CGTN / Freddie Reidy

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki koalisyon 2021’de Afganistan’dan ayrılmaya hazırlanırken Taliban yönetiminin tekrar başlaması çok mümkün görünürken, Taliban’ın iktidara böyle hızla dönmesini kimse beklemiyordu. Hızlı çekilme Taliban’ın hızla ilerlemesiyle karşılaştığı için bir iktidar boşluğu önlendi. Ama bunun geniş bölgesel iktidar için sonuçları ne oldu?

Filozof George Santayana “geçmişi hatırlamayanlar onu tekrarlamaya mahkumdur” gözlemi ile iyi bilinir. Bu 20. ve erken 21. yüzyılın üç büyük gücünün girip binlerce kayıp vererek çekildiği Afganistan kadar başka yerde doğru olmamıştır.

Uluslar ve hükümetler bir ulus devlet kavramı formüle ederken aşiret kimliğinin bağlarını ve bölgesel mirası sürekli küçümsedi. Uluslar içgüdüsel olarak sınırları ile sınırlı olduğu için, bir ulus kavramı elbette Afganistan’ın komşuları için elbette hayatidir. Ancak Taliban iktidarının geri gelmesi, uzayan bir iç savaş endişeleri gerçekleşmemiş olsa da, Afganistan ya da komşuları için düzenin geri gelmesinin garantisi değil.

AFGANİSTAN’DA KRİZ SÜRÜYOR

Birçok komşu ülke sınırlarında cihatçı faaliyetlerin artmasından endişelenirken, aslında eski Afgan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin güçleri sınırları ilk geçenler arasındaydı. 22 Afgan hava kuvvetleri savaş uçağı ve 24 helikopter 500 personelle birlikte Ağustos 2021’de sınırı geçerek Özbekistan’dan sığınma istedi, bu düzenin hızlı çökmesi ve birçok Afgan arasındaki korkunun bir belirtisidir. Gani o zamandan bu yana hükümet kontrolünün hızla çökmesinin koalisyonun çökmesinin sonucu olduğunu söylüyor. Gani BBC’ye “onlar (Afganlar) beni haklı olarak suçladıkları şeyde tamamen haklılar, uluslararası ortaklarımıza güvendim ve yollarını takip ettim… Hepimiz uluslararası toplumun sabrının süreceğini varsayarak büyük bir hata yaptık.” dedi.

Koalisyon birlikleri çekilirken, bölgesel zorluklar taşma tehdidi ile birlikte devam etti. Özel bir patlama noktası, son çatışmaların Pakistan hükümetinin çelik ve dikenli tellerden sert bir sınır engeli oluşturmalarına neden olduğu Afgan-Pakistan sınırındaki Durand Hattı’dır. Afganistan Savunma Bakanı, Pakistanlıların böyle bir sınır engeli oluşturmaya “hakları olmadığını” ve bunun “yasa dışı” olduğunu ileri sürdü.

Sınır özellikle Britanya İmparatorluğu tarafından 1893’te çizildiğinden bu yana tartışmalı. Bölge, Afgan Taliban’ının 2001’den bu yana önemli destekçisi olan Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) örgütünün çok sayıda militanının bulunduğu bir yer. Pakistan içinde artan gerginlik Pakistan İçişleri Bakanı Şeyh Raşid Ahmed’in, geçen ay bir polisin TTP tarafından öldürülmesinden sonra, “İslamabat’ta terörist olayların başladığına yönelik bir tür işaret aldık” uyarısında bulunmasına yol açtı. Ancak üçlü ilişki karmaşık ve geniş bir güç oyununun parçası. Afgan Talibanı aslında TTP ile Pakistan güçleri arasında bir ateşkes yapılmasına öncülük etti.

TALİBAN’DAN DİPLOMATİK TEMASLAR

Ek olarak, Afganistan’daki istikrarsız durumun beklentiler ötesinde bölgesel ayaklanmalara yol açtığı inancı belki de aşırı. Örneğin, Kazakistan’daki ayaklanmanın mikro iç konularda makro bölgesel endişelerden çok daha güçlü kökleri var. Ancak ajanların ateşe benzin dökme tehdidi hal devam ediyor. Liderlikte bir değişikliğin çatışmalara bir son vermediği gerçeği devam ediyor. Santayana böyle bir şeye inanmanın ahmaklık olacağı uyarısında bulunmuştu.

Afgan yorumcu Şafi Atal Makyavelci iktidar dinamikleri ve soğuk gerçekleri ortaya koyarak, “Taliban liderliğinin Pakistan nizamı karşısında hattı muhtemelen bir sınır olarak edecektir, ama Afgan halkının ve alt düzeydeki elemanlarının tepkisinden korkuyorlar” dedi. Aslında “Taliban’ın (sınır anlaşmazlığı konusundaki) oyununun Afganlara, Pakistan müesses nizamı ile bir bağlantıları olmadığını göstermeyi amaçladığına” inanılıyor. Afganistan’dan rahatsız edici haberler gelmeye devam ederken, Taliban diplomatik ilişkilerine devam ediyor. Bu hafta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa güçleri arasında Afganistan’daki insani krizle ve yardımların devam etmesi ihtimali ile ilgili yapılan görüşmelerin sonuçlarının iyimser olduğu belirtildi. Afgan kadın hakları savunucusu Cemile Afgani AFP haber ajansına yaptığı açıklamada Oslo Zirvesi’ni “olumlu buzları kırıcı bir olay” olarak tanımladı ve “(Taliban) iyi niyet gösterdi… Eylemlerin ne olacağını görelim, sözlerine dayalı olarak.” dedi.

Şüpheciler Taliban’ın görüşlerinde ani ve toptan bir değişikliği oldukça imkânsız olarak görürken, iyimserler iç savaşın önlendiğini, bölgesel istikrarın geniş anlamda devam ettiğini Taliban’ın görüşmelere devam ettiğini takdir edecektir. Gerçekçiler nüfusun büyük bir kısmının varoluşunun gerçekten de şüpheli olduğu bir ulusu yönetirken üzerinde yürünmek zorunda olan bıçak sırtının ağır biçimde farkındalar.