayrışmanın olduğunu gösterdi. Benzer bir dinamik, ABD’nin, uluslararası hukukun aşikâr ihlalleri ve tek taraflı saldırganlıkla karakterize edilen uluslararası topluma yönelik yaklaşımında ortadadır. ABD kendisini, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde “özgür dünyanın lideri” olarak kutsadı. Ancak ABD’nin özgürlük tanımı her zaman bireye ayrıcalık tanıdı ve kurumsal çıkarların küçük bir azınlığa fayda sağlaması şeklinde tasarlandı. Ortak eylem, miadını doldurmuş komünizm karşıtı değerlerin ve inançların Amerikan yaşamında etkili olmaya devam ettiği noktaya kadar küçümseyerek reddedilir ve hatta baskı altında tutulur. 

Bir araya getirilen bu nitelikler, tarihin ABD’nin kontrolsüz tekelci kapitalizm modelini nasıl yargılayacağını şekillendirecek. Covid-19 salgınından kaynaklı büyük kayıplar sadece sistemin iğrenç mirasına katkıda bulunur. Buna karşılık, ABD ile kıyasladığında Çin’de Covid-19 salgınında toplam ölü sayısının düşük olması (5 binden az) sosyalist kalkınma modeline daha fazla saygınlık kazandırıyor. Çin, bir krizi halkın menfaati doğrusunda ele almanın neye benzediğini gösteriyor. Covid-19 salgınının en trajik sonuçlarından biri, ABD’nin kalkınma modelinin, Amerikalıların Çin’in sosyalist yönetim sistemi tarafından uygulanan etkili stratejilerini kendi bağlamlarında uygulamada anlamalarını ve desteklemelerini engellemektir. ABD siyasi liderliği Covid-19 salgınıyla mücadeleden vazgeçmiş olsa bile, insanlığın büyük çoğunluğu bu tür bir ayrıcalığa sahip değil. Covid-19 salgını tehdidi sürüyor. ABD’deki Covid-19 salgınında bir milyon ölüm ve gelecekte varyant olasılıkları ispatlanabilir kanıtlardır. Sorunları görmezden gelmek onları ortadan kaldırmıyor.