China Daily /Wang Hanling

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), 26’sı Ukrayna’da olmak üzere 30 ülkede 336 biyoloji laboratuvarı olduğu bildiriliyor. Medya, Ukrayna’da ABD’nin finanse ettiği ve kontrol ettiği biyoloji laboratuvarlarında yapılan araştırmaların, 2014 yılından bu yana ülkedeki difteri, kızamık, verem ve kızamıkçık sayısının yükselmesinin arkasındaki sebep olabileceğini de belirtiyor. Bunu yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Ukrayna’yı, çocuk felcinde salgınında yüksek riskli ülkeler listesine dâhil etti. 

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’daki biyoloji laboratuvarı personelinden elde ettiği belgelerin, ABD ve NATO’daki müttefiklerinin, göçmen kuşlar yoluyla yayılan son derece bulaşıcı kuş gribi virüsü ve yarasalardan insanlara bulaşabilen bakteriler ve virüsler gibi patojenler dâhil olmak üzere biyolojik silahlar araştırması yaptığını gösterdiğini iddia ediyor.  

Bazı raporlara göre, Ukrayna’daki biyoloji laboratuvarları, Japonya’nın Birim 731 adlı askeri araştırma biriminin İkinci Dünya Savaşı’ndan önce ve sırasında yaptığı gibi, biyolojik silahlar bileşenleri geliştirmek için çalışıyordu. Japonya’nın Çin’de kimyasal ve biyolojik silahlar kullanması, 1932 ve 1945 yılları arasında yaklaşık 1,2 milyon Çinlinin ölümüne sebep oldu. ABD, Japonya’nın Birim 731’nin araştırma malzemelerini ve personelini ele geçirdi ve bunlardan faydalandı ve bu tür silahları Kore’de (1950-1953 Kore Savaşı sırasında) Vietnam’da, Orta Doğu’da ve Kosova’da kullanarak, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra milyonlarca insanı zehirledi ve öldürdü. 

ABD BİYOLOJİK ARAŞTIRMA KONUSUNDA ÇİFTE STANDARDA BAŞVURUYOR

Uluslararası toplum, Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa’nın bu tür silahları kullanarak ağır kayıplara yol açtığı Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra biyolojik silahların kullanılmasının yasaklanması konusunda uzlaşmaya vardı. Bu yasak, 1972 ve 1992 yıllarında, biyolojik silahların geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve nakledilmesinin yasaklanmasıyla güçlendirildi. 

1925 yılındaki Cenevre Protokolü, savaşta boğucu, zehirleyici ve diğer gazlar ile bakteriyolojik silahların kullanılmasını yasaklayan ilk uluslararası sözleşmedir. 1972 yılındaki Biyolojik Silahlar Sözleşmesi veya Biyolojik ve Zehirli Silahlar Sözleşmesi (BTWC), bu tür silahların geliştirilmesini, üretimini, depolanmasını, edinilmesini, saklanmasını, nakledilmesini ve dağıtım sistemlerinin yasaklanmasının yanı sıra imha edilmesini zorunlu kılarak, toptan yok edilmesine doğru adım atmıştır. 

BTWC, 1925 yılındaki Cenevre Protokolü’nü tamamlıyor. Ve 1992 yılında tamamlanan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (CWC), kimyasal silahların geliştirilmesi, üretilmesi, depolanması, saklanması ve nakledilmesi ile onların dağıtım sisteminin yasaklanmasının kapsamını genişletti. CWC aynı zamanda bu tür silahların yok edilmesini şart koşuyor. ABD bütün bu sözleşmeleri ve anlaşmaları onayladı. 

ABD ordusunun Ukrayna ve diğer ülkelerdeki biyolojik araştırmaları, kitle imha silahlarının yayılmasını önlemede uluslararası hukukun önemli bir parçası olan 1925 yılındaki Cenevre Protokolü ve BTWC’yi ihlal ediyor. Uluslararası barış ve güvenliğin temeli olarak BTWC, dünyada ülkelerin ezici çoğunluğunun desteğine sahiptir. BTWC’ye taraf devletler, BTWC’nin etkisinin sürmesini ve sürekli olarak güçlendirilmesini temin etmiştir. Ancak ABD, silah araştırma tesislerinin uluslararası olarak izlenmesine izin vermeyi reddediyor ve biyolojik ve kimyasal silahların araştırmasını durdurmadı. 2021 yılında ABD, BTWC’ye ek bir protokolün oluşturulması konusundaki görüşmelerden tek taraflı olarak çekildi, buna göre bağımsız bir organ olan “Teknik Sekreterliğin”, bütün ülkelerdeki mikrobiyolojik araştırma faaliyetlerini izleyeceği varsayılıyordu. 

ABD BİYOLOJİK TESİSLERİNDE KÜRESEL SORUŞTURMAYA İZİN VERMELİ

Rusya Bilimler Akademisi’ne göre, ABD ordusu kendi topraklarında tüm antibiyotiklere dirençli ve tedaviye cevap vermeyen şarbon türü, Ames türünün savaşan biyolojik formülasyonunu kullandı. Daha da kötüsü ABD, 20 yıldan fazla bir süredir BTWC’nin doğrulama mekanizmasının kuruluşunu engelliyor. Bu yüzden ABD’nin, küresel endişe yaratan birçok diğer konuda yaptığı gibi biyolojik araştırma konusunda çifte standarda başvurduğu ortadadır. Ve buna rağmen, yeni koronavirüsün herhangi bir kanıt göstermeden Wuhan Viroloji Enstitüsü’nden sızdığına dair Çin’e karşı saçma suçlamalar yöneltti. 

Dahası, ABD Başkanı Joe Biden, DSÖ’nün, Covid-19 salgınında laboratuvar sızıntısının “son derece olasılık dışı” olduğu yönündeki raporundan sonra bile ABD istihbarat teşkilatlarına bu konuda 90 gün inceleme yapması talimatı verdi. Diğer taraftan ABD, yıllardır koronavirüs araştırmalarının yapıldığı ABD askeri laboratuvarı olan Fort Detrick’te uluslararası soruşturma yapılmasını kabul etmedi. Temmuz 2019’da ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, laboratuvar yakınındaki bir toplumda sebebi bilinmeyen solunumla ilgili bir hastalığın ortaya çıkması ve ABD’de birkaç eyalette Covid-19’a benzer belirtilere sahip birkaç bin zatürre vakasının bildirilmesinden sonra, Maryland eyaletindeki Fort Detrick’te araştırma çalışmasının durdurulması talimatı verdi. 

ABD, kimyasal ve biyolojik silahlar geliştirdiği ve Covid-19 salgınının kaynağının ABD’nin askeri biyolojik laboratuvarlarıyla bağlantılı olabileceğine dair haberleri reddetti. BTWC’nin bir tarafı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyesi olarak ABD, BTWC ve uluslararası hukuka uymaya mecburdur. Dolayısıyla ABD sadece BTWC ve diğer uluslararası sözleşmelere bağlı kalmamalı, aynı zamanda biyolojik tesislerinde küresel soruşturmaya da izin vermelidir.