Amerika Birleşik Devletleri (ABD); siyasetiyle, akademisiyle, medyasıyla, bürokrasisiyle Afganistan’daki ağır yenilgiyi tartışıyor. Sebeplerini bulmaya çalışıyor ve herkes sorumluluğu başkasına atıyor. Fakat yazının başlığında da sorduğumuz üzere, ABD sadece Afganistan’da yenilmedi. Suriye’de de yenildi. Çin, Rusya, İran, Venezuela ve Kuzey Kore’ye karşı da yenildi. Dahası sadece politik, diplomatik, askeri açıdan gerilemiyor, ekonomik açıdan da geriliyor. Çin’in ekonomik gelişmesi, ABD’nin ekonomik gerilemesi, hem diğer alanlara yansıyor hem de iki devletin birbirleriyle ve diğer devletlerle kurduğu ilişkilere.

Bu gidişatı daha iyi anlamak için, Çin’e ilişkin bazı ekonomik verileri sıralayalım. Çin; 161 bin kilometrelik otoyol uzunluğuyla dünyada ilk sırada. 146 bin kilometrelik demir yolu ağı var. Kara yollarının uzunluğu 5 milyon 198 bin 100 kilometre. Sivil havalimanı sayısı 241. Kargo hacmi sıralamasında, dünyadaki ilk 10 limandan 8’i; konteyner hacmi sıralamasında dünyadaki ilk 10 limandan 7’si Çin’de. Dünyadaki kuru yük konteynerlerinin yüzde 96’sı, soğutmalı konteynerlerin tamamı Çin’de üretiliyor. Çin; konteyner üretiminde 25 yıldır ilk sırada. Çin ve Avrupa arasında 2011’de başlayan yük treni seferleri de hızla gelişti. Günümüzde Çin’den Avrupa’da 22 ülkenin 160’tan fazla kentine yük treni gidiyor.

Ulaşımda olduğu gibi, teknolojide, bilişimde, iletişimde de oldukça iddialı Çin. Yapay zekâ araştırmalarında ABD’nin ardından ikinci. Çin’i takip eden ülkeler, Güne Kore, Kanada ve Almanya. Dünyada her iki 5 G telefondan biri Çin’de satılıyor. Çin; makine endüstrisinde de Almanya’yı geçip ihracat lideri oldu.

ABD’Lİ BAKANIN İTİRAFI

Çin’in öncülük ettiği Kuşak ve Yol Projesi de hızla ilerliyor. Projeye katılan ülke ve uluslararası kuruluşların sayısı 172 oldu. Gündeme geldiği 2013 yılından 2020 yılına dek Çin; Kuşak ve Yol güzergâhındaki ülkelerle toplam 9,2 trilyon dolar ticaret yaptı. Bu ülkelerde 136 milyar dolar tutarında doğrudan yatırıma imza attı. Bu ülkelerin de Çin’de 60 milyar dolar yatırımı var.

Döviz rezervleri de 3,2 trilyon doları aşan, ticaret hacmi büyüyen Çin’in, 2021’de toplam dış ticaretinin 5,4 trilyon doları geçmesi bekleniyor. Fortune dergisinin 2021’de dünyanın 500 büyük şirketini sıraladığı listede de, liderlik 143 şirketle Çin’de. İlk 5 içinde Çin’in 3 şirketi var; 2., 4. ve 5. sıradalar. 

Hem ABD’nin izlediği Çin karşıtı politikalara hem de salgın hastalığa rağmen, ABD ve müttefiklerinin özel sektörü Çin’le ticari ilişkileri çok önemsiyor. Öyle ki, ABD’li şirketlerin üçte ikisi, Avrupalı şirketlerin yüzde 60’ı, Japon şirketlerinin yüzde 37’si Çin’deki işlerini büyütmekten yana. Çin; bölgesel ticarette de iddialı. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ile Çin arasındaki ticaret, 30 yılda 85 kat artmış, Çin örgütün en büyük ticaret ortağı olmuş. Karşılıklı yatırım, 310 milyar doları geçmiş.

Bu tablo, ABD’nin Çin’e karşı açtığı ticaret savaşında da yenildiğini gösteriyor. Nitekim aralarında tarım, ilaç ve bilişim sektörünün önde gelen firmalarının sahiplerinin de olduğu ABD iş dünyasının etkili isimleri, Beyaz Saray’a çağrı yapıp, Çin’le ticaret müzakerelerinin başlamasını, Çin ürünlerine konan tarifelerin düşürülmesini istediler. ABD Maliye Bakanı Janet Yellen de, Çin’e ek vergi uygulamanın yanlış bir karar olduğunu, kararın ABD’li tüketicilere zarar verdiğini söyledi.

İktisadi göstergeler bu şekildeyken, ABD’nin halen süper güç olduğunu, gerilemesinin, yenilmesinin mümkün olmadığını söyleyenler var. Hatta Afganistan’da yenilmediğini, “büyük strateji” çerçevesinde geri çekildiğini söylüyorlar.

Yanılıyorlar.

Üretim ve güç dengesi, batıdan doğuya kayıyor.

Barış Doster