CRI Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’yı kınamak için bir uluslararası seferberlik turu başlatmış durumda. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Çin’i Rusya-Ukrayna ihtilafında “tarihin yanlış tarafında” durmakla suçlamasının ardından, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Çin’e baskı politikasını tercih edecek adımlar attı. Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Hindistan ziyareti sırasında Ukrayna konusunda sesini yükselterek, Rusya’yı kınamak için Yeni Delhi’nin tutumunu değiştirmesi için lobi yapmaya çalıştığı aktarılanlar arasında.

Global Times Gazetesi, kimin “tarihin yanlış tarafında” durduğuna karar vermenin Washington’a bağlı olmadığı konusunda bir yazı yayımladı. Gazete, çatışmayı tetikleyen ve Rusya-Ukrayna krizini bugünlere getiren perde arkasındaki en büyük gizli elin ABD olduğuna yer veriyor. Sorumluluğundan kaçmak ve kendi çıkarlarını aramak için Washington’un, Rusya’yı kınamayanlar için küresel yaptırımlar tehdidinin bir zorbalık olduğunu yazdı.

Haberde, ABD’nin orta çağ Avrupa’sında kötü bir üne sahip Engizisyon’u yeniden kurduğu ve ABD ile aynı fikirde olmayan herkesin “sapkın” olarak nitelenmesinin şaşırtıcı olduğu vurgulanıyor. Ancak ABD’yi ve yandaşlarını hayal kırıklığına uğratacak şekilde, ülkelerin taraf tutmasını sonuçlarının görmezden gelinmesinin ABD’nin, çifte standart uygulamasının bir parçası olduğu söyleniyor.

“ÇİN ÇATIŞMANIN DURMASINDAN YANA”

Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika da dâhil olmak üzere Batılı olmayan büyük güçlerin tutumu, barış için diyaloğu kolaylaştırmayı ve çatışmayı mümkün olan en kısa sürede bastırmayı umarak Çin ile benzer bir tutumu paylaşıyor. Çünkü aşırı yaptırımların krizi çözmeye yardımcı olmayacağını görebilir bir durum. Washington, yalnızca Rusya’ya yönelik yaptırımların “doğru” hamleler olduğunu savunurken, tüm uluslararası toplumun yargısını ve siyasi deneyimini küçük düşürüyor. Kriz sadece Rusya’yı kınayarak veya yaptırım uygulayarak çözülebilirse, uluslararası toplumun bunu kesinlikle kabul edebileceği düşüncesi Washington’un anlamsız bir politikası olmuş durumda.

Ama durum tamamen farklı olduğu haberde belirtilenler arasında, Rusya’yı kınamak veya yaptırım listesine birkaç isim eklemek hiçbir şeyi düzeltmeyeceği bunun yerine, Rusya ile Ukrayna arasında iletişimi ve arabuluculuğu sürdürebileceği savunuluyor. Uluslararası toplumu Rusya’yı “kınamak” ve ABD yaptırım ekibine katılmak için harekete geçirmenin çözüm getirmeyeceğinin altı çizilirken, Washington’un Rusya-Ukrayna krizini çözme konusunda hiçbir samimiyeti veya fikri olmadığı kaydedildi.

“ABD KENDİ KAZDIĞI KUYUYA KENDİ DÜŞÜYOR”

Çin-Rusya ilişkilerinde bir çatlak yaratması için Çin’e Rusya’yı “kınaması” için baskı yapmak istemenin, Çin’i suçlamak için bir bahane yaratabilir. Başka bir deyişle, ABD bir çukur kazdı ve Çin’in içine atlamak zorunda kalacağını hayal ediyor. Ancak uzmanlar bu konuda ABD’nin kendi kazdığı kuyuya kendinin düşeceğine değiniyor.

20 Mart’ta Çin’in ABD Büyükelçisi Qin Gang’ın CBS kanalı ile 9 dakikalık bir röportaj sırasında defalarca konuşması engellendi. O gün aynı programda, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve ABD Senatosu Cumhuriyetçi lideri Mitch McConnell, hiçbir şekilde engellemeyerek Çin üzerinde taraflı bir şekilde konuştu. Bu, her türlü muhalif sesin “sapkın” olarak görüldüğü Washington’daki siyasi ortamın bir yansımasıdır. Rusya-Ukrayna durumu için en tehlikeli şey bu olarak değerlendiriliyor.