China Daily / Maya Majueran

Rusya ve Ukrayna, 1991 yılında dağılıncaya ve Ukrayna bağımsız bir ülke oluncaya kadar Sovyetler Birliği’nin parçasıydı. Komşular ve eski Sovyet cumhuriyetleri olarak Rusya ve Ukrayna, bin yıldan daha eskiye giden ortak bir mirası paylaşıyor. 

Ukrayna Rusya ve Avrupa Birliği’nin (AB) arasındaki kavşakta yer alıyor ve coğrafi konumu Ukrayna’yı Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında önemli bir ticaret ve seyahat koridoru yapıyor. Ukrayna bağımsız bir ülke olduğu zaman siyasi ve stratejik olarak tarafsız olacağı sözü verdi. Ancak daha sonra yönünü değiştirdi ve Şubat 2019’da dönemin Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, ülkenin AB ve NATO’nun bir üyesi olacağını belirten bir anayasal değişikliği imzaladı. 

Rusya, Ukrayna’nın 1991 yılında söz verdiği gibi hedefinden vazgeçtiğini ve kendisini tarafsız olarak ilan ettiğini savunuyor. Aslında Rusya birkaç vesileyle açıkça Ukrayna’nın NATO’ya katılmasını istemediğini dile getirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 21 Şubat’ta televizyonda yaptığı açıklamada, Ukrayna’yı NATO’nun Rusya’ya karşı saldırısı için “sıçrama tahtası” olarak tanımlayarak, “Ukrayna NATO’ya katılırsa, Rusya’nın güvenliğine doğrudan tehdit olarak hizmet edecektir.” dedi. 

RUSYA,  ABD’NİN PLANLARINI SORGULAMA HAKKINA SAHİP

Ukrayna’da “özel askeri operasyon” talimatı vermeden önce Putin, Rusya’nın güvenliğini tehdit etmekle suçladığı NATO’dan, özellikle Ukrayna olmak üzere eski Sovyet cumhuriyetleri arasından yeni üyeleri kabul etmemesini talep etti.  Ancak Rusya’nın çağrısına kulak vermek yerine ABD ile diğer NATO ülkeleri Ukrayna’ya desteklerini artırdılar ve NATO’nun yeni üyelerin katılımından memnun olacağını belirttiler. ABD’nin müttefikleri Avustralya ve Yeni Zelanda Çin’in Solomon Adaları ile güvenlik anlaşması konusunda “kaygılanabiliyorsa”, Rusya’nın, ABD’nin ve bölgesel ortaklarının planlarını sorgulaması için iyi bir nedeni bulunmaktadır. 

Son zamanlarda Papa Francis bile, “NATO’nun Rusya’nın kapısında havlamasının” Rusya-Ukrayna çatışmasına yol açmış olabileceğini söyledi. ABD, Ukrayna’nın NATO’ya katılmasını teşvik ettiği ve halen Ukrayna güçlerine eğitim ve teçhizat sağladığı için Rusya-Ukrayna çatışmasının önemli bir katılımcısıdır. Londra Ekonomi Okulu’nda Küresel Siyaset Ekonomisi Profesörü Robert H. Wade, hiçbir şeyin Rusya’nın eylemini mazur gösteremeyeceğini savunarak, “Kremlin, Putin rejimini devirme niyetindeki ABD ve NATO’nun kurduğu tuzağa düştü.” dedi. 

KÜRESEL EKONOMİK FELAKETİN SORUMLULUĞUNU KİM ÜSTLENECEK?

ABD, Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkeleri Ukrayna’ya büyük miktarda silah yardımında bulundu. Ve ABD Başkanı Joe Biden Kongre’den, 20 milyar dolardan fazlası askeri yardım ve diğer güvenlik yardımı dâhil olmak üzere, 33 milyar dolar tutarındaki “Ukrayna yardım paketi” teklifini kabul etmesini istedi.

Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun dediği gibi, “ABD, müttefiklerini kendisine bağlayarak anı yakalamak ve Rusya’yı Ukrayna ile savaşta boğmak istiyor. Onların amacı, Rusya’yı ve daha sonra Çin’in halletmektir.” 

Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre, “Çatışma, küresel ekonomiye büyük darbe vurarak, büyümeye zarar verecek ve fiyatları yükseltecek.” BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nda çatışmanın ticaret ve kalkınma üzerindeki etkisiyle ilgili hızlı bir değerlendirmede, artan gıda, yakıt ve gübre fiyatlarının altı çizilerek, dünya ekonomisinin görünümünün kötüleştiği tahmin ediliyor. Çin-Avrupa yük treni hizmeti, Çin ve Avrupa’nın yanı sıra güzergâh üzerindeki diğer ülkeler arasındaki ticaretin önemli bir ayağıdır. Ancak Ukrayna çatışmasının bu tren hizmetini etkileyebileceği ve ABD ile müttefiklerinin yaptırımları artırmasının çok fazla ihtiyaç duyulan tedarik zincirlerini vurabileceği yönünde artan kaygılar söz konusu. 

Gelişmelere dayanarak bir yargıya varılırsa, ABD liderliğindeki Batı, bölgenin ve dünyanın geri kalanının refahını hesaba katarak sorumlu şekilde hareket etseydi Ukrayna krizi önlenebilirdi. 

Ancak bu küresel ekonomik felaketin sorumluluğunu kim üstlenecek? ABD’nin gerilimi yükseltme ve piyasasını genişletme taktiği göz ardı edilmemelidir.