CGTN / C. Saratchand

Ukrayna’da devam eden çatışma Hindistan’da yaygın biçimde tartışılıyor. “Ana akım” medyanın büyük bölümü, “Batı”nın “ana akım” medyasının tutumuyla uyumlu şekilde çatışma konusunda tek taraflı bir yaklaşım benimsedi. Ancak bu, Hindistan’da dış politika yapımı sürecini önemli ölçüde etkilemedi.

Hindistan’ın Ukrayna’daki çatışmayla ilgili tutumunu değerlendirmeye dönmeden önce, ilgili konuları kısaca incelemek yerinde olabilir. Ukrayna’daki çatışma iki ilkenin kesişmesini kapsıyor. İlk olarak, her ülkenin egemenliği uluslararası hukuk tarafından korunmaktadır. İkincisi, bütün ülkelerin güvenliği bölünemez. Bu, bir ülkenin güvenliğinin diğer ülkenin güvenliğinin pahasına sağlanamayacağı anlamına geliyor. Diğer bir ifadeyle bu iki ilke aynı paranın iki yüzüdür. Dünyanın büyük bölümünde anaakım medya bu paranın sadece tek bir tarafına odaklanıyor. Şöyle ki; Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) düzenlediği şekilde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy yönetimi tarafında yer alıyor. 

RUSYA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE HİNDİSTAN’IN ÇIKARLARINI DESTEKLEDİ

Hindistan’ın Ukrayna’daki çatışma dâhil olmak üzere bütün konulardaki dış politikası, bu ülkenin diğer ülkelerle ilişkilerindeki deneyimleriyle yakından bağlantılıdır. Hindistan’ın, Sovyetler Birliği ve Rusya ile karşılıklı yarar ve dostane ilişkiler bakımından uzun bir tarihi var. Sovyetler Birliği, Hindistan ve Çin gibi ülkelerde sömürge karşıtı hareketleri destekleyen birkaç ülkeden biridir. 1947 yılında Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Hindistan, yavaş yavaş stratejik özerklik politikasına dönüşen bağlantısızlar politikası altında Sovyetler Birliği dâhil bütün ülkelerle dostane ilişkiler geliştirme çabasına girdi. 

Rusya sürekli olarak Birleşmiş Milletler’de (BM) Hindistan’ın çıkarlarını destekledi. ABD’ye karşın Rusya, Hindistan’a savunma ekipmanı sağlamada güvenilir bir tedarikçi oldu. ABD’nin aksine Rusya, satın alan ülkenin savunma teçhizatlarını kullanmada herhangi bir teknolojik ya da yasal kısıtlama uygulamadı. Rusya, Hindistan’a doğal kaynaklar tedarik etmenin yanı sıra Hindistan’ın nükleer enerjiye dayalı elektrik üretimi programını güvenilir şekilde destekledi. Daha sonra eski ABD Başkanı Donald Trump 2017 yılında, Rusya’nın savunma teçhizatlarını farklı ülkelere satmaktan “vazgeçirmek” için tasarlanmış ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nı (CAATSA) imzaladı. Şu an itibarıyla, ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Venezuela, Küba, Kuzey Kore, İran, Suriye, Irak, Türkiye’ye karşı farklı türde tek taraflı yaptırımlar uygulayarak, sadece bu ülkelere zarar vermeyi değil, aynı zamanda sonuç olarak diğer ülkelerin ABD’ye göre “hak temelli uluslararası düzenin” en düşük seviyesinde kalmaya devam etmesini sağlamayı amaçlıyor. 

ABD, HİNDİSTAN’A BASKI YAPMA ÇABASINA GİRDİ

Hindistan’ın Rusya’dan S-400 hava savunma füze sistemleri satın aldığı dikkate alındığında, ABD, sürekli olarak CAATSA’yı uygulamakla tehdit ederek Hindistan’ı bu anlaşmadan “vazgeçirmeye” çalışıyor. Ukrayna’daki mevcut çatışma durumundan önce, Hindistan’ın stratejik özerkliği konusunda bazı uzlaşmalar dâhil olmak üzere belirli koşullar altında Hindistan’a CAATSA ile ilgili “istisnai işlemin uygulanabileceğine” dair medyada haberler yer almıştı. 

ABD, Ukrayna’daki çatışmaya ilişkin tutumunu desteklemesi için Hindistan’a baskı yapma çabasına girdi. Ukrayna’daki çatışmayla bağlantılı konularda farklı uluslararası forumlarda birçok oylama yapıldı. Bütün bu oylamalarda, Hindistan’ın tutarlı pozisyonu çekimserliği kapsıyor. Bu pozisyon, egemenliğin uyumluluğu ve güvenliğin bölünmezliğinin sadece Ukrayna’daki çatışmaya dâhil olan herkesin meşru endişelerinin giderilmesini içeren diplomasi yoluyla mümkün olduğuna ilişkin öneriyle uyumludur. 

HİNDİSTAN’IN UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMA KONUSUNDAKİ TAVRI

Bu bağlamda, Zelenskiy yönetimi ve onun farklı unsurları, uluslararası hukuk normlarına uygun olmayan şekillerde davranmıştır. Zelenskiy yönetimi, Ukrayna’daki Hindistanlıların güvenliğini farklı uluslararası forumlarda Hindistan’ın oylama kararıyla ilişkilendirmeye çalıştı ve bu kuşkusuz Hindistan için kabul edilemez bir durumdu. Birçok Hindistanlı çatışma bölgesinde sıkıştı ve onların ayrılması Zelenskiy yönetimi tarafından engellendi. Ukrayna’dan ayrılmak isteyen beyaz olmayan insanlara karşı, örneğin Hindistanlıların da arasında bulunduğu Asyalılar ile Afrikalılara, dayak ve sözlü taciz dâhil olmak üzere apaçık ırkçı ayrımcılık vakaları meydana gelmiştir. Ancak Hindistan, Rusya Federasyonu hükümetinden Ukrayna’daki Hindistanların tahliyesine yardımcı olmasını istedi. 

ABD ve “müttefikleri” Ukrayna’daki çatışmanın sonucuna karar vermek için beyhude bir arayış içinde Rusya’ya pek çok tek taraflı yaptırımları kullanmaya çaba gösterdi. Bu, ABD’nin Ukrayna’daki çatışmalarda bütün ülkelerin endişelerini giderecek bir diplomatik çözüme inanmadığını gösteriyor. 

Bu yüzden bu, Hindistan ve Rusya gibi farklı ülkeler için, uluslararası ekonomik ilişkilerin finansmanında ABD dolarına dayalı Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Derneği (SWIFT) sistemine bir alternatif geliştirmesi amacıyla uygun bir andır. Bu tür bir alternatif oluşturmak için gerekli olan uluslararası iş birliği Ukrayna’daki çatışmayı diplomatik olarak çözmeye çalışmak için kapsayıcı bir süreç başlatma potansiyele sahiptir.