Gazeteci İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Özçelik, iç ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye’nin Ramazan Bayramı’nı sığınmacı tartışmalarıyla geçirdiğine dikkat çeken İsmet Özçelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bayramı sığınmacı tartışması ile geçirdik. Sonrasında da devam etti. Öyle gözüküyor ki, daha uzun süre devam edecek. Türkiye’ye yapılan göçün hangi ülkelerden yapıldığına baktığımızda Suriye ve Afganistan’dan geldiğini görüyoruz. Nedeni ne peki bu göçlerin? Karşımıza Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) müdahalesi çıkıyor. Afganistan, ABD müdahalesi ve arkasından yaşanılanlar olmasaydı, bu göç olmayacaktı. Yine 2011 yılında ABD tarafından körüklenen Arap Baharı yaşanmasaydı ve Suriye bu noktaya getirilmeseydi yine bu göç olayı yaşanmayacaktı.

Sığınmacılarla uğraşan ülkelere baktığımızda üç ülke görüyoruz. Türkiye, İran ve Pakistan. Bu üç ülke aynı zamanda ABD’nin hedefindeki ülkeler. Öyle gözüküyor ki, ABD sığınmacılar üzerinden ülkelerde iç kargaşa planları yapıyor. Türkiye, İran ve Pakistan’da kendi iç güvenlikleri için bu sorunu çözmeye çalışıyor.

Türkiye’de benzer bir şekilde birdenbire sığınmacı tartışması çıktı. Hemen hemen her tartışmada bir ‘Suriyeli’ provokasyonu ile karşı karşıya kalıyoruz. Böyle bir sıkıntı yaşanıyor. Türkiye’nin Suriye yönetimi ile bir an önce temasa geçmesi lazım. Bunu geciktirmek Türkiye’nin aleyhine sonuç veriyor. Türkiye’nin bunu kavraması gerek.

AVRUPA’DA “RUSYA YAPTIRIMLARI” TARTIŞILIYOR

Rusya’ya yapılan yaptırımlar Avrupa’ya zarar verecek. İşin özeti bu. Bu konuda hemen hemen her gün yen açıklamalar geliyor. Son olarak Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis bu konuya dikkat çekti ve Rusya’ya uygulanan yaptırımların Avrupa Birliği’ne (AB) Rusya’dan daha fazla zarar verebileceğini belirtti. Miçotakis, ‘Birlik olarak Rusya’ya uyguladığımız ekonomik yaptırımlar önemli ve şimdiden sonuç vermeye başladı. Ancak, Avrupa ekonomisi, Rus doğal gazını diğer tedarikçilerden gelecek gazla tamamen ve hemen değiştiremeyeceği için aldığımız önlemlerin bize yani AB ülkelerine Rusya’dan daha fazla zarar vermemesine çok dikkat etmeliyiz.” dedi. Yine birçok ülke Rusya doğal gazından vazgeçmelerinin teknik olarak kolay olmadığını söylüyor.

Öte yandan AB, Rusya’ya uygulayacağı 6. yaptırım paketi üzerinde çalışıyor. Deniz yolu ve boru hattı ile taşınan ham ve işlenmiş tüm petrol ürünlerine ithalat yasağı getirilmesi konusu tartışılıyor. Fakat bu, birçok ülke ekonomisini neredeyse durdurur. Onlar da bunun farkında. Nitekim Macaristan ve Slovakya açık bir şekilde buna itiraz etti. Şu anda Avrupa’da bu konuda görüş açıklamayan ve işin mehabetini dillendirmeyen yönetici de kalmadı.

“PAPA TERS KÖŞE YAPTI”

Papa’nın açıklamaları NATO’yu ters köşe yaptı. Papa’dan böyle bir açıklama açıkçası beklemiyordum. Papa bir İtalyan gazetesine verdiği demeçte ‘NATO’nun, Rusya’nın kapısında havlamasının istilaya yol açmış olabileceğini’ söyledi. Papa’nın açıklaması savaşın uzatılma politikasıyla beraber geldi. Bu da dikkat çekici. Papa ayrıca Ukrayna’daki durumu, ‘Suriye, Yemen ve Irak gibi uluslararası çıkarların körüklediği diğer çatışmalara’ benzetti.

LE FIGARO’DAN “DOLAR” YORUMU

Fransız Le Figaro gazetesindeki makalede, Ukrayna savaşının dolar hegemonyasının sonunu getirebileceği belirtildi. Bu konu ‘yaptırımlar dolar saltanatını bitirebilir’ tespitimizi doğrular gelişmeler. Daha çok bu tür yorumlar yapılmaya başlandı. Le Figaro da hemen hemen aynı şeyleri söylüyor. Dolar dünyaya hâkimdi fakat yapılan uygulamalar özellikle Rusya’nın mallarına el konulması bütün dünyada artık yeni bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Makalede ‘Washington’ın Batılı ortaklarıyla birlikte 300 milyar dolara yakın Rus rezervini dondurarak doların yeşilini Rusya’yı istikrarsızlaştırmak için bir kitle silahı olarak kullandığı’ ifade edilmiş. Makalede doları bitirecek üç senaryodan bahsedilmiş. Birincisi, Avrupa entegrasyonunun artmasıyla Euro’nun rolünün de genişlemesi. İkincisi, devasa ekonomik gücü olan Çin’in şu ana kadar uluslararası kullanımı sınırlı olan para biriminin daha geniş kullanım kazanması. Üçüncüsü ise mevcut ödeme yöntemlerinin dijital para gibi yöntemlerle kökten değişmesi.

Makalede bu ortaklaşa finansal ağların Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in deyimiyle ‘yeni ipek yolları’ olduğu aktarılırken şu sorular dile getiriliyor, “Ukrayna’daki savaş bu ihtirasların daha da kristalize olması ve dolar hegemonyasının temelinde yatan ‘ağ etkisini’ kırma riskini mi taşıyor? Çok kutuplu bir uluslararası parasal ve finansal sisteme doğru mu ilerliyoruz?” Makale bu soruya Harvard’da ekonomi profesörlüğü yapan eski IMF baş analisti Kenneth Rogoff’un sözleriyle yanıtlıyor, ‘Bu elbette ışık hızında gerçekleşmeyecektir. Ancak eskiden 50 senede yaşanacak sürecin şimdi 20 senede yaşanabileceğini söylemek yanlış olmaz.’

İNGİLTERE’DEKİ YEREL SEÇİM SONUÇLARI BAŞBAKAN JOHNSON ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTIRDI

İngiltere’de yerel seçimler yapıldı. Bu yerel seçimler İngiltere’deki önümüzdeki seçiminde göstergesi. Muhafazakârlar, İskoçya’da ise bağımsızlık yanlısı İskoç Ulusal Partisi ve İşçi Partisi’nin ardından geldi. Muhafazakâr Parti’nin bölgede üçüncülüğe düşmesi, bağımsızlık referandumu isteyen İskoç Ulusal Partisi’nin elini güçlendirdi. İngiltere’nin iç sorunları açısından İskoçya’da yeni gelişmeler yaşanabilir. Londra’da Muhafazakârların kalesi olarak bilinen yerler muhalefetteki İşçi Partisi’ne geçti. Bu gelişmeler Başbakan Boris Johnson için pek hoş değil. Nitekim Sky News, mevcut sonuçlar dikkate alındığında bir sonraki genel seçimde Muhafazakâr Parti’nin iktidarı kaybedeceği öngörüsünde bulundu ki, bu tespiti paylaşanların sayısı epeyce yüksek. Pandemi ve Ukrayna krizi nedeniyle yaşanan hayat pahalılığı bunu daha da tetikledi. Önümüzdeki günlerde bunun artarak devam edeceği tespitleri yapılıyor.

ABD, İRAN İLE NÜKLEER ANLAŞMADA FARKLI SENARYOLARA HAZIRLANIYOR

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, ABD’nin İran ile nükleer anlaşmada belirsizlik üzerine başka senaryolara hazırlandığını söyledi. İran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Farazmand ile yaptığım görüşmede, Viyana’daki görüşmelerin bittiğini ve görüşlerini ABD’li yetkililere iletildiğini ve topun artık onların kucağında olduğunu söylemişti. Şimdi benzer bir açıklamayı ABD’lilerden duyuyoruz. Sözcü Price, açıklamalarıyla pazarlığı bir anlamda biraz daha kızıştırıyor. Öyle gözüküyor ki, bu son pazarlıklarda ABD’nin eli eskisi gibi güçlü değil. Price, ‘Gerçek şu ki, son aylarda Viyana’da P5+1 (BM beş daimi üyesi ve Almanya) bağlamında önemli ilerlemeler kaydettik, ancak elbette anlaşmayı tamamlayamadık ve tamamlayıp tamamlamayacağımız da kesin değil ve bu belirsizliğini koruyor.’ dedi. ABD rahat olmadığı için dengeler de çok karışık.”