CGTN / Bradley Blankenship

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi, destekçilerinin iddiasına göre, ülkenin yarı iletken sektörünü desteklemek ve Çin ile rekabet edebilirliğini güçlendirmek amacıyla tasarlanmış yasa tasarısının versiyonunu 25 Ocak’ta takdim etti. Yasa tasarısı, gelecek beş yılda ABD’nin üretim, teknoloji, araştırma ve geliştirme çalışmalarına 200 milyar dolardan fazla yatırım yapılmasını planlıyor. 

Ancak, geçen yıl yaz döneminden bu yana bekleyen Senato’nun “2021 Stratejik Rekabet Yasası”nda olduğu gibi, bu yasa tasarısı da hedefi tamamen kaçırıyor, Washington yönetiminin Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) yükümlülüklerini ihlal ediyor ve eğer kabul edilirse ortalama Amerikalılar için sonuçları felaket olacak.  

WASHINGTON’IN KORUMACI TİCARET POLİTİKALARI

Öncelikle, doğrudan Çin ile rekabeti ve küresel çip kıtlığını çözmeyi amaçlayan yarı iletken imalatı için beş yıllığına 50 milyar dolarlık fon ayrılması gereksizdir ve sektör için potansiyel olarak felaket yaratmaktır. Cato Enstitüsü’nün Aralık 2021’de bir makalede değerlendirdiği gibi, yarı iletken kıtlığı muhtemelen bu yılın ortasına doğru hafifleyecek, bu da vergi mükellefleri sübvansiyonlarının asgari düzeyde savurganlık, ancak potansiyel olarak zararlı olduğu anlamına geliyor. Cato Enstitüsü’ne göre, yarı iletken sektörü, şu anda dikkate alınması gereken dar piyasa başarısızlığının önemli bir sebebi olarak döngüsel olduğu için, suni olarak yükselen kapasite, “özellikle Avrupa Birliği (AB), Güney Kore ve Çin gibi diğer büyük ekonomiler de bunları sunduğundan, fazla kapasiteye ve sonunda ticari çatışmalara” yol açabilir. 

Konuyla ilgili tarihsel bir paralellik, 1980 ile 1990 yıllarında ABD ve Japonya (ve daha sonra Güney Kore) arasında hafıza çipleri konusunda meydana gelen ticaret anlaşmazlığıdır. Bu anlaşmazlık, Amerikan teknoloji şirketleri ve tüketicilerine zarar verdi. Yasa tasarısı genel olarak, Washington yönetiminin benimsediği ve DTÖ yükümlülüklerini ihlal eden tipik “ticaret önlemlerini” artırmayı amaçlıyor. Söz konusu yasa tasarısının sunulmasından sadece bir gün sonra DTÖ Çin’e, anti-damping ve telafi edici gümrük vergilerini kötüye kullandığı gerekçesiyle ABD’den yapacağı 645 milyon dolar tutarındaki ithalata gümrük vergisi uygulamasına izin veren bir kararı yayımladı. 

ABD hükümeti bu anti-damping ve telafi edici gümrük vergileri yetkilerini, küresel ticarete zarar veren kararlarında, geniş kamu çıkarına aykırı şekillerde sürekli olarak kötüye kullanıyor. Bu, ABD ve küresel ekonomiye zarar veren yasa tasarısının bir diğer bileşeni olan tek taraflı yaptırımların yollarının tartışılmasına bile olanak sağlamıyor. Benzer şekilde, yasa tasarısı önerenlerinin, Amerika’da istihdam yaratılmasına yardımcı olacağını söylediği gibi, firmaların “Amerikan malı satın al, Amerikalıyı işe al” koşullarını gerektiriyor. Ve bu doğru olsa bile, gerçekten ülkenin odaklanması gerekenin bu tür işler olup olmadığı sorgulanabilmekle beraber, bu hiç kuşkusuz ABD piyasasındaki rekabeti azaltacaktır. 

TEMSİLCİLER MECLİSİ’NDEKİ CUMHURİYETÇİLERİN AÇIKLAMALARI DİKKAT ÇEKİCİ

Washington’ın korumacı ticaret politikalarının sürekli olarak bu tür etkileri oldu. Onlar temelde endüstrilerini yabancı rekabetten koruma anlamına gelmektedir ve ABD’de artan enflasyonun geniş ölçüde, rekabet karşıtı uygulamaların sonucu olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. 

Bunun ABD’de çiftçileri nasıl etkilediğine bakın. Küresel olarak gıda fiyatları birkaç kısıtlama nedeniyle artıyor, fakat ABD’li çiftçiler için önemli bir unsur korumacılıktır. Örneğin, ABD’nin önde gelen iki üretici olan Rusya ve Fas’tan fosfatlı gübre ithalatına uyguladığı gümrük vergileri maliyetleri artırıyor ve gerçekte ABD’li çiftçileri küresel piyasadan kesiyor. Bu politikaları yeni mallara ya da yeni sektörlere doğru genişletmek sadece onlara zarar verecektir. Bu yasa tasarısının görünüşe bakılırsa ABD’li işçiler ve tüketicilere yardım etmek için planlandığı gerçeğinin yanı sıra aslında onlara zarar verecek olmasına rağmen, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi enflasyonunun kaynağı olarak rekabet konusunu halletmek için çalışıyor gibi görünüyor, ancak korumacılığın yerel tekelleri nasıl teşvik ettiği konusundaki noktaları bağlayamıyor. 

Siyaset burada önemli bir kısıtlamadır. Biden, Kongre’den hiçbir şeyi geçirememesinden kaynaklı, tarihsel olarak kamuoyunun onayına sahip olma oranında en düşük seviyede bulunuyor ve Kongre’de bir atılım yapmaya ihtiyacı var. Yabancı bir günah keçisi olarak Çin, genellikle keskin biçimde bölünmüş Kongre’yi birleştirmek için mutlak bir aldatmacadır. Biden, önceliklerine vakit ayırmamasının Beijing’e zemin hazırlayacağını savunarak, düzenli biçimde iç gündem mesajını Çin ile rekabet etrafında şekillendirdi. Bu Amerikalı seçmenler için önemli bir moda sözcük olsa da, bu işlerin ülkenin ekonomisini uzun vadede birkaç on yıl geriye götürüp götürmeyeceğine ilişkin ince ayrıntı veya derin düşünceden yoksundur. 

Şimdilik, Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerin yaptığı açıklamalar, kimin daha fazla Çin karşıtı olduğunu görmede kendi kendilerine takılıp kalmaları yüzünden yasa tasarısının şu an bir çıkmaza girebileceğini gösteriyor. Ancak burada bazı mantıklı Kongre üyelerinin bahsettiğim tüm bu nedenlerle bu yasa tasarısını engelleyeceğini umuyoruz, çünkü bu adım kesinlikle daha fazla DSÖ tahkimi anlamına gelecek ve ortalama Amerikalılara zarar verecektir.