CGTN / Hannan Hussain

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Kishida’nın görev başlamasından bu yana ilk görüşmelerini 21 Ocak’ta çevrim içi olarak yaptı. Toplantıyla ilgili yapılan açıklamada “iki liderin Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi’ndeki statükoyu değiştirme girişimlerini püskürtme konusunda kararlı olduğu” belirtildi.

Hong Kong Özel İdari Bölgesi’yle ilgili uydurulan endişeler, Diaoyu Adaları konusunda Çin’in toprak bütünlüğüne açıkça saygı gösterilmemesi ve boğazın iki yakası arasındaki diyaloglarla ilgili Çin karşıtı tutum almalarının Japonya’ya için bir faydasının olmayacağının açıkça hatırlatılmasına hizmet ediyor. Çünkü Çin’in egemen çıkarları sorgulanamaz biçimde egemendir ve bu gerçekliğe karşı çıkmak -söylemde bile- Asya’ya ABD-Japon ittifakının barış için uygun olmadığını gösterebilir.

ABD HUKUKSUZ DENİZ İDDİALARINA DESTEK VERİYOR

Doğu ve Güney Çin Denizleri’nde istikrara yönelik inanılır bir tehdit oluşturan Beijing değil Washington’dır. ABD’nin hukuksuz deniz iddialarına desteği, komşular arasında anlaşmazlık yaratma yönündeki bilinçli çabaları, tartışmalı Seyrüsefer Operasyonları Serbestliği’ni (FONOPs) geliştirmesi ve BM Deniz Hukuku Anlaşması’nı (UNCLOS) bir siyasi baskı aracı olarak kullanması bunu açıkça gösteriyor. Aslında bütün bunlar gerçek bir “geri püskürtmeyi” gerektiren kışkırtmalardır.

Bu yüzden Tokyo, Çin’in Diaoyu Adaları konusundaki Japonya-ABD güvenlik anlaşmasının uygulanabilirliği ile ilgili Washington’dan sahte garantiler almak için ısrarlı bir çaba gösteriyor. Açıklamada “Başkan (Biden’ın) kararlı biçimde Karşılıklı Güvenlik Anlaşması’nın 5. maddesinin Diaoyu Adaları için geçerli olduğunu kararlı biçimde teyit etti ve ABD’nin, bütün kapasitelerini kullanarak Japonya’nın savunmasına sarsılmaz bağlılığını teyit ettiği” belirtildi.

Tokyo’nun savunulması için ABD’nin “kapasitelerinin” çığırtkanlığını yapmak Çin’in Diaoyu Adaları üzerinde kendi coğrafi haklarını uygulamasını uzaktan bile etkilemez. Ama Washington’ın bölgede herhangi bir bahane ile çatışmayı artırma arzusunun daha fazla kanıtını sunar. Bu ABD-Japonya ittifakı için kötü bir görüntü. Bu durum iki liderliğin sözde “bölgeye olan bağlılıklarını geliştirmek” için gerekli gördüğü şeyi şüphe altına sokar.

BIDEN’IN HİNT-PASİFİK STRATEJİSİNE GÜÇ KATMA ÇABALARI

Taiwan Boğazları’nın iki yakasındaki “barış ve istikrar” ile ilgili olarak Kishida ve Biden’ın söyledikleri yapmacıklıktan başka bir şey değil. “Tek Çin” ilkesine karşı bu ikiyüzlü yaklaşım ABD-Japonya’nın Asya’da özellikle “iş birliği” adına önerdiklerinin büyük ikiyüzlülüğünü gösteriyor. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’ne (ASEAN) gelince, Kishida ve Biden blokun merkeziliğine desteklerini teyit ettiler ve bölgede iş birliğini güçlendirme sözü verdiler. Ama denizcilik cephesinde, Güney Çin Denizi’nde statükonun değişmesi girişimleri ile ilgili iddiaları ASEAN’a duyulan ihtiyaçla ilgili söyledikleriyle kesin biçimde çelişiyor; Güney Çin Denizi Davranış Kuralları (COC) müzakerelerine uygun bir ortamı devam ettirmek ve desteklemek. Bu müzakereler tanınmış taraflar arasında güveni ve inanmayı artırmaya yönelik bir süreci temsil ediyor, istikrarlı sularla ilgili zehirleyici spekülasyonları değil.

Japonya, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) liderlerinin gelecek zirvesini bu bahar aylarında toplamaya hazırlanırken gözlemciler Asya güvenlik hatları ile ilgili daha fazla yanlış yorumla karşılaşmayı bekleyebilir. İklim, altyapı, enerji ve salgın karşıtı vaatlerde henüz bir kazanç sağlamamış olan bu grup muhtemelen Biden’ın Hint-Pasifik Ekonomik Çerçeve önerilerini destekleyecek ve bunun bölgenin çıkarına olduğunu iddia edecek. QUAD’a genel olarak neyin hakim olduğu ve Çin’e odaklı kontrol tutkuları dikkate alınırsa, önerilen ekonomik çerçeve de bir ABD reçetesidir. Bu reçete, ekonomik reçetelerin çoğunu kendi başına üreten ve bölücü Hint-Pasifik stratejisine güç katmaya en az mecbur olan bir bölgeyi hedef alacaktır. Tokyo peşine takılmışken, şunu sormaya değer, ABD-Japonya ittifakının bütün gücü bu mu?