CGTN / John Gong

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ilk Covid-19 Zirvesi Başkanı olarak ortak ev sahipliği yaptığı ikinci küresel Covid-19 zirvesi, 12 Mayıs’ta Washington’da yapıldı. Aralarında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un da bulunduğu birçok dünya lideri zirveye video konferans yöntemiyle katıldı.  

Omicron ve Covid-19’un diğer varyantları, ölümcüllükleri bir parça azalmasına rağmen, dünyanın birçok kesimini hala kasıp kavurduğu için konferansa birçok taraf çağrıldı. Zirve aynı zamanda, ABD ve Avrupa Birliği’nde (AB) Covid-19 felaketinin sonucu olarak sırasıyla 1 milyon ve 2 milyon ölü sayısıyla trajik dönüm noktasına ulaşıldığı zamanda düzenlendi. 

BIDEN ZİRVE’NİN GİDİŞATINI BELİRLEDİ

ABD Başkanı Joe Biden, “Covid-19 salgınında kayıtsızlığı önlemeliyiz” diyerek, zirvenin gidişatını belirledi. Gerçekten de kayıtsızlık, Covid-19 salgınının zirvesinde belirlenen birçok kısıtlayıcı önlemin gevşetildiği ve kaldırıldığı birçok ülkedeki hâkim olan siyasi ruh hali gibi görünüyor. DSÖ’ye göre, aslında 70’ten fazla ülkede vakalar artıyor. Ghebreyesus, zirvede yaptığı konuşmada, “Salgın, her yerde sona erinceye kadar hiçbir yerde sona ermeyecek.” dedi. Bu yüzden, Covid-19 salgınına karşı küresel mücadeledeki sorunlar, küresel olarak mümkün olduğu kadar çok sayıda insanı aşılamak için koordineli çabanın gösterildiği iki yıldan sonra az ya da çok aynı şekilde devam ediyor. Bu noktada, yaşamları korumanın en etkili araçları hala aşılamadır. 

Çin’de, Hong Kong Özel İdari Bölge, Shanghai Belediyesi ve Jilin eyaletinin sürekli olarak yayınladığı istatistikler, aşıların vakaları, hastaneye yatmayı ve ölümleri etkili şekilde azalttığını gösteriyor. Farklı aşıların enfeksiyonu önleme açısından farklı düzeyde etkili olma derecesi vardır, ancak genel olarak aşıların hepsi hastaneye yatışı ve ölümü önleme bakımından mütemadiyen etkilidir. Aşılama, finansal kaynaklar ve aşılara erişimi gerektiren küresel bir nedendir. Zengin ülkeler, gelişmiş dünya daha yoksul Küresel Güney’e yardım etme yükümlülüğüne sahiptir. 

ÇİN’İN PANDEMİYE KARŞI KÜRESEL MÜCADELEYE KATKISI İNKÂR EDİLEMEZ

DSÖ, yoksul ülkeler için aşı yardım programı olan ACT Accelerator programının, 15 milyar dolar açıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Çin, Washington, Taiwan “oyunu” oynadığı için bu zirvede bulunmamasına rağmen, Çin’in Covid-19 salgınına karşı küresel mücadeleye katkısı inkâr edilemez. 

Kısa özet şöyle:

Çin, 600 milyon Afrika’ya ve 150 milyon ASEAN ülkelerine olmak üzere, 120’den fazla ülkeye şimdiye kadar 2,2 milyar doz aşı yardımında bulundu. Çin, aşılar konusunda fikri mülkiyet hakları iddiasından vazgeçtiğini duyuran ilk ülke oldu. Çin aynı zamanda 13 ülke ile yerelde ortak aşı üretimi yaptı. 

Aşıların dışında, Çin’in şimdiye kadar yaptığı uluslararası insanı yardım çabaları 4,6 milyar kişisel koruyucu donanımı, 18 milyar Covid-19 test kitini, 430 milyar maskeyi ve 153 ülke ile 15 uluslararası örgüte ilgili tıbbi malzeme tedarikini kapsıyor. Çin ayrıca DSÖ’nün Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) programına 100 milyon dolar yardım sözü verdi ve DSÖ’nün ACT Accelerator programına önemli bir bağışçı olmaya devam ediyor. 

Covid-19 ile mücadele söz konusu olduğu zaman, kayıtsızlık şu anda Çin’de duymak istediğimiz son söz olacaktır. Ülkede vakaların görüldüğü birçok kesiminde, Çin’deki “dinamik sıfır Covid-19” politikasının parçası olarak hala çok kısıtlayıcı önlemler uygulanmaya devam ediyor. Sonuç olarak Çin ekonomisi büyük baskı altında bulunuyor. Ancak herkes güvende oluncaya kadar hiç kimse güvende değil atasözünü bildiğimiz için Çin’in, Covid-19 ile mücadelede küresel hedefe katkısı halen sarsılmaz.