Global Times

25 Ağustos’ta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın ABD istihbaratına mayısta, ABD yönetiminin Çin’i karalamak ve saldırma için kullandığı “laboratuvar sızıntısı” teorisi de dâhil, yeni koronavirüsün kökenini araştırma emri vermesinin üzerinden 90 gün geçmiş olacak. ABD’nin bir kez daha entrika çevirmeye karar verdiği açık. Aslında, Çin’in dışında, Rusya gibi ülkeler de uzun zamandır ABD entrikalarının kurbanı. Moskova’daki siyasi analiz ve danışmanlık şirketi Siyasi Enformasyon Merkezi’nin Genel Direktörü Alexey Mukhin, siyasileştirme, ABD’nin dünyadaki biyoloji laboratuvarları ve diğer konulanda görüşlerini Global Times (GT) muhabiri Xia Wenxin ile paylaştı.

GT: Son zamanlarda, yeni koronavirüsün kökenini belirleme konusunda, konunun siyasileştirilmesi de dâhil Beijing’e karşı bir dizi saldırı başlattı. ABD neden kökenini belirleme işini siyasileştirmeye devam ediyor? ABD hükümetinin gerçek amacı ne?

Mukhin: ABD’nin gerçek amacı Çin hükümetinin “Covid-19 krizi” ile ilgili olmayan birçok konuda Çin hükümetinin “tutumunu yumuşatmak.” Her şeyden önce, Çin’in küresel ekonomide oynadığı rolü zayıflatma ve onu ABD’ye bağlı hale getirme girişiminden bahsediyoruz. Virüsün kökenini belirleme konusunun siyasileştirilmesi ABD’nin Şubat 2007’de Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Münih konuşmasını vermesinden bu yana yaşadığı siyasi kompleksi ile ilgili. Ondan sonra, Sovyet döneminden bu yana Soğuk Savaş’ta yenildiğini asla kabul etmeyen Rusya “ortak Batı” ile yeni bir enformasyon çatışmasına girdi.

Yaptırımlara ve Batı ülkelerinin devlet kurumlarının temsilcileri üzerindeki şevk kırıcı etkilerine rağmen, Rusya şimdiye kadar peş peşe zaferler kazanıyor: Kırım’ı yeniden ele geçirdi ve Suriye’deki askeri operasyonlarını başarılı biçimde tamamlarken Sovyet sonrası alandaki ülkelerle askeri iş birliğini güçlendiriyor ve benzer şeyler. ABD için sembolik bile olsa en az bir zafer kazanmak hayati derecede önemli. Yoksa, hızla azalan itibarı hem rakipleri (örneğin Rusya ve İran) hem de müttefikleri ve NATO ortaklarının gözünde yeniden kazanılamaz.

GT: ABD bütün dünyada 200’den fazla askeri laboratuvarlar kurdu. Örneğin ABD, Rusya’nın etrafındaki Ukrayna ile Gürcistan ve diğer eski Sovyet ülkelerinde birkaç laboratuvar kurdu. ABD bunu yaparak gerçekte ne istiyor? Uluslararası toplum kendi güvenliğini nasıl sağlayacak?

Mukhin: Bu konuda, ABD’nin başlatabileceği biyolojik savaştan bahsediyoruz çünkü ABD’nin biyo-laboratuvarlarının böyle bir işlevi var. ABD biyolojik silahların geliştirilmesini hiçbir şekilde sınırlandırmıyor. 1972’de Biyolojik Silahlar Anlaşması’nı imzalamış olsa da ABD, çekincelerle anlaşmayı kısmen onayladı ve anlaşmayı uygun biçimde uygulamıyor.

Uluslararası toplum acilen herkesin bu tip silahların geliştirilmesinin yasaklanmasına uymasını sağlayacak temel belgeleri yaratmak zorundadır. Eğer ABD bu protokole uymazsa, uluslararası izolasyon ve biyolojik askeri laboratuvarların imhasına kadar ulaşacak en sert biçimde yaptırımlarla karşılaşırken laboratuvarların bulunduğu ülkelerdeki güvenlik garanti altına alınmalıdır. ABD bu tür silahlar geliştirdiği için uluslararası bir mahkemede cezalandırılmalıdır.

“SORUNLARIN SİYASİLEŞTİRİLMESİ ZAYIF BİR HAREKET”

GT: Son röportajlarınızdan birinde, “Mevcut salgın durumu kesinlikle uzatılmış bir biyolojik savaştır ve biyolojik savaş ABD ile NATO ortaklarının kötü niyetli politikalarının sonucudur.” dediniz. Bunu söylemenize ne sebep oldu? Batı’nın biyolojik silah başlattığına dair herhangi bir kanıt var mı?

Mukhin: ABD ve İngiltere’nin değişik ülkelerdeki insanlarla ilgili biyolojik veriler topladığını gösteren somut kanıtlar var. Kapalı biyolojik laboratuvarların varlığı ve laboratuvarların bulunduğu bölgelerde nadir görülen hastalıkların ortaya çıkması gerçekleri ortaya koyuyor.

ABD ile NATO ortakları ya da müttefikleri tarafından kurulan yerleşik ya da gezici laboratuvarların acilen denetlenmesi gerekiyor. Bu tip çalışmalar katı uluslararası kontrol altına alınmalı. Ancak Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü gibi yapıların zaten NATO ülkelerinin kontrolü altında olduğunu unutmamak gerekir. Dolayısıyla, daha geniş bir uluslararası toplumu temsil edecek yeni yapıların yaratılması gerekir. ABD ve İngiltere’nin yaptıklarına dayanarak, yukarıda belirttiğim biyolojik savaşın başlaması yeni koronavirüsün küresel olarak yayılması ile ortaya çıktı.

GT: ABD uzun zamandır Çin ve Rusya’yı farklı konularda suçluyor. Örneğin, Rusya’yı bastırmak için spor ve spor organizasyonlarını siyasileştirdi. Şimdi Çin’e saldırmak için kökeni belirleme işini siyasileştirdi. Çin ile Rusya böyle yoğunlaşan ABD saldırıları karşısında ne yapmalı?

Mukhin: Sorunların siyasileştirilmesi zayıf bir hareket. Bu belirli bir konu ile ilgili kanıta dayalı bir tutum olmadan sürdürülüyor. Siyasileştirme, ABD ve diğer NATO ülkelerinin doğrudan kontrolü altında olan Batı medyası denen şeyin egemenliği yüzünden mümkün oluyor. Ayrıca, ABD ve İngiltere’nin soysuzlaştırdığı Avrupa Birliği (AB) ile Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki diğer devlet kurumlarındaki siyasetçiler ile yetkililer tarafından mümkün hale getiriliyor. Böyle bir soysuzlaşmanın izini bu yetkililerin, kendi ülkelerinin çıkarlarına aykırı ama ABD’nin çıkarlarına uygun söz ve eylemlerinde açıkça görebiliriz.

Rusya ile Çin birlikte çalışarak, aslında Sovyet döneminde var olan ve uluslararası ilişkilerde denge kurmaya hizmet eden iki kutuplu sistemi yeniden kurduktan sonra ABD’nin faaliyetlerine karşı bir güç dengesi yaratmak içinin benzersiz bir fırsata sahipler. Bu dengenin olmaması ve ABD ile müttefiklerinin yaptığı kötüye kullanımların var olması ABD’nin dünyanın düzenleyicisi (ya da hakimi) rolü ile başa çıkamadığınız açıkta gösterdi. Ancak, ABD böyle bir statünün sağladığı ayrıcalıkları bırakmak istemiyor. İşler gelişirken, ABD’nin kötü niyeti, zaten Hiroşima Nagazaki’de nükleer silah kullandığını düşünürsek, onu düşüncesiz ve trajik kararların eşiğine getirebilir. Bu nedenle ABD ile müttefiklerini yavaş yavaş ama ısrarla uluslararası yasal çerçeve içine getirmek gerekiyor. Ve bu Çin ile Rusya’nın ortak çabasıyla yapılabilir.