Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmanın patlak vermesinin ardından, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başını çektiği Batılı ülkeler Rusya’ya yaptırım uygulamaya başladı. Yaptırımlar sadece Rusya’nın ekonomisine ve insanların geçim kaynaklarına zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda küresel enerji, gıda ve finans piyasalarını ve dünya ekonomisini etkiliyor.

ABD ve müttefiklerinin Rusya’ya karşı başlattığı tek taraflı yaptırımlar, küresel enerji, finans, gıda ve sanayi zinciri üzerinde büyük etki yarattı.

Öncelikle baskıyı ilk hisseden, enerji ithalatında Rusya’ya yüksek derecede bağımlı olan Avrupa ülkeleri oldu. Avrupa’da enerji fiyatları son zamanlarda rekor bir seviyeye yükseldi ve birçok ülkede elektrik, ısıtma ve ulaşım maliyetlerinin yanı sıra gıda ve bazı günlük ihtiyaçların fiyatları arttı.

Daha ciddi zarar görenler, ekonomik temelleri zayıf, ekonomik kalkınması ve sosyal istikrarı tehdit altında olan gelişmekte olan ülkeler.

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’ya yönelik yaptırımların birçok ülkeye mal olduğunu ve birçok ülkede gıda kıtlığı yaşandığını kabul etti. Bu halde dahi ABD hegemonyasını sürdürmek için yaptırımları bir araç olarak kullanmayı tercih ediyor.

ABD’li bir düşünce kuruluşu olan Ekonomik ve Politika Araştırmaları Merkezi tarafından Nisan 2019’da yayımlanan raporda, ABD yaptırımlarının Venezuela’nın ekonomik krizini şiddetlendirdiğine ve 2017-2018 arasında 40 binden fazla Venezuelalıyı öldürdüğüne dikkat çekildi.

Raporda, yaptırımlar kapsamında Venezuelalıların hayat kurtaran ilaçlara, gıdaya ve diğer temel malzemelere erişiminin engellendiği ve bunun uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu kaydedildi.

Küba hükümeti bu yıl Şubat ayında yaptığı açıklamada, ABD’nin 2019’dan bu yana ambargo önlemlerini artırdığını, diğer ülkelerin salgın nedeniyle Küba’ya malzeme bağışlamasına engel olduğunu, Küba’nın ilaç ve temel ihtiyaç maddelerini almasını engellediğini ifade etti.