CGTN

Bir süredir Batı medyası ve bazı siyasi çevreler Ukrayna krizini Taiwan Boğazlarında yaşananlarla karşılaştırıyor ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) iki cephede çatışmak zorunda kalabileceği spekülasyonları yapıyor. Şimdi bu tür spekülasyonların hükümetin en yüksek düzeylerine kadar ulaştığı ve rollerin değişmesine rağmen ABD’nin spekülasyonlara göre hareket ettiği açığa çıkıyor.

Geçen birkaç gün içinde Ukrayna krizi derinleşirken ABD, Taiwan konusunda tehlikeli hareketler yapıyor. ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris Demokratik İlerici Parti’nin iki numaralı yetkilisi Lai Ching-te ile kısa bir görüşme yaptı. Lai daha sonra Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ile çevrim içi bir görüşme yaptı. Bu gelişmelerden cesaret almış görünen Taiwan lideri Tsai Ing-wen yeni yıl konuşmasında Taiwan’ın dünyada “yerini alacağını” söyledi. Tsai kısa süre önce tavan ve Ukrayna’yı karşılaştırarak Taiwan’ı Çin ana karasından kaynaklanan “askeri tehditler ve gözdağları ile karşı karşıya olduğunu” söyledi.

UKRAYNA VE TAIWAN İKİ AYRI KONU

Ukrayna ve Taiwan iki ayrı konu. İkisini karşılaştırmak elmalarla armutları karşılaştırmaya benzer. Ukrayna bir ülke, Taiwan ise Çin’in bir bölgesi. Ukrayna krizi, uluslararası bir sorun Taiwan konusu ise Çin’in iç meselesi. Her birinin kendine özgü bir durumu var, önemli bir paralellik dışında. ABD bu iki konuyu belirtilen “düşmanlara” askeri baskılar yaparak “düşmanları” kontrol altına almak için kullanmak istiyor.

ABD’nin ikisine verdiği askeri bir söz de yok. Ukrayna şu anda bu gerçekliğin soğuk etkisini ağır biçimde hissediyor. Batı İttifakının birleşik bir cephe oluşturacak ne askeri gücü ne de siyasi bir iradesi olduğu açığa çıktı. Almanya gibi ülkelerin Rusya ile güçlü ekonomik bağları var ve enerji ihtiyaçları için Rusya’ya bağımlı. Ukrayna, Almanya’nın kendi yaptığı silahların Rusya’ya karşı kullanılmasını engellediği için acı acı şikâyet ediyor. Aynı şekilde ABD, Tsai Ing-wen’in Demokratik İlerici Partisi’nin (DPP) ayrılıkçı arzularını destelemek amacıyla askerler göndermek için siyasi bir iradeye sahip değil. Amerika’nın kendi generalleri Kongre’yi ABD’nin Taiwan Boğazlarındaki bir savaşı kaybedeceği konusunda uyardı.

Başkan Joe Biden yönetimindeki ABD ne zaman bölge yapmaya son vermesi gerektiğini bilmiyor. Almanya, Fransa ve özellikle Rusya için ABD gücünün Doğu Avrupa’da sınırlarına ulaştığı ve etkisiz ekonomik yaptırımlarını artırmaktan başka bir şey yapamayacağı açık. Fransa Ukrayna konusundaki gerginliği azaltmak için ayrı görüşmeler yapılmasını istiyor. Ama yaptırım bağımlısı ABD bütün yaptırımlarının ister Rusya’ya, ister İran ya da Çin’e karşı olsun, her zaman hedefi ıskaladığını anlayamıyor.

ABD, “TEK ÇİN” POLİTİKASINI SABOTE ETMEYE ÇALIŞIYOR

ABD elinde oynayacak koz kalmamış olmasına rağmen, sert konuşmaya devam etti ve Taiwan yetkilileri ile yüksek düzeyli görüşmeler yapmak gibi göstermelik hareketlerde bulundu. Ancak bunun gibi göstermelik hareketler sadece ABD’nin ne kadar aciz olduğunu vurgular. Açık blöfünün işe yaraması için yalvaran ABD’nin gerçekleri mi kabullenemediği yoksa sadece fikirlerinin mi tükendiği belli değil.

Biden “Tek Çin” ilkesinin sabote edilmesini başkanlığının bir özelliği haline getirdi. ABD, “Tek Çin” politikasını her fırsatta sabote etmeye devam ediyor ve Tsai ve partisi DPP gibi ayrılıkçıları bağımsızlık peşinde koşmaya cesaretlendiriyor. Taiwan yetkililerinin bu ümitsiz durumu dikkatle not etmeleri gerekir çünkü Çin’in ABD Büyükelçisi Qin Gang sözde Taiwan bağımsızlığı peşinde koymaya devam edilmesinin büyük ihtimalle Çin ve ABD’yi bir askeri çatışmaya sokacağını açıkça belirtti.

ABD, Ukrayna krizi ve Taiwan konusunu Büyük Güç oyunlarının en son aşamasının bir parçası olarak kullanıyor. Gerçekten Doğu Asya’da başka bir “saldırı” cephesi açmak mı istiyor? Bunu yapmak gerçekten akıllıca bir şey mi? Yanıt yüksek sesle söylenen bir “hayır”. Taiwan konusunu Çin’i kontrol altına alma yönündeki her girişim başarısız olacaktır. Ve ABD’nin Taiwan Boğazlarında askeri bir hareket sürdürecek bir gücü yok çünkü Ukrayna’da tuzağa düştü.