Global Times / Xin Ping

20 Ocak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın başkanlığının birinci yıl dönümü. Biden’ın, “Amerika geri geldi” açıklaması, müttefikleri ve ortakları için daha fazla umut ve güven sağladı. Bir yıl geçti ve ABD hiçbir şekilde diğer ülkeleri aydınlatmak için “demokrasinin feneri” olmadı, ancak bunun yerine dünyaya karanlığı getirdi.   

KABİL’İN DÜŞÜŞÜ

ABD, Afganistan’a kararlılık ve tutkuyla geldi, ancak kaos ve ıstırapla sonuçlandı. Son yirmi yılda Afganistan’da demokrasi deneyimi 2 trilyon dolara, 100 bin sivilin kaybına ve 2 binden fazla Amerikalı askerin ölümüne mal oldu. Bu deneyim ülkeyi ABD’nin söz verdiği gibi “demokrasi cennetinden” ziyade cehennem gibi bir yere çevirdi. ABD’nin askerlerinin apar topar çekilmesi, Amerikan askerlerinin sivilleri vurması ve bir Afgan gencinin ABD askeri kargo uçağından düşmesi gibi kanlı sahneler yarattı. Bu ABD demokrasisi ve insanlığı için daimi bir yara izi bıraktı. Vietnam, Irak, Suriye veya Afganistan ABD demokrasisinin dayatıldığı her yerde her zaman yıkım ve acı oldu. Sam Amca, “Kitle İmha Silahının” bizzat kendisidir.  

KÜRESEL COVID-19 MÜCADELESİNE ZARAR VERMEK

Biden yönetiminin, Covid-19 salgınına karşı küresel mücadeleye yardımla ilgili olarak verdiği umut verici resme rağmen, dünya her zaman ABD’nin ikiyüzlülüğünü ve küresel aşı dağıtımında “Önce Amerika” şiarını gördü. ABD ihtiyacının çok ötesinde aşı depoladı ve gelişmekte olan ülkelere bozuk ve neredeyse son kullanma tarihi geçmiş aşıları gönderdi. Salgının kaynağını izlemeyi bilim insanlarına bırakmak yerine ABD yönetimi, sözde “inceleme” tezgâhı için istihbarat örgütlerini görevlendirdi, acımasızca diğer ülkeleri günah keçisi yaptı ve laboratuvar sızıntısı teorisini abarttı. Virüsle mücadelede ABD hemen hemen hiç iyi bir şey yapmadı. Sam Amca’nın sözleri ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. 

ENFLASYON İHRACATI 

ABD ekonomisinin güç duruma sürüklenmesini önlemek için Biden yönetiminin, bir dizi parasal genişleme ve büyük ölçekli teşvik paketlerine başvurması yüksek enflasyonla sonuçlandı. Aralık 2021 itibarıyla Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 6,8 artışla kırk yıldaki en yüksek seviyesine çıktı. ABD Kongresi Bütçe Ofisi, federal borcun 3,33 trilyon dolara çıkacağını tahmin etti. Yine de ABD Merkez Bankası (Fed) pervasız parasal genişlemelere devam ediyor. ABD’nin sorumsuz para politikaları küresel enflasyonun artmasını etkiledi ve tüm dünya bedelini ödemek zorunda kaldı: küresel emtia fiyatları yüzde 20 oranında fırladı ve ham petrol fiyatlarının varili 80 doları geçti. Gerçekten de ABD enflasyon ihracında en iyisidir. 

KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİ BOZULDU

ABD küresel tedarik zincirinin bozulmasına doğrudan katkıda bulundu. Gevşek Covid-19 protokolleri Amerikan limanlarında salgına yol açarak, yetersiz iş gücüne ve malların stoklanmasına sebebiyet verdi. Biden yönetimi acilen yüksek işsizlik parası getirdi, bu da iş gücü kıtlığını daha da kötüleştirdi. Sonuç küresel taşıma maliyetlerinin dayanılmaz boyutlara çıkmasıdır. Çin-ABD rotası örnek alındığında konteyner başına taşıma oranı 2019’da bin 500 dolardan bir noktada 28 bin dolara çıktı ve halen yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Bu utanç verici sırrı gizlemek için ABD bir kez daha suçu Çin’e attı, Çin’in sıfır Covid-19 politikasını küresel ulaşımın toparlanmasında engel ve küresel tedarik zinciri krizinin temel sebebi olarak gösterdi. İşin garip tarafı Çin’in ticareti 2021 yılında 6 trilyon doları geçerek, yıllık bazda yüzde 20’den fazla büyüdü. Gerçek sorun yaratanın kim olduğu ortadadır. 

SAHTE ÇOK TARAFLILIK 

Başkan Biden yönetiminin çok taraflılığı sürdüreceğini iddia etti. Ancak bunun sahte birçok taraflılık ya da ideolojik çatışmanın yönlendirdiği zümrecilik olduğu ortaya çıktı. ABD, tıpkı Soğuk Savaş sırasında yaptığı gibi, dünyayı farklı kamplara bölmeye çalışmak amacıyla G7, Beş Göz, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) ve AUKUS benzeri küçük klikler ve bloklar yaratmak için bütün dünyada müttefikleri ve ortaklarını bir araya getirdi. ABD “kurala dayalı uluslararası düzeni” destekleme sözü verdi, ancak her şey tersine gidiyor. Daha fazla ülke ABD’nin tek taraflı adımlarından, geniş kapsamlı kontrolünden ve baskısından acı çektiği için sözde “kurallar”, ABD’nin kendi çıkarları ve egemenliğine hizmet eden kurallardan başka bir şey değildir. 

TEKNOLOJİK AYRIŞMA

ABD’nin teknolojideki baskın konumunu sürdürmek için altına bakılmadık taş kalmadı. Sonsuz Sınır Yasası’nın yürürlüğe girmesi, ABD’nin ayrışma yolunda daha ileriye gideceğini gösterdi. Belirli şirketlere yaptırım uygulamaktan tüm sektörü engellemeye, teknoloji kontrolünden akademik değişimleri sonlandırmaya kadar ABD niyetini ortaya koydu; Çin’in kalkınmasını bastırmak. Kalkınmanın sadece tecrit yerine iş birliği yoluyla sağlanabileceğini unutmayın. Çin ile ayrışmak dünya ve gelecek ile ayrışmak anlamına geliyor. 

NÜKLEER SİLAHLARIN YAYILMASI 

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na göre, nükleer silahları olmayan ülkeler nükleer gücü sadece denetim ve yol gösterme altında barışçıl amaçlar için kullanabilir. Nükleer denizaltılar stratejik silahlar olarak barışçıl kullanım kategorisine açıkça uymamaktadır. Ancak ABD’nin, nükleer silahlara sahip olmayan bir ülke olan Avustralya’ya en az sekiz nükleer denizaltı inşa etmede yardım etmek için AUKUS anlaşmasını yaratmadaki ısrarı, çok büyük olasılıkla Asya-Pasifik bölgesinde silahlanma yarışını kızıştıracak ve barış ile istikrara zarar verecek. Nükleer silahların yayılmasında Pandora’nın Kutusu ABD tarafından kötü niyetle açıldı. Ateşle oynayarak sadece kendisini yakacak. 

ABD DEMOKRASİSİ İÇİN YOLUN SONU

ABD, içeride yarattığı büyük heyelan ve dışarıda sebep olduğu kaos rağmen, sözde Demokrasi Zirvesi topladı. ABD demokrasisi şimdi partizan bölünmeler, zenginler idaresi ve sosyal adaletsizlikle uğraşıyor. Zirvede Arjantin devlet başkanı, Latin Amerika’daki karanlık geçmişlerini açıkça eleştirerek ABD’nin ikiyüzlülüğünü ortaya serdi. Biden’ın Demokrasi Zirvesi’nin neyi eksik? Halkın gücü eksiktir. Demokrasi asla sabit bir formül değildir, halk egemenliği fikridir. Diğer ülkelerin siyasi sistemlerini suçlayarak, ABD sadece kendi demokrasisini sorgulatıyor ve utandırıyor. Gerçekten de “Amerika geri döndü”, zorbalık, egemenlik ve çatışma da öyle. ABD’nin dünyaya getirdikleri bunlarsa, asla geri gelmemesi daha iyi olur.