Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Güller, NATO’nun genişleme stratejisini değerlendirdi.

Amerika Bileşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın Rusya’ya yeni bir yaptırım paketi hazırlığı içinde olduğunu belirten Mehmet Ali Güller’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“The New York Times’ın haberine göre, ABD’nin Rusya’ya uyguladığı petrol ve doğal gaz yaptırımlarının hiçbir işe yaramadığı sonucu çıkıyor. Tersine Rusya’nın gelirleri nisan ayında bir yıl önceye göre yüzde 50 artmış durumda. Bunun iki nedeni var; birincisi fiyatlar arttı. İkincisi de Türkiye ve Hindistan gibi ülkeler normal hacimlerinden daha fazla aldılar. Dolayısıyla bu da Rusya’nın gelirlerini artırdı.

Daha önceki açıklamalarımızda ‘yaptırım, yapanı da vurur’ demiştik. O noktaya geliyoruz. ABD, petrol ve doğal gaz yaptırımları ile Rusya’nın ekonomisini çökertemedi. Tersine Rusya’nın gelirlerinin arttığı bir tablo ile karşı karşıya gelindi. Hatta bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bu yaptırmalara dâhil edilemediği bir tablo da var.

ABD bunu aşabilmek içinde bir plan hazırlamış. Bu taslak plana göre, Rusya’dan alınan petrole bir taban fiyat konulacakmış. Böylelikle Rusya’dan alanlar pahalı almak zorunda kalacakları için alamayacaklar. Bunu nasıl hayata sokacaklar bunu henüz bilmiyoruz.

“BÜTÜN MESELE İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN TERÖRE DESTEK VERMESİ Mİ?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan 19 Mayıs vesilesiyle gençlerle buluşmasında teröre destek verdiği için İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine ‘hayır’ diyeceklerini söyledi. Zaten bu konu dün de Türkiye ile ABD arasında yoğun bir diplomasi trafiğine sahne oldu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken görüşmesinde önemli bir gündem konusu vardı. Keza Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’la bu konuda bir görüşme yaptığını biliyoruz. Her iki ABD’linin açıklamaları özetle, ‘Türkiye’nin endişeleri karşılayabiliriz’ şeklindeydi. Bugün buna benzer Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto da bir açıklama yaptı ve ‘Türkiye’nin gündeme getirdiği tüm sorunları çözebiliriz.’ dedi. İsveç Başbakanı Magdalena Andersson da ‘Yanlış anlamalar var, konuşarak bunları halledebiliriz.’ dedi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise ‘Türkiye’nin endişelerini dikkatle izliyoruz.’ açıklaması yaptı.

Bu konu esas olarak şuraya düğümlenmiş oluyor ki, bu uzun vadede sıkıntı getirecek bir konu. Bütün mesele İsveç ve Finlandiya’nın teröre destek vermesi mi? NATO sorunu bu mudur? Peki, ABD’nin verdiği destek ne olacak? Esas sorun bu. Türkiye’nin buraya yönelmesi lazım. Türkiye savunma hattını yaparken ‘İsveç ve Finlandiya teröre desteği kes, senin üyeliğini onaylayalım demek yerine ABD’ye sen teröre desteğini kes, o zaman İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylarız ve NATO’nun genişlemesine yol veririz.’ demesinde büyük yarar var.

“TÜRKİYE’NİN VETO KARTINI KULLANMASI BİRÇOK TARTIŞMAYI DOLAYLI ETKİLEYECEK”

Türkiye’nin her halükârda İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine veto kartı kullanmayı öne çıkaran söylemleri kuşkusuz toplamda NATO’nun genişleme stratejilerinin konuşulması, masaya yatılması, Ukrayna merkezli yeni güvenlik inşaların tartışılması, önümüzdeki aylarda Avrupa’nın daha çok öne çıkaracağı siyasal bir topluluk da kurulsun mu? gibi tartışmaları da dolaylı ekilecek bir argüman olarak önümüzde duruyor. Bu bakımdan anlamlı. Fakat 2009‘daki Rasmussen olayında olduğu gibi ve 2013‘te Libya olayında olduğu gibi Türkiye burada geri adım atar ve ‘hayır’ dedikten sonra yeniden hızla ‘evet’ derse ve üstelik ciddi bir kazanım elde etmeden ‘evet’ derse bu Türkiye’nin uluslararası siyasette ağırlığını iyice zaafa uğratacak bir sıkıntıya dönüşür. İktidarında seçim satında elini zayıflatacak bir noktaya gider. O nedenle Ankara’nın çok kuvvetli bir şekilde bu konuda sağlam duran ve pazarlığı İsveç ve Finlandiya ile değil, ABD ile müzakere boyutuna taşıyıp ABD’nin teröre desteğini sonlandırmaya yönelik gayret içeren bir şekilde yürütmesinde sayısız fayda var.”