Global Times / Ding Gang

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) medyasına göre, ABD Başkanı Joe Biden, görevdeki ilk yılında bir “Demokrasi Zirvesi”ne ev sahipliği yapacak. Zirve, sözde demokratik hükümetleri Çin ve Rusya gibi sözde otoriter ülkelerin yükselişini kontrol altına alacak geniş bir ittifak oluşturmak için seferber etmeyi amaçlıyor.

Hangi ülkelerin davet edileceği bilinmiyor. Hindistan muhtemelen dâhil edilecek. Hindistan davet edilmezse, kendi kendini “dünyanın en büyük demokrasisi” olarak ilan ettiği lakabı yalnızca bir isim olarak kalacaktır. Hindistan katıldığı takdirde, Amerikan demokrasi standardı kesinlikle düşecektir. Bir ülkenin demokratik olup olmaması, yalnızca hükümetinin şekline bağlı değildir. Yönetişim geride kalır, sosyal gelişme sönükleşir, sürekli kaos oluşur ve insanların yaşam standartları iyileştirilemezse, o zaman böyle bir demokratik sistem anlamsızdır. Bu ölçüde ABD yeterli değil. Geçen yılki başkanlık seçimlerinden önce ve sonra sahnelenen çeşitli savaşlar, bazı Batılı akademisyenlerin gözünde bile demokrasinin lekeleri oldu.

Bazı Amerikalı siyasetçiler ve akademisyenler, Amerikan demokrasisinin azmini gösterdiğine inandıkları için, ocak ayında Capitol Hill’e yapılan baskından gurur duyuyor gibi görünüyor. Ama başka bir ülkede olursa aynı şeyi söyleyecekler mi? Demokrasilerinin direncini hissetmek ve yargılamak Amerikalılara kalmıştır. Ancak ABD’de yaşananlar göz önüne alındığında, diğer ülkeler Beyaz Saray’ın demokrasi adına iç işlerini suçlama yeterliliğini sorgulayacaklar. Uzun zamandır Amerikalıların sattığı demokratik değerler, dünya insanlarının demokrasi algısını bozmuştur. Küresel sorunların bir kısmının ortaya çıktığı yer burasıdır.

Pek çok insan, demokrasi Batı standartlarında uygulandığı sürece, bir ülkenin düzenli hale geleceğini ve ekonomisini hızla geliştirebileceğini düşünüyor. İnsanları böylece Batı ülkelerindekiler gibi mutlu bir hayat yaşayabilir. Bazı gelişmekte olan ülkelerdeki seçkinler, bir zamanlar böyle demokratik bir yönetim biçiminin hukukun üstünlüğünü, düzeni ve gelişmeyi sağlayabileceğine inanıyorlardı.

ABD DÜNYA İNSANLARININ DEMOKRASİ ALGISINI BOZDU

Batı demokrasisi aslında Batı’nın büyümesine katkıda bulunuyor. Ancak bu, başka ülkelerdeki mutluluk duygusunun, kopya ettikleri sürece otomatik olarak artacağı anlamına gelmez. Batı’daki gibi farklı bir kültürel ve tarihi gelenekler toprağına aynı demokrasi ağacını dikmek imkânsızdır. Bu sayısız gelişmekte olan ülkenin gelişmesiyle kanıtlanabilir.

Bir devlet, ulusunun kendi kültürel ve tarihi geleneklerine dayalı olarak demokratik bir hükümet kuramazsa, istikrarlı gelişmeye yardımcı olan uzun ömürlü bir yönetim sistemi oluşturmak imkânsızdır. Gelişmekte olan birçok ülke, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra demokrasi biçimini benimsedi. Ancak, başlangıçta birçoğu, ulusal koşullarına uygun bir kalkınma modeline odaklanmadı veya bulamadı. Dahası, daha sonra kurumsal ve kültürel gelenekler ile etnik sorunlar nedeniyle etkili bir yönetişim uygulayamadılar. Sonuçta, bu ülkeler aralıklı olarak veya sürekli kargaşa ve kaosa sürüklendi.

Bu ülkelerde demokrasinin başarısız olmasının nedenlerinden biri, demokratik sistemlerinin orada “doğal olarak büyümek” yerine “nakledilmesidir”. Bu, örneğin Hindistan’da görülebilir.

Başarısızlığın bir başka nedeni de, ABD ve bazı Batılı ülkelerin demokrasinin küresel çıkarlarına göre tanımlanmasıdır. Hatta kendi demokrasi versiyonlarını diğer ülkelere dayatıyorlar. Washington, sözde demokratik ülkeleri stratejik rakiplerine veya düşmanlarına karşı birleştirmek için demokrasiyi “stratejik bir silaha” bile dönüştürdü. Bu, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma yolları ile uyumlu demokratik kurumlar inşa etme çabalarına ciddi şekilde müdahale etti. Hatta bu ülkelerdeki demokratik süreci baltaladı.

Bu nedenle, iki soru üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Küçük ve orta ölçekli ülkelerin kültürel geleneklerine göre kendi demokratik sistemlerini geliştirmelerine nasıl yardımcı olabiliriz? Onların keşfi için nasıl daha fazla alan yaratabilir ve sağlayabiliriz? Bunlar aynı zamanda küresel kalkınmanın şu anda karşı karşıya olduğu büyük zorluklardır.