Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Güller, Ukrayna krizindeki son gelişmeleri ve dünyaya yansımalarını değerlendirdi.

Çin ve Rusya’nın Ukrayna krizi sonrası birbirinden ayrıldığının bir saptama değil Amerika Birleşik Devletleri (ABD) açısından aslında bir niyet olduğuna vurgu yapan Mehmet Ali Güller’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“ABD 24 Şubat’tan bu yana ağırlığını koydu ve Çin’in Rusya’ya yaptırım uygulamasını istedi. Çin’de bulunan Rusya rezervlerine yönelikte tıpkı Batı’da yapıldığı gibi Çin tarafından bloke edilmesini istedi. Fakat Çin’in genel tutumu bu meselede barışı öncelemekle birlikte nedenini NATO’nun genişlemesini saptayan ve Ukrayna’ya insani yardımı ama Rusya’da siyasi desteği ortaya koyan bir yaklaşımı oldu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin buluşması sırasında ortaya çıkan yeni dünya düzeni inşasına dair vurgular esas kritik önemde. Bu bize Xi Jinping ile Putin’in 4 Şubat’ta imzaladıkları ortak bildiriyi hatırlatıyor. O ortak bildiriyi yorumlarken bunun hep yeni bir dünya düzeni bildirisi olduğunu söylemiştik. Çin ve Rusya ilişkilerinin Soğuk Savaş döneminde görülen ilişkileri aşan, çok daha gelişkin çok daha sınırsız bir yönü olan bir ilişki olarak tanımlanmıştı. Aslında 4 Şubat’tan bu yana olan da bunun devamı.

“ÇOK KUTUPLULUK, TEK KUTUPLU ABD DÜZENİNE BİR İTİRAZIN SONUCU”

Bir yeni dünya inşası olduğu zaten birçok kutupluluk halinin belirlemeye başladığı görülüyordu. Bunun artık daha çok Beijing ve Moskova yönetimleri tarafından dile getirildiği bir süreç yaşıyoruz. Zira Ukrayna meselesinde aslında bu çok kutupluluğun hem gerçekleştiğin ifadesi olması bakımından hem de o süreci daha da hızlandırması bakımından önemli oldu. Çünkü netice itibarıyla çok kutupluluk, tek kutuplu ABD düzenine bir itirazın sonucu. O düzenin bittiğinin bir ifadesi. Ukrayna meselesi, o düzeni bitiren önemli bir mesel oldu. Çünkü o düzen yine ABD’nin Avrupa güvenlik mimarisi inşası anlamında Yugoslavya’yı bölerek başladığı Baltık bölgesinde, Doğu Avrupa’da adım adım NATO üsleri yaparak buraları Rusya’yı kuşatmaya çalıştığı bir dönemdi. Şimdi o kuşatmaya karşı Rusya, Ukrayna’ya üzerinden ABD ve NATO saldırganlığına bir yanıt verdiği için de aslında tek kutuplu dünyanın inşa etmeye çalıştığı güvenlik inşasını durdurarak, o düzeni durdurarak yeni bir düzenin başlangıcının olduğunun ifadesini ortaya koymuş oldu.

Ukrayna’nın teklif ettiği garantörlük konusunu daha çok tartışacağız. Bugünden yarına çözülecek bir konu değil. Dikkat edilirse Türkiye dışında diğer ülkeler henüz bu topa girmediler. Adı geçen diğer devletlerden bir açıklama gelmedi. Bu konu daha çok Türkiye’de tartışılıyor, çok nazik bir konu. Bir yanıyla Çin olmazsa aslında NATO’ya girmeden NATO’ya girmek gibi bir durum ortaya çıkacak Ukrayna açısından. Diğer yandan NATO’nun daha küçüğünün kabulü ile bir ‘Rusya saldırganlığını’ durdurmak mümkün olacak mı? Yani büyük NATO ile bu işi yapamamışken küçük NATO ile bunu yapabilecek mi? Bunların hepsi soru işareti. Şu anda tamamen Ukrayna’nın kabul ettiği Rusya şartlarına karşı kendisini güvenceye alabilmek üzere bulmaya çalıştığı mekanizmalardan biri.

Bugün Ankara’nın tavrının daha çok öncelikli olarak Dışişleri bakanlarını bir araya getirebilmek sonrada Putin ile Zelenskiy’i bir araya getirmek olduğu görülüyor. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun açıklamalarının bu yönde olduğunu gördük.

“WASHINGTON VE LONDRA KIŞKIRTICI İŞLER YAPMA PEŞİNDE”

ABD bu müzakerelerin kısa sürede neticelenmesini istemiyor. Lavrov da bunu dile getirdi ve ‘ABD barış istemiyor.’ dedi. Dikkat edilirse müzakerenin ortasında ABD bu müzakerenin torpillenmesini sağlayabilecek, kışkırtabilecek birtakım girişimlerde bulundu. Mesela tam müzakerenin ortasında Doğu Avrupa’ya asker ve uçak sevkiyatı gönderme kararı aldı. Öte yandan İngiltere Başbakanı Johnson müzakereler sonuçlansa bile yaptırımları kaldırmayacaklarını söyledi. Bu aslında Rusya’ya ‘sen müzakereyi bırak, savaşa devam et’ demek gibi bir durum. Burada Washington ve Londra Avrupa’daki ülkelerin çoğuna rağmen daha saldırgan daha provakatif daha kışkırtıcı işler yapma peşinde.

Daha öncede belirtmiştik, ‘Yaptırımlar nihayetinde yaptım yapanları da vuruyor’ diye. İş oraya doğru gidiyor. ABD’nin dolar saltanatının yıkılabileceği bir sürece gidiyoruz. Bunun işaretleri var. Zaten eşyanın tabiatı şu; tek kutuplu dünya aslında tek para rejimiydi, doların egemenliğiydi. Şimdi çok kutupluk olması doların egemenliğini sürdürmesini engellemiş olacak. Yani dolar egemenliği olduğu için dünya tek kutuplu bir dünya oldu. Belirleyici güç dolardı. Şimdi o yıkılıyor.

Zaten önümüzdeki yılar, günlük hayat kullandığımız kâğıt paranın nerdeyse tamamen tedavülden kalkacağı mevcut para alışverişlerinin dijital ortamlarda yapılacağı bir sürece gidecek. Bütün bu süreç gelişirken de siyaseten çok kutupluluğa geçmiş olmak Hindistan ile Çin’in, Çin ile Rusya’nın, Rusya ile Hindistan’ın birbirleriyle ilişkileri, onlar dışında Türkiye, İran ve Suudi Arabistan gibi önemli bölgesel kuvvetlerinde ulusal paralarla ticarete yönelmiş olmaları çok ciddi bir doların saltanatının yıkılması bağlamında önemli bir gelişme olacak.”