CGTN / Danny Haiphong

Rusya’nın Donetsk ve Lugansk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını tanıma ve onların isteği üzerine askeri operasyonlara başlama kararı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Batı’da bir yanlış bilgilendirme fırtınasına yol açtı. Rusya’nın hareketi Ukrayna’nın egemenliğinin ihlali olarak ve Rusya’nın ne pahasına olursa olsun sınırları ötesine genişlemeyi istediğinin açık kanıtı olarak tanımlandı. Askeri operasyonlar devam ediyor ve ABD’nin başarılı biçimde Almanya’ya Kuzey Akım 2 boru hattının onaylanmasını durdurması için baskı yapmasından sadece günler sonra yeni yaptırımlar düşünülüyor.

ABD’nin Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) gibi yumuşak güç örgütleri 2013’ten bu yana Ukrayna siyasetine on milyonlarca dolar akıttı. 2014’te ABD açıkça eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in iktidardan uzaklaştırılmasını destekledi eski Senatör John McCain ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland’ı aşırı sağcı göstericilerle poz vermeye ve sandviç dağıtmaya gönderecek kadar ileri gitti. Victoria Nuland’ın o zamanki ABD’nin Ukrayna Büyükelçisi Geoffrey Pratt ile yaptığı sızdırılan telefon görüşmesi ABD’nin aktif biçimde darbeden sonra itaatkâr bir yeni devlet başkanı aradığını gösterdi.

Bunlara ek olarak, ABD askeri yardımı, bazıları aşırı sağ hedefler ve ideolojilere sahip Ukrayna’daki paramiliter gruplara ulaştı. Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) en az 2015’ten bu yana Ukrayna’da paramiliter grupları eğittiğini kabul etti. Bu gruplar, Ukrayna’nın Donbass bölgesinin ağır bombardımanına ve bölgedeki çatışmalara katıldı. Ukrayna’nın çoğunluğu Rusça konuşan bu bölgesinde on binlerce insan öldürüldü ve yerlerinden edildi. Birleşmiş Milletler’in (BM) topladığı veriler can kayıplarının çoğunun Donbass’ın hükümet kontrolü dışındaki Donetsk ve Lugansk gibi, ikisi de Rusya’nın Ukrayna sınırında olan bölgelerinde meydana geldiğini gösterdi.

ABD’NİN BÜYÜK JEOPOLİTİK HEDEFLERİ

Ukrayna’daki son gelişmeler ABD’nin NATO’yu genişletmek ve Rusya’yı zayıflatmak peşindeki daha büyük jeopolitik hedeflerinin bir parçasıdır. ABD eski Sovyetler Birliği ile Almanya’nın birleşmesi konusunda yaptığı müzakerelerde verdiği NATO’nun doğuya doğru daha fazla genişlemeyeceği sözünü tutmadı. NATO bu dönemde iki kat büyüdü ve sadece 1999’dan bu yana 14 yeni ülkeyi üye olarak kabul etti. Bunlardan üçü, Estonya, Litvanya ve Letonya Rusya sınırında bulunuyor. ABD Rusya’yı “kontrol etme” hedefine sahip olduğunu ilan etmiş durumda ve uzun askeri müdahalecilik tarihi Rusya ve genel olarak dünya için ağır güvenlik tehditleri oluşturuyor.

Tarihi anlamadan jeopolitiği anlayamazsınız. Tarih, ABD’nin Ukrayna’nın “kendi kaderini belirlemesi” endişesinin hem siyasi hem de şarta bağlı olduğunu gösteriyor. 2013’te Ukrayna, ABD, Avrupa Birliği (AB) ve Rusya ile daha dengeli bir ilişkiye sahip olmayı düşünürken, ABD doğrudan ayaklanmayı kışkırtmak için müdahale etti ve kendine uygun koşullar yaratmayı başardı. Geçen ay ABD, Ukrayna’ya 200 milyon dolarlık “öldürücü yardım” gönderdi. ABD’nin Ukrayna’nın “kendi kaderini belirlemesi” tanımı, bu yüzden sadece Rusya ile ilişkileri için geçerlidir.

Rusya’nın konuyla ilgili bakış açısı ABD ve Batılı medya haberlerinde ya önemsizleştirildi ya da göz ardı edildi. Başkan Joe Biden dâhil ABD yetkilileri Rusya’nın NATO’nun genişlemesi ve Ukrayna’daki askeri varlığını sona erdirmesi istekleri kesin bir dille reddedildi. Bu Ukrayna ya da başka herhangi bir ülkenin kendi kaderine belirmemesine saygı gösteren bir ulusun hareket tarzı değildir. Uluslararası hukuka göre, bütün ulusların bağımsız gelişme ve kendi kaderini belirleme hakkı vardır. Askeri, ekonomik ya da siyasi anlaşmazlıklarda kendi kaderini belirlemeye saygı ancak müzakere sürecinde bütün taraflara eşit olarak davranıldığı zaman başarılabilir.

UKRAYNA KRİZİNİN TEMELİNDE ABD’NİN TEK KUTUPLU EGEMENLİĞİNİN SORUNU VAR

Bu yüzden Ukrayna krizinin temelinde ABD’nin tek kutuplu egemenliğinin sorunu bulunuyor. Yıllardır süren savaş tehditleri bölgesel gerginliklerin daha da tırmanmasına neden oldu. Barış şansı ABD dâhil bütün tarafların gerginlikleri diyalog yoluyla çözmek için bir araya gelip gelmeyeceğine bağlı. Ne yazık ki, böyle bir yaklaşım ABD tarafından çoktan reddedildi. Tarih boyunca, ABD barışçı müzakereler ve diplomatik çözümlere karşı darbeleri, askeri müdahaleleri, ekonomik yaptırımları ve diğer savaş hareketlerini tercih ettiğini gösterdi.

ABD’nin Ukrayna’yla ilgilenmesi de farklı değil. Ukrayna, ABD’nin çok kutuplu bir dünyanın gelişmesini engelleme genel hedefinin başka bir parlama noktası. ABD’nin Rusya ve Çin’i kontrol altına almayı amaçlayan askeri kışkırtmaları kendi sonuçlarını verecek. Rusya’nın sınırlarındaki artan gerginliklere tepkisi bu sonuçlardan biri. Gerçekten barışın yanında olmak için Rusya’nın bakış açısının ciddiye alınması şart.