CGTN / Andrew Korybko

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Ukrayna’da devam eden özel askeri operasyonunun başlamasından bu yana gerileyen tek kutuplu egemenliğini tersine çevirmek için saldırgan biçimde girişimde bulundu. Moskova bu operasyonun, diğer nedenlerin yanı sıra ulusal güvenliğinin kırmızı çizgilerinin bütünlüğünü sağlamak anlamına geldiğini belirtirken, Kiev yönetimi ve ABD liderliğindeki Batılı ortakları bunu yasa dışı bir işgal olarak tanımladı. ABD son zamanlarda, Rusya karşıtı bir bahaneyi Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya karşı büyük çapta yaptırım uygulamasında başarılı biçimde uygulayarak, AB’nin kontrolünü ele geçirdi. 

ABD’nin gerileyen tek kutuplu egemenliğini tersine çevirme konusundaki son girişimi, ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’nin Atlantik Konseyi’nde konuştuğu 13 Nisan’da tam olarak göz önüne serildi. Yellen, ABD ve ortaklarının Rusya’ya karşı uyguladığı yasadışı ekonomik kısıtlamalara rağmen, bu ülkeyle iş yapmaya devam etmesi halinde ABD’nin Çin’e yönelik ikincil yaptırımlar tehditlerinin yeniden doğruladığını ima etti. 

ABD VE KÜRESEL EKONOMİK SİSTEM

“İleriye doğru, ekonomik sorunları, ulusal güvenlik dâhil olmak üzere daha geniş ulusal çıkar düşüncelerinden ayırmanın giderek zorlaşacağını” vurgulayan Yellen, kaygı verici şekilde, “Dünyanın Çin’e yönelik tutumu ve daha fazla ekonomik bütünleşmeyi benimseme istekliliği Çin’in, Rusya’ya yönelik kararlı adım atılması çağrımıza tepkisiyle etkilenebilir.” dedi. Bu açıklamalar, ABD’nin, Rusya ile ticaret yapmayı sürdürmesi halinde ortaklarına Çin’den uzak durmaları için baskı yapacağını gösteriyor.  

Daha küstah bir biçimde Yellen, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’ne ters düşen bu uluslararası yasa dışı yaklaşımın, sözde Amerika’nın değerleri tarafından yönlendirildiğini iddia etti. Yellen, “İlkelerimiz lehine hareket ediyoruz-saldırganlığa, sivillere yönelik yaygın şiddete karşı çıkıyoruz ve barışı ve refahı koruyan kurala dayalı küresel düzen taahhüdümüze uyumlu davranıyoruz.” diye konuştu. Yellen’in, sözde “kurala dayalı küresel düzene” göndermede bulunması, ülkesinin gerçek niyetlerini ortaya çıkarıyor. Bu ifade, ABD’nin diğer ülkeleri, bu özel örnekte Çin’e karşı ekonomik ve finansal birçok yolla, öznel olarak tanımlanmış “kuralları” savunma gibi yanlış temelde yasa dışı olarak tehdit ederek, azalan tek kutuplu egemenliğini tersine çevirmek amacıyla saldırgan girişimlerini gizlemenin usturuplu şekilde söylenmesidir. 

ABD, ÇİN EKONOMİSİNE ZARAR VEREMEZ

Bu “kuralların”, BM Sözleşmesi ile tutarlı olmadığı, ancak ABD’nin çıkarlarını ilerletmek için yapılması gereken her şeyi “haklı çıkarmak” amacıyla aklına estiği gibi uydurulduğu için nesnel olarak var olmadığı söylenmelidir. Bu ikincil yaptırım tehditlerini ve Çin’e karşı yapılan tamamıyla uydurulmuş bahaneyi, finansal egemenlikten başka hiçbir şey olarak tanımlamanın başka bir yolu yoktur.

ABD, Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra birçoğunun günümüzde Soğuk Savaş olarak adlandırdığı durumun sona ermesinin ardından küresel ekonomik sistemi kontrol etti. Bu tek kutupluluğun kısa dönemi 2003 yılında Irak’ın işgalinden sonra zayıflamaya başladı ve 2008 yılındaki finansal krizden sonra açık bir hale geldi. Daha sonra G20’nin oluşturulması, ABD’nin artık küresel ekonomik sistemi tek başına kontrol edemediğini, ancak Çin ve AB gibi diğerlerinin artan rolünü kabul etmek zorunda kaldığını gösterdi. 

Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın, Çin ile sebepsiz ticaret savaşı yoluyla kendi kendisine verdiği büyük zarar, ülkesinin ekonomik ve finansal gerilemesini diğerlerine kıyasla hızlandırdı. Daha önce açıklandığı gibi ABD, AB üzerindeki egemenliğini görevdeki ABD Başkanı Joe Biden aracılığıyla yeniden ortaya koydu. 

Çin şimdi, Avrasya’nın diğer yarısındaki bu bloğun gönüllü olarak stratejik egemenliğini, gerçekte ona tabi devletler grubu olarak kötü davranan transatlantik ortağına devretmesinden sonra dünyada ikinci büyük ve en bağımsız ekonomi haline geldi. ABD, tam anlamıyla kendilerini Rusya’dan “ayırdıkları” gibi ve benzer şekilde sahte “kurala dayalı düzen” bahanesiyle, bu ülkeler topluluğuna kendilerini tamamen Çin’den “ayırmaları” için gelecekte yapacağı talebe uymaları amacıyla baskı yapmayı planlıyor olabilir. 

Gözlemciler, bununla birlikte, bunu yapmanın Rusya’ya uyguladıkları benzeri görülmemiş yaptırımlara veya Trump’ın başarısız ticaret savaşı yoluyla kendi ekonomisine vermekten sorumlu olduğu zarara nazaran, AB ekonomilerine daha fazla kendi kendine zarar vermesine yol açabileceğine dikkat etmelidir. Bununla birlikte, görünüşe göre ABD, Rusya karşıtı taleplere görev duygusuyla boyun eğmelerinin kanıtladığı gibi bu ülkeler üzerindeki egemenlik kontrolünü yeniden sağladığı için bu ülkeler artık bağımsız olarak hareket edemezler. 

ABD’NİN GERİLEYEN TEK KUTUPLU EGEMENLİĞİNİ TERSİNE ÇEVİRME GİRİŞİMİ

Çin ekonomisi çok güçlü, çeşitli alanlara yöneldiği ve dünyanın geri kalanıyla, özellikle Küresel Güney ile yakından bütünleştiği için ABD’nin Çin ekonomisini “tecrit etmesi” veya ona önemli bir zarar vermesi mümkün değildir. Bu nedenle, Yellen’in ikincil yaptırım tehditleri, AB’nin, yakın zamanda dayattığı Rusya karşıtı yaptırımların kendi kendine verdiği zarar yüzünden tehlikeli biçimde yaklaşan bir ekonomik krize nazaran AB’de daha yoğun bir ekonomik krizi kışkırtmayı hedefleyen gizli bir amaca hizmet edebilir. 

ABD, bu ülkelere ekonomik olarak Çin’den uzaklaşmaları için başarılı şekilde baskı kurmayı başarırsa, o zaman bu ülkeler kesinlikle şimdiye kadarki en kötü krize sürüklenecekler, bu da doların kesin olarak rakibi Euro’yu öldürmesine ve Amerikalı şirketlerin AB’deki rakiplerini iflas ettirmesine yol açabilir. Avrupa halkını, Amerikalı “ortaklarının” başka bir Rusya karşıtı bahaneyle onları itmek istediği uçurum konusunda bilgilendirebilmek için bu finansal egemenliğin ne olduğunun açıklanması gerekiyor.