CGTN / John Gong

Ukrayna konusundaki Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) anlaşmazlığı, Washington’ın yakın zamanda Beijing yönetiminin Moskova’nın propaganda mesajlarında söyleneni yaptığı yönündeki suçlamasıyla bir seviye daha yükseldi. ABD Dışişleri Bakanlığı 2 Mayıs’ta kendi internet sitesinde yayımladığı “Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ukrayna konusunda Kremlin’in Sesini Yükseltme Çabaları” başlıklı açıklamasında, Çinli yetkililer ve Çin medyasının Ukrayna konusunda, “rutin olarak Kremlin propagandasını, komplo teorilerini ve yanlış bilgilendirmeyi güçlendirdiği” iddia edildi.

Adil olmak gerekirse, Batı medyasında Çin’in Rusya’ya silah sattığı iddiaları ve Çin’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaş planını gerçekleştirmeden önce Beijing 2022 Kış Olimpiyatları’nı yapmaya çalıştığı yönünde pek çok yanlış bilgilendirme vardı. Birçok kuşkulu haber adı açıklanmayan sözde üst düzey Beyaz Saray yetkililerine dayanılarak verildi. Ancak bunları hepsi yalan haberdi.

Çin’in kendi açısından sözde yanlış bilgilendirmesinin genellikle, ilk olarak Rusya tarafından ileri sürülen ABD’nin Ukrayna’da finanse ettiği ve kontrol ettiği biyoloji laboratuvarlarının biyolojik silahların geliştirilmesiyle uğraştığına ilişkin iddialarla ilişkisi bulunuyor. Her ne kadar bu tür “komplocu” iddialar, Çin’in sosyal medyasında hararetli tartışmalara yol açsa da, Çin hükümetinin, Dışişleri Bakanlığı sözcülerinin açıklamaları dâhil olmak üzere konuyla ilgili açık bir şekilde resmi açıklaması söz konusu değil.

BATI MEDYASININ ASILSIZ İDDİALARI

Fakat bu potansiyel ahlak dışı faaliyetlerle ilgili endişelerin körü körüne önemsenmeyeceği anlamına gelmemektedir. Aslında Washington’ın, özellikle Savunma Bakanlığının yıllardır birkaç Ukrayna laboratuvarında biyolojik araştırmaları finanse ettiği reddedilemez bir gerçektir. Terörist grupların Sovyetler Birliği döneminden kalma laboratuvarlardaki tehlikeli biyolojik malzemelere erişmesini önlemek amacıyla bu laboratuvarları desteklemek gibi görünen harcamaların toplam miktarının 200 milyon doları geçtiği bildiriliyor.

Pentagon tarafından Ukrayna’da bir biyolojik laboratuvarla imzalanan sözleşme faal olmaya devam ediyor. Bu bazı tedirgin edici soruları artırıyor. Örneğin, biyolojik malzemelerin teröristlere sızdırılmasını engelleme konusunda önlemlerin alınmasına ilişkin sözleşme maddeleri bir yana, gerçekten de Ukrayna tarafının Pentagon’un talepleri doğrultusunda biyolojik araştırmalar yapacağını belirten bir madde var. Bu ne tür bir araştırmadır? Pentagon, tehlikeli biyolojik malzemelerin teröristlerin eline geçmesini önleyeceği varsayılan bir programda yabancı bir ülkedeki biyolojik araştırmayı niçin finanse eder? Bunlar meşru kaygıları haklı gösteren tedirgin edici sorulardır.

Daha da tedirgin edici durum, ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland’ın 8 Mart’ta ABD Senatosu’ndaki kongre ifadesidir. İşte Senatör Marco Rubio’nun ahmakça gafından ötürü muhtemelen pişman olduğu olağanüstü görüş alışverişi:

Marco Rubio: Ukrayna kimyasal ya da biyolojik silahlara sahip mi?

Victoria Nuland: Ukrayna’nın, aslında şu anda Rus güçlerinin kontrolünü ele geçirmek isteyebileceğinden endişelendiğimiz, biyolojik araştırma tesisleri var.

Yani Nuland aslında, Kongre’ye yalan söylemenin onu yıllarca hapse atabilecek bir suç olacağını çok iyi bilerek Rubio’nun sorusunu doğrudan yanıtlamaktan kaçındı. Nuland, sadece ses getiren, kesin bir “hayır” yanıtı verebilirdi, ancak yapmadı. Bu onun adına şüpheli bir davranıştır.

ABD VE BİYOLOJİK SİLAHLAR

Şimdi, bazı biyolojik araştırmaların, özellikle işlevini yerine getirme kazanımı türü ve biyolojik silah araştırması arasındaki farkın pek de net olmadığını ve bazen bu araştırmaların sınırlarının “ulusal güvenlik” adı altında belirsiz olduğuna işaret etmek gerekiyor. Buna iyi bir örnek, ABD’de 9-11 Eylül 2001’deki saldırılardan birkaç hafta sonra yapılan Şarbon saldırısıdır. NBC televizyonunun haber spikeri Tom Brokaw dâhil olmak üzere birkaç tanınmış kimseye birkaç şarbon tozu bulaştırılmış mektup gönderildi. Şarbonu soluduktan sonra beş kişi öldü ve 17 kişiye de şarbon bulaştı.

ABD kamuoyu ve dönemin ABD Başkanı George W. Bush, Orta Doğu’dan gelen biyolojik terörizm şüphelerinin üzerine hemen atladı. Ancak FBI’ın sekiz yıl süren kapsamlı soruşturması, ABD Ordusu Bulaşıcı Hastalıklar Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü’nde (USAMRIID) çalışan bilim insanı Bruce E.Ivins’in bütün bu olanlardan sorumlu olduğu sonucuna ulaştı. E.Ivins Temmuz 2008’de intihar etti. USAMRIID biyolojik silah mı geliştirdi? Kesinlikle hayır! Biyolojik silah gerçekten de her halükârda USAMRIID’den mi geldi? Kesinlikle evet!