Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) her geçen gün ciddileşen ırksal yerleşim ayrımı sorunu, aynı zamanda ülkedeki ırkçılığın da en güçlü kanıtlarından biri.

Çin’in resmî haber ajansı Xinhua’nın kısa süre önce uydu fotoğraflarından faydalanarak gerçekleştirdiği bir araştırmanın sonuçları, ABD’deki kentler ne kadar hızla gelişirse gelişsin, ırksal yerleşim ayrımının sürdüğünü gösterdi.

ABD toplumundaki bir tümör olarak kabul edilen bu durum, ırkçılığa ve toplum içinde düşmanlığa yol açarken, siyahi vatandaşlar ile farklı ırk ve etnik kökenlerden vatandaşlar toplumun dışına itilmiş şekilde yaşıyorlar.

(Philadelphia ve Washington D.C.)

Xinhua’nın araştırmasında, ABD’nin başlıca büyük kentlerinin farklı bölgelerinde yaşayan ten rengi farklı vatandaşların oranı hesaplandı. Sonuçlar, başkent Washington D.C.’deki ırksal yerleşim ayırımının son derece ciddi ve tipik olduğunu ortaya koydu. Bir nehirle ikiye ayrılan kentte belirgin bir toplumsal ayrım gözleniyor. Aynı durum, New York, Detroit, Philadelphia ve New Orleans gibi büyük kentlerde de geçerli.

Siyahi bir ABD’li yazar, “Amerikan rüyası aslında gerçeklere düşmandır” değerlendirmesinde bulunmuştu. Güzel konutlar, temiz mahalleler ve düz yollar eskiden beri ABD’lilerin gururu olarak kabul edilir. Ancak tüm dünyaya sunulan bu güzel tabloya farklı etnik kökenlere sahip vatandaşlar hiçbir zaman dâhil edilmedi. Siyahi ABD’lilerin kentlere göç ettikleri ilk dönemlerden bu yana, yerel yönetimler ve “beyaz” Amerikalılar siyahi vatandaşları dar ve küçük bölgelere itmek için yoğun çaba harcadı. Bu çabaların başlıca araçları olarak ise ırksal kısıtlamalara göre yapılan düzenlemeler, konutların siyasilere satılmasının yasaklanması kullanıldı.

(Buffalo ve Detroit)

Öte yandan, finans kuruluşları, kredi ve sigorta gibi açılardan da siyahi vatandaşlara ayrımcılık yapmayı sürdürüyor. “Beyaz” Amerikalıların yaşadığı bölgelere siyahi vatandaşların taşınması sonrası, bankaların ve sigorta kuruluşlarının şubelerinin bu bölgelerden çekilmesi sık görülen bir durum.

Yerleşim konusundaki bu ayrım, mahallelerin faydalanabilecekleri kamu hizmetleri açısından da ciddi eşitsizliklere neden oluyor. Örneğin, “Beyaz” Amerikalılar ile farklı etnik kökene sahip vatandaşların yaşadığı bölgeler hastane sayısı açısından büyük farklılık gösteriyor.

Eylül 2021’de görülen “Ida” kasırgası, ABD’de ciddi hasara yol açtı. New York’un Queens semtinde yer alan Güney Jamaika mahallesi, Ida kasırgası kaynaklı ölüm sayısı açısından kentin diğer mahalleleri arasında birinci sırada yer aldı. Mahallede sadece bir kamu hastanesi yer alırken, aynı yüzölçümüne sahip Upper East Side mahallesinde ise 7 hastane faaliyet gösteriyor. Bu örnek de Covid-19 salgınında farklı etnik kökenlere sahip vatandaşların niçin daha fazla zarar gördüklerini anlamak için yeterli.

( New Orleans ve New York)

Uydu fotoğrafları, ten rengi farklılığın eğitim kaynaklarına erişim konusunda da ciddi bir eşitsizlik doğurduğunu gösterdi. “Beyaz” Amerikalıların öğrenci sayısının yüzde 70,3’ünü oluşturduğu bir ilkokul ile Afrika kökenlilerin öğrenci sayısının yüzde 63,1’ini oluşturduğu bir ilkokul arasında yapılan mukayese de bu farkı net bir şekilde ortaya koydu. İlk adı geçen okulun geniş yeşil alanlara, badminton ve beyzbol sahalarına sahip olduğu görülürken, diğer okulun ise sadece bir futbol sahasına sahip olması dikkatlerden kaçmıyor.

New York Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doçent Dr. Patrick Sharkey, yazdığı kitapta, “Düşük gelirli Afrika kökenli Amerikalıların nesiller boyunca yoksul mahallelerde yaşama ihtimali, ‘beyaz’lardan çok daha fazla. Bu insanların toplumun üst tabakalarına geçiş ihtimali daha düşük.” ifadelerini kullandı.

Hiç kuşkusuz, uydu fotoğrafları sadece “buz dağının görünen kısmını” oluşturuyor. ABD’de siyahiler başta olmak üzere azınlıklara yönelik sistematik ayrımcılık ve ırkçılığın kanıtı olan fotoğraflar, büyük kentlerdeki ayrımcılığın git gide arttığını ortaya koyuyor. ABD’li siyasetçilerin övündüğü “fırsat eşitliği”, sadece toplumun küçük bir kesimi için geçerli. ABD’deki demokrasi ve eşitlik de son derece sınırlı. Toplumun dört bir köşesine yayılmış durumda olan eşitsizliği uzaydan bile görmek mümkün. ABD tarzı demokrasinin gerçek yüzü bir kez daha gözler önüne serildi.