CGTN / Bradley Blankenship

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) John Hopkins Üniversitesine göre, 1 milyonluk Covid-19 ölüm sınırını yeni aştı. Bu dünyadaki en çok Covid-19 ölüm sayısı. Ama bu rakam NBC News, CNBC ve Washington Post tarafından 4 Mayıs gibi erken bir tarihte zaten bildirilmişti.

Covid-19 salgınının başlamasından önce ABD’nin dünyada salgına hazırlıklı olmak bakımından en hazırlıklı ülkelerden biri olduğu belirtiliyordu, ama en kötüler arasında olduğu ortaya çıktı. Rakamlara göre, açık ara en kötüsü. Bu korkutucu kilometre taşı ülkede virüsün ilk tespit edilmesinden iki yönetim dönemine denk gelen sadece 27 ay sonra aşıldı. Virüs beceriksiz ve yeteneksiz Başkan Donald Trump yönetiminin yanı sıra, uzun süredir siyasette olan ve eski başkan yardımcısı Başkan Joe Biden’ın sözde teknokratik yönetimine de dayandı.

ABD attığı her adımda vatandaşlarını salgından korumakta başarısız oldu, -örneğin virüsün havadan bulaştığı gibi- halkın öğrenmesinden çok önce bilinen en kilit bilgiler ve etkili kontrol stratejileri bile “ekonomi lehine” gizlendi. Bu insan haklarının açıkça ihlali ve modern tarihteki en berbat hükümet kötü yönetimi örneğidir. Vakalar tekrar artarken bile, ABD hükümeti korona virüs hastalığı ile mücadele bitmiş gibi davranıyor. Beyaz Saray daha yakınlarda yıllık Gazeteciler Yemeği’ni düzenlediği ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken dâhil yemeğe katılanların çoğunun korona virüs testi pozitif çıktı. Süren bir salgının ortasında Beyaz Saray süper bulaştırıcı bir olaya ev sahipliği yaptı. Bunun birçok kez olması ve üst düzey hükümet yetkililerine bile virüsün bulaşmasının önlenmemesi gerçeğinden daha iyi bir yetersizlik örneği yoktur.

BIDEN’IN SÖZDE TEKNOKRATİK YÖNETİMİ

Yasal kürtaj hakkını ulusal düzeyde kaldıracak bir sızdırılan Yüksek Mahkeme kararı nedeniyle başlayan üreme hakları etrafındaki tartışma dikkate alındığında, birçok Amerikalının kendisini “kürtaj karşıtı” diye adlandırması ayrıca ironik. Amerika insan haklarının savunucusu olduğunu ileri sürürken ülkenin önemli bir kesimi hayatın kutsallığını destekliyor ama bu kadar insanın ölmesi neredeyse hiç gürültü çıkarmıyor. Bundan çıkarılacak tek sonuç bu değerlerin gerçekte hiçbir anlamlarının olmadığıdır.

Politika belirleyenler Covid-19’un “sadece” “mevsimlik bir virüs” olduğu ya da artık salgın olmadığı şeklinde kandırırken, yaşlılar ve hastalar daha fazla göz ardı edilecek ve fiilen toplum dışına atılacaklar -kelimenin gerçek anlamıyla topluma katılmak için ölmezlerse. Bu aynı zamanda ülkenin virüsü idare etmek için, bireysel sorumluluk lehine her türlü toplumsal ve ortak sorumluluktan uzak durarak uyguladığı özelleştirme modelinin bir göstergesidir. Şimdi sağlıklarını düşünmek insanların kendisine kalmıştır ve bunun şirketler ve zenginler için tercih edilir olması hiç de öyle rastlantısal değildir.

ABD HÜKÜMETİ 1 MİLYON COVID-19 ÖLÜMÜNDEN SORUMLU

Örneğin, salgının önemli bir kısmı işçi hakları sorunuydu. Virüsün yayılmasında işyerlerinin başlıca kaynaklardan biri olduğuna tanık olduk, ama federal yetkililer işçileri koruyacak güvenlik standartlarını uygulamaya koymak için çok az şey yaptı. Bu hava kalitesi standartları, maske zorunluluğu ve diğer ilaç dışı müdahale metotlarını da içeriyor. İlgili yetkililerin, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin karantina ile maske zorunluluğu önlemlerinde görüldüğü üzere, politikaları belirlerken şirketlerin baskısına boyun eğdiği giderek daha fazla açıklık kazanıyor. Şirketler zenginler halk sağlığını kendi çıkarlarına hizmet etmek için esir aldılar ve bu sadece Covid-19’un yayılmasını hızlandırdı ve onu doğrudan sınıfla ilişkili sonuçlara sahip olan bir hastalık haline dönüştürdü.

Covid-19’un az ciddiye alınmasının bir nedeni de bu -salgın işçi sınıfını etkilediği boyutlarda zenginleri etkilemedi. Zenginler en son tedavi imkanlarına sahipken, işçiler şimdi Covid-19 tedavisi için federal sübvansiyonlar martın sonunda bittiği için herhangi bir sağlık harcaması için zor bir durumdalar. Bütün bunlar asıl olarak sınıf/ırk temelli bir ırk ıslahı olan bir salgın politikasına denk düşüyor. ABD hükümeti ne yazık ki yeni normal olacak gibi görünen bu alçakça yaklaşım nedeniyle 1 milyonu bulan ve sürekli artan bir can kaybından sorumlu.