CGTN / Abu Naser Al Farabi

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 20 Nisan’da CNN Türk’e, Ukrayna’daki operasyon etrafında tamamen incelikle oynanan dehşet verici jeopolitik oyunu çarpıcı biçimde ortaya koyan müthiş bir açıklama yaptı. Çavuşoğlu, “NATO içinde savaşın devam etmesini isteyen ülkeler var. Onlar savaşın sürmesini Rusya’yı zayıflatıyor gibi görüyor. Ukrayna’daki durumu çok fazla önemsemiyorlar.” dedi. 

Mevcut çatışmanın görüşmeler yoluyla çözülmesi konusunda, beyhude de olsa, başlangıçtaki barış görüşmeleri çabalarında ateşli bir aktör olduğundan, üst düzey Türk dış politikası yetkilisinin bu konu üzerindeki bu tür bir değerlendirmesi kesinlikle çok büyük önem taşıyor. Bu şimdiye kadar kriz konusundaki tavrımızı yeniden ayarlamaya ve Batılı anlatıların belirlenmiş amaçlar ile Ukrayna’daki savaşa katılmalarının altında yatan niyetleri konusunu düşünüp taşınmaya sevk ediyor. Maalesef, Rusya-Ukrayna krizi, Birinci Dünya Savaşı’ndan Afganistan’daki savaşa kadar başlangıçta kesinlikle hızla sona erecek gibi görünen, ancak daha sonra aşama aşama geniş kapsamlı siyasi, ekonomik ve insani sonuçlarıyla uzun süreli bir savaşa dönüşen tarihteki birçok uzun süreli savaş gibi, aynı vahim tarihi örneklerini takip edecek gibi görünüyor. On ikinci haftasına giren kriz yakın zamanda sona erecek gibi görünmüyor ve yavaş yavaş öğütücü bir yıpratma savaşına dönüşüyor. 

CIA UKRAYNA’DA GİZLİ BİYOLOJİK ASKERİ FAALİYETLER YÜRÜTÜYOR

Rusya, Ukrayna’da “özel askeri operasyon” başlattıktan sadece günler sonra çatışmanın diplomatik görüşmeler yoluyla sona ermesi için birçok cephede etkin çabalar görüldü ve ortam yeterince iyimser görünüyordu. Fakat günler geçtikçe iyimserlik kaybolmaya başladı. Ukrayna krizi görünüşte iddia edilen birkaç nedenden ötürü aylar veya yıllar bile sürebilir: “Rusya’nın operasyondaki temel hedefine ulaşmada başarısız olması, Ukrayna’nın güneyindeki ve doğusundaki askeri güçlerinin yeniden koşullandırılması için stratejik değişim ve Ukrayna’daki direnişe güvenin yenilenmesi.”  

Batılı siyasiler ve askeri analistlerin, Ukrayna’daki operasyonun potansiyel olarak uzaması konusundaki iddialarını artırmasının sebepleri bunlar. Ancak bu iddia edilen sebeplerin ötesinde, savaşı kalıcı yıpratıcı bir mücadeleye doğru iten ABD tarafından uzun süredir oynanan pervasız jeopolitik oyun ve gerçekçi politika gerekçeleri bulunuyor. İlk olarak, 1991 yılından bu yana ABD için bağımsız “Ukrayna en büyük ödüldür”. Ulusal Demokrasi Vakfı’nın (NED) eski direktörü Carl Gershman’ın 2013 yılında iddia ettiği gibi, ABD Kiev’i Kremlin’den çekip kurtarmak ve Batı’ya doğru yanaştırmak için uzun süredir çabalıyor, böylece “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin kendisini sadece yakın çevrede değil, aynı zamanda Rusya’nın içinde de kaybeden tarafta bulabilir”. 

Londra Ekonomi Okulu’nda Küresel Siyaset Ekonomisi Profesörü Robert H. Wade’in gözlemlediği gibi, “Rusya’yı kontrol altına almadaki bu kapsamlı strateji, NATO üyelerinin Baltıklardan Bulgaristan’a kadar Rusya’nın tüm sınırları boyunca genişlemesini anlama bağlamındadır.” Wade, Rusya’ya karşı bu kapsamlı jeopolitik çevreleme stratejisinin, ‘’ABD ve diğer bazı Batılı ülkelerin, Rusya’nın müttefiki Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirme müdahalesinin yanı sıra Rusya’da huzursuzlukları teşvik etmek için ABD’li sivil toplum örgütlerini cesaretlendirme politikasını ve elbette Ukrayna’da demokratik olarak seçilmiş hükümeti devirmek amacıyla 2014 yılındaki sözde Avromeydan devrimini anlamaya da yardımcı olduğunu” açıkladı. 

ABD KRİZİN SÜRMESİNDE ISRARLI

ABD uzun süredir, “Ukrayna’yı Rusya’nın yörüngesinden ayırma” görevini yürütüyor. Bu amaçla, ABD 2014 yılından bu yana Ukrayna’da Batı yanlısı hükümetleri, bu ülkedeki Rusça konuşan azınlıklara karşı açık yasal, siyasi ve kültürel saldırılar başlatmasını teşvik edecek şekilde incelikli bir “Ruslaştırmadan arındırma” adımı attı. Eş zamanlı olarak ABD ayrıca Ukrayna’da askeri yığınak yapılması konusunda bastırdı. Bazı haberlere göre, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) 2015 yılından bu yana elit Ukrayna özel birlikleri için ABD’de gizli bir yoğun eğitim programının yanı sıra Ukrayna’da gizli biyolojik askeri faaliyetler yürütüyor. 

Rusya ile Ukrayna’nın arasını açmak için kapsamlı çaba gösteren ve daha sonra Kremlin’i karşılık vermeye zorlayan ABD, gizli jeopolitik amacındaki kararlılığını sergiledi: Rusya’yı zayıflatmak ve Putin hükümetini, Batı’ya bağımlı Yeltsin benzeri bir hükümetle değiştirmek. Uzun süredir izlediği “korku tellallığı taktiğini” kullanan ABD, 24 Şubat’tan bu yana Rusya’ya karşı şaşırtıcı biçimde koordineli silah artı yaptırımlar projesine liderlik ediyor. Fakat ironik bir şekilde, Rusya’ya yaptırım uygulamadaki nihai amaç, Rusya’ya şimdiye kadar uygulanan yaptırımlarda olduğu gibi ne Rusya’yı eylemlerinden caydırıyor ne de Kremlin yönetimini görüşme masasına oturmak zorunda bırakıyor. Aksine bu, Rusya’yı, Avrupa’da veya başka bir yerde ABD egemenliğine meydan okuyamayacak kadar kontrol altında tutmak için kapsamlı Amerikan jeopolitik stratejisinin bir parçası gibi görünüyor. 

BATI KİEV YÖNETİMİNİ CESARETLENDİRDİ

Bunun için krizin uzamasına izin vermek amacıyla ABD kasten barış görüşmeleri konusunda kayıtsız davrandı ve iddia edildiğine göre, neredeyse tamamlanmak üzere olan barış görüşmeleri sürecini rayından çıkardı. Dahası bu amaçla, ABD’nin kendisi müttefikleriyle birlikte Rusya’ya karşı tam bir vekâlet savaşına adım adım girdi, Ukrayna’ya sürekli olarak büyük ölçekte ölümcül silahlar sağladı ve Ukrayna’nın Rusya’ya karşı saldırganlık tutkusunu kararlı şekilde destekledi. ABD liderliğindeki Batı’nın askeri desteğinin cesaretlendirdiği Kiev yönetimi, Ukrayna istihbarat şefinin daha önce yılın sonuna kadar kazanabileceklerini söylemesiyle, krizi kazanma-kaybetme denkleminde tanımlamaya başladı. 

Krizin yol açtığı küresel gıda güvensizliği, enerji sıkıntısı ve borç krizinin sarsıcı seviyesinin yanı sıra dünya çapında yaygın siyasi istikrarsızlık ve ekonomik durgunluğun an meselesi olması potansiyeli dikkate alındığında, bu tür tahrik edici kazanma-kaybetme yönelimi nihayetinde, Ukrayna, Rusya ve bir bütün olarak dünya için kaybet-kaybet sonuçlarına yol açacaktır.