CGTN / Hannan Hussain

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden 11 Mart’ta -önemli müttefikleriyle birlikte- Moskova’nın “en çok gözetilen ulus” (MFN) ticaret statüsünün sona erdirileceğini taahhüt ederek, “Bu, hâlihazırda yaptırımlarımızdan çok kötü biçimde ıstırap çeken Rus ekonomisine diğer bir ezici darbe.” dedi.  

Dünyanın barış içinde birleşmeye ve Ukrayna krizinin acilen sona ermesine şiddetle ihtiyaç olduğu bir dönemde ABD önderliğindeki Batı, Rus ekonomisine karşı saldırılar düzenlemeyi en önemli önceliği haline getiriyor.  

Moskova ile ticari ilişkileri azaltmanın gerginliğin tırmanışının sadece bir parçası olduğunu anlayın. ABD destekli çabalar aynı zamanda, önemli ticaret ve finansal kuruluşlara yönelik Rus karşıtı ekonomik kampanya yürütmeye yöneliktir. Dünya Ticaret Örgütü’nü (DTÖ) göz önünde bulundurun. G7 ülkeleri geçen hafta cuma günü yaptıkları ortak açıklamada, Rusya’nın MNF statüsünün iptal edilmesinin ardından DTÖ üyeliği avantajlarının kaldırılması önerisinde bulundular. G7’nin güveninin bir kısmının, Moskova’yı hesaba katarak oluşturulan “geniş koalisyon” dedikleri şeyden kaynaklanması şaşırtıcı değildir. Bu hiç şüphesiz, son zamanlara kadar kendisini Ukrayna-Rusya anlaşmazlığında diplomasi, gerilim düşürme ve ateşkes konusunda önemli olarak gören aynı G7’dir. 

ULUSLARARASI BARIŞ VE İSTİKRARIN TEMELLERİ

Uluslararası barış gözlemcileri, Ukrayna konusunda gerilim yükselirken, Batı’nın oluşturduğu örneğe dikkat etmelidir. DTÖ’de, MFN yaklaşımı, DTÖ’nün 164 üyesi için ayrımcılık yapmamayı garanti olarak gördüğü bir durumdur. MFN aynı zamanda bütün üyeler için eşit davranma değerini güçlendirir ve bir egemen devleti dışlamak amacıyla bazıları için siyasi bir araç olarak hizmet etmemelidir. DTÖ, ticaret sistemi ilkelerinin parçası olarak açıkça, “DTÖ anlaşmalarına göre, ülkeler normal olarak ticaret ortakları arasında ayrımcılık yapamaz.” demektedir. 

ABD öncülüğünde Rusya’ya karşı yöneltilen son saldırı, ABD, Rusya’yı siyasi olarak hedef aldığından DTÖ’nün MFN ilkesinin ruhuna ters düşmektedir. Tarih burada değerli bir rehber olabilir. Washington yönetiminin kendisi MFN statüsünü, büyük ölçüde siyasi nedenlerden iki düzineden fazla ülke için iptal etmiştir. Bu, sözde “koalisyon” çabasının, Rusya’yı küresel ticaret temelinin altında seçip ayırmayı amaçladığı ve Ukrayna krizini önlemek için somut barışı sağlama amacına hizmet etmediğine ilişkin güçlü bir mesaj göndermektedir. 

Biden, geçen hafta cuma günü Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “uluslararası barış ve istikrarın temellerine” gönderme yaparken, Rusya’nın seçkin çok taraflı kuruluşlardan finansal destek almasını reddeden ortak baskıyı ima etti. Çok taraflı kuruluşların güvenilirliğine katılımcı ülkelerin eşit ve temsili fikir birliğiyle karar verildiği bir gerçektir. Bunun, seçilmiş demokratik kliklerin, özellikle uluslararası uzlaşmaların kendi iradeleri sayesinde olduğunu düşünenlerin ağırlığı tarafından yönlendirilmesi varsayılmamalıdır. 

SOĞUK SAVAŞ ÇEKİŞMELERİ

Dünya, önemli Batılı güçlerin Rusya’ya karşı ekonomik savaşını tırmandırmak için elinden gelen her şeyi yapmasını izlerken, Ukrayna-Rusya ateşkesinin temel amacı acil destek talep ediyor. Birleşmiş Milletler (BM) siyasi ilişkiler başkanının yanı sıra aralarında Çin’in de bulunduğu bir dizi ülke, bütün tarafları memnun edecek görüşülmüş bir çözümün merkezi rolünü kabul ederek, bir ateşkes olasılığını destekledi. 

Batılı müttefiklerinin, şiddeti önleme ve 2,3 milyon mültecinin oluşturduğu krizin daha da artmasını engelleme ihtiyacının çok iyi farkında olduğu göz önüne alındığında, Washington’ın Rusya’ya karşı ticaret saldırısının barış arayışının ilerlemesinde başarısız olduğu yer burasıdır. 

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Romanya’ya yaptığı son ziyaretinde, “Bildiğimiz ve tanıklık ettiğimiz her şey, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in, ciddi bir diplomasiye giriştiğine dair bir işaret göstermiyor.” dedi. Washington, kesinlikle Rusya ile ilgili kışkırtıcı karakterini ve diplomatik direnişini yapacak konumda değil. Moskova yönetimine karşı 3 bin 600’den fazla yaptırıma katkıda bulunan ve Harris’in “ciddi diplomasi” dediği şeyi sadece şifahi güvencelerle sınırlayan ABD’dir. Soğuk Savaş çekişmelerini desteklemek için Ukrayna krizinden faydalanma arzusu, gerginliğin daha da tırmanmasının dayanağıdır ve esas olarak Washington’ın kendi suçudur.