CGTN

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın selefinden miras aldığı karşılıklı yıkıcı ticaret savaşından bir çıkış yolu bulmak için mücadele eden Avrupa Birliği (AB) ve ABD, “ticareti bozan uygulamalar” dedikleri şey nedeniyle Çin’e karşı sert olma sözü verdiler. Böyle bir ufak siyasi yanlış yönlendirme, ABD’ye, Amerikan çelik işçilerinin işlerini korumayı ve tam tersi bir durumla sonuçlanan ABD ekonomisini canlandırmayı amaçlayan feci bir politikayı terk etmesi için bir kılıf sunacak. Bu, Biden’a bir miktar iç siyasette kılıf sağlayabilir, ancak Trump’ın “Önce Amerika” ticaret savaşlarından sersemleyen küresel toplumdaki hiç kimseyi kandıramaz.

Trump, 2018’de “ulusal güvenlik” bahanesiyle Amerika’nın en yakın müttefikleri de dâhil olmak üzere çelik ve alüminyum ithalatına gümrük vergisi koydu. Bu, ticareti çarpıtma uygulamasının en önemli örneğiydi. Sonuçlar, küresel ticaretin faydaları ve bir ticaret savaşında herkesin nasıl kaybettiğine dair bir derstir. Tarifelerin uygulanmasının ardından ABD’de çelik fiyatları yükseldi. Çeliğe olan talep azaldıkça binlerce çelik işçisi işini kaybetti. ABD çelik stoklarının değeri burnu üstü çakıldı. Harvard Üniversitesinden Lydia Cox ve California Üniversitesinden Kadee Russ tarafından yapılan bir analize göre, Trump’ın çelik ve alüminyum tarifeleri 2019’un sonuna kadar metal endüstrilerinde en az 75 bin iş kaybına neden olurken, genel ticaret savaşı 175 bin Amerikan imalat işini öldürdü.

Hikâyenin sonu bu değil. ABD’nin tarifeleri uyguladığı ülkeler benzeri misilleme yaptı. ABD ve AB ticaret müzakerecilerinin yakın zamandaki toplantısında, iki tarafın “ticareti çarpıtan politikaları destekleyen Çin gibi ülkeleri sorumlu tutmak” için birlik olunmasıyla ilgili yayımladığı ortak bildirisi manşetlerden inmedi. Ancak toplantının esas hikâyesi bu değildi. Gerçek haber şu ki, Avrupa ABD mallarına uygulanan çifte gümrük tarifesi tehdidinden geri adım attı ve ABD, 2021’in sonuna kadar çelik ve alüminyum tarifelerinden geri çekilmeyi taahhüt etti.

KÜRESEL ÇELİK ENDÜSTRİSİNDEKİ AŞIRI ÜRETİM SORUNU KARIŞIK

Biden yönetimi, çelik ve alüminyum tarifelerini düşürme hamlelerine dikkat çekmek istemiyor. Şu anda ABD’de, genel halkın ruh hali uluslararası ticaret anlaşmalarına ve genel olarak küreselleşmeye büyük ölçüde karşı. Bir zamanların sadık serbest tüccarları olan Cumhuriyetçiler, Trump’ın beslediği korumacılığa döndüler. Demokratlar geleneksel olarak sendika yanlısı ve denizaşırı ülkelere iş vermekten korktukları için ticaret anlaşmalarından şüphelenirler. Amerikalılar küreselleşme sorununa içgüdüsel bir tepki veriyor. Trump’ın tarifelerinin aslında işçilere zarar verdiğini açıklama girişimleri, siyasi yelpazenin her iki tarafında da çoğunlukla duymazdan gelinecek.

Amerikalılar, Çin’in işlerini çaldığı çok kez söylendiği için bunun doğru olduğuna inanıyorlar, fakat analiz üstüne analizler her iki ülkenin de ticaretten faydalandığını gösteriyor. Amerikalılar küreselleşme tarafından dolandırıldı, ancak düşündükleri şekilde değil. Küreselleşme Amerika’yı çok daha zengin hale getirdi, ancak faydaları en zenginlerin cebine aktı ve işçileri geride bıraktı. Bunun nedeni Avrupa, Çin, Kanada veya Meksika değil, ABD’nin iç politikasıdır.

Biden nihayet Avrupa’daki tarifeleri kaldırdığında, siyasi muhalifleri bu eylemi bir silah haline getirmeye çalışacak ve Biden’ın Amerikalı işçilere ihanet ettiğini ilan edecek. Bu, Çin ile gerçekte hiçbir ilgisi olmayan ikili ticaret anlaşmazlığında neden Çin’e başvurulduğunu açıklamaya yardımcı olur. Trump’ın tarifelerinin birçoğu yürürlükteyken ABD’nin ticareti bozan politikalardan şikâyet ettiğini duymak ironik.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Trump’ın Çin’deki tarifelerinin yasa dışı olduğuna karar verdi. Yine de Biden yönetimi onları geri çekmedi. Nitekim, ABD’deki mevcut siyasi ortamda, bunu “Çin’e karşı yumuşak” görünmeden yapması zor olacaktır. Küresel çelik endüstrisindeki aşırı üretim sorunu karmaşıktır. DTÖ, bununla başa çıkmak için uygun forumdur. Aslında Çin, damping davalarında çeliğin değerinin nasıl ölçüleceğine dair Avrupa tarafından açılan bir davada yakın zamanda bir yenilgiyi kabul etti. Bu, çok taraflılığın alışverişinin nasıl işlemesi gerektiğinin bir örneğidir.

Çin, hem ikili müzakereler hem de DTÖ aracılığıyla her zaman ABD ile ticaret “çarpıtmalarını” tartışmaktan mutluluk duyar. Ne yazık ki, ABD aynı zamanda müttefiklerine ve Çin’e karşı ticaret savaşları başlatırken, Washington da DTÖ’nün ticari anlaşmazlıkları çözme yeteneğini engelledi. Biden yönetimi, çok taraflılığa doğru hamlesine rağmen durumu iyileştirmek için harekete geçmedi. Çin, ABD’nin çok taraflılığa kademeli dönüşünü memnuniyetle karşılıyor. Ancak küresel topluma geri dönerken ticareti çarpıtma uygulamalarına son vermesi gereken Çin değil, ABD’dir.