CGTN / James Rae

15 Ocak 2020’de imzalanan 1. faz ticaret anlaşmasının önemini unutmak kolaydır. SARS-CoV-2 dünyayı etkisi altına almadan ve uluslararası ticaret ile seyahatleri durdurmadan uzun zaman önce, eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın kendinden emin bir şekilde güçlü ekonomik performansı ile ikinci kez başkanlık seçimini kazanmayı beklediği zamanlarda, Trump’ın liderlik ettiği Çin’le ticaret savaşı, Çin’in Amerikan malları ithalatını artırma anlaşması ve anlaşmanın önceki iki yıl içinde ABD tarafının gösterdiği düşmanlığı azaltacağı varsayımıyla, bazı hafifleme işaretleri göstermişti.

Amerikan Peterson Uluslararası Ekonomik İlişkiler düşünce kuruluşuna göre, Çin hükümeti ikili anlaşmanın önemli yönlerini uygulamaya devam etti ve belirlenen hedeflerin üçte ikisi kadar ithalatı artırdı. Bu çabalar 2020’de küresel ticaretin yüzde 10 kadar düştüğü dikkate alınırsa daha da dikkate değer hale gelir (hizmet ticareti bunun iki katı düştü) v e küresel tedarik zincirlerindeki aksamaların ve enflasyonun yavaşlatıcı etkileri toparlanmayı engellenemeye devam ederken, bunun yanı sıra devam eden salgın alımları engelliyor ve değişik sektörel düşüşler yaşanıyor.

ÇİN’İN TARIMSAL İTHALATI YÜZDE 83 ARTTI

Peterson Enstitüsü’nün gözlemlediği üzere, otomobil ve uçak alımları salgının neden olduğu değişimler nedeniyle düşerken, enerji ithalatı Amerika’nın, önceki yönetimin gündeminin bir parçası olmayan iklim değişikliğini artıran çabalara yeniden ilgi göstermesinden etkilendi. Yine de Çin’in tarımsal ithalatı yüzde 83 arttı. Bu mevcut ekonomik gerçekler içinde, Çin’in ithalatının 2019’un sonundaki görüşmelerde belirlenen salgın öncesi düzeye ulaşmasını beklemek imkânsızdır. Çin’in Trump döneminin son yıllarından bu yana ikili ilişkilere yönelik toptan saldırı ve bunun Başkan Joe biden döneminde önemli şekillerde genişlemesi şartlarında bu hedeflere bağlılığı daha da dikkate değerdir.

Başkan Bill Clinton ABD’nin Çin’de insan hakları ihlalleri olduğu iddiasıyla (Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne üyeliği dâhil) ticaret beklentileri arasındaki bağları koparma yönündeki köklü değişikliği yaparken, Biden yönetimi bu umutsuz yaklaşımı yeniden canlandırdı ve şimdi ticareti Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Cumhuriyeti’ndeki uygulamalarına bağladı.

Bunlara ek olarak ABD, Çin’in devlet sektörlerine devlete bağlı ve özel firmaların katılımı üzerindeki yeni denetiminin altına daha fazla Çin şirketini dâhil etmeye devam ediyor ve bütün Çin sosyoekonomik modelini parçalanmasını talep ediyor (dinamik ve yenilikçi bir kalkınma üretmekte olağanüstü başarılı olurken yoksulluğu ortadan kaldıran ve bütün toplumla fırsatla ulaşma imkanlarını genişleten modeli). Aslında, ABD şimdi bazı büyük Çin dev şirketlerini Amerikan borsalarından atmayı istiyor. Aslında, Amerika’nın çabaları 20 yıldan kısa süre önceki bereketli ve barış dolu birbirine bağımlı G2 ortak düzenine çağrı yapmaktan çok kopmaya daha yakın bir seyir izliyor. Bu yüzden, 1. faz ticaret anlaşmasının hedeflerine ulaşılmaması nedeniyle Çin’in suçlanması zor.

İKİ BÜYÜK EKONOMİ ARASINDA TİCARET HANGİ YÖNE EVRİLECEK?

Ne olursa olsun, Çinli müzakereciler ticaretle ilgili daha fazla sözler vermek için masaya dönmeye hazır ve istekliyken, ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai mevcut anlaşmayı yeni görüşmelerle güçlendirmekten söz ediyor. Ne olacağını bilemeyiz ancak Çin kesinlikle ilişkilerdeki çeşitli konulara pragmatik yaklaşmaya devam edecek ve ABD ihracatını artırma ve kendi ekonomik toparlanmasını güçlendirme ile küresel ekonomik büyümeyi desteklemeye güçlü bir ilgi gösteriyor. Belki de ABD ekibi Trump’ın Çin’den bazı somut ithalat sözleri alıp zafer ilan etmek formülü ile yeniden görüşmeye başlayacak ve bunun gelecek seçimlerde kendilerini yardımcı olmasını ve gelişmiş ekonomik bağlar için yer açmasını umacak.

Çini birinci faz anlaşmasının bütün hedeflerine ulaşmadığı için suçlamak ve Çin’i ticari, teknolojik ve imalat dâhil bütün sektörlerde stratejik rakip olarak görmeye devam etmek daha cazip gelebilir. Biden yönetimi Çin’e karşı böyle katı bir tutum aldı ve kapsamlı ilişkileri o kadar siyasileştirdi ki, bu yıl ticaret konusunda fazla gelişme beklemiyorum.

ABD Kongresi son yıllarda ABD-Çin ilişkilerinde çok büyük (ve olumsuz) bir rol oynuyor ve daha şimdiden Amerikan ara seçimleri açık görüşmelerin yeniden başlamasına uygun siyasi bir iklimi engelliyor. Bir yıldan az bir süre içinde, Demokrat Parti hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kaybetmekte olduğu açık bir varsayım ve bu Biden yönetiminin iddialı iç gündemine zarar veriyor. Bu nedenle, Amerikalıların Çin tarafının istediği gibi yaptırımlara ve gümrük vergilerine son verdiğini düşünmek zor. Her iki tarafın bir sonraki adımını endişe ile bekleyeceğiz ve uyum dünyanın iki büyük ekonomisi arasında gelişen ticaretten ve karşılıklı faydanın kabul edilmesini umacağız.