Global Times

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Savunma Bakanı Wei Fenghe, çarşamba günü Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin ile bir telefon görüşmesi yaptı. Bu, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin göreve başlamasından bu yana Çin ve ABD savunma bakanları arasında yapılan, iki ülke ordusu arasındaki ilişkiler dâhil olmak üzere mevcut ikili ilişkilerdeki zorluğu ve karmaşıklığı vurgulayan ve belirli bir özelliği ve önemi olan ilk telefon görüşmesi oldu. Çalkantılı bir uluslararası durum ve Çin ile ABD arasında devam eden gerilim bağlamında, iki savunma bakanları arasındaki iletişim dış dünyaya olumlu bir işaret gönderdi.

Görüşme sırasında Wei ve Austin, iki ülke liderinin vardığı uzlaşmanın uygulanmasını ilerletme niyetini ve riskleri yönetme arzusunu ifade ettiler. Wei, Çin’in Taiwan meselesi konusundaki ciddi pozisyonunu dile getirdi ve ABD’nin denizde askeri kışkırtmalarını durdurmasını talep etti. Austin ise ABD’nin tek Çin politikasına bağlı olduğunu ve samimi ve açık bir şekilde Çin ile askeri mübadeleleri ve iş birliğini güçlendireceğini söyledi.

WASHINGTON, TAIWAN ADASI’NA SİLAH SATIŞLARINI ARTIRDI

İki taraf deniz ve hava güvenliği ve Ukrayna’daki durum gibi konularda da görüş alışverişinde bulundu, farklılıklarla karşı karşıya kaldıkları zaman tutarlı, açık sözlü yüksek seviyeli Çin-ABD diyaloglarını sürdürdü. Her iki ordu arasındaki üst düzey iletişim, yanlış hükümlerden kaçınılmasına yardımcı olacak ve askeri ilişkilerin istikrarlı şekilde gelişmesine dönmek için uygun koşullar yaratacaktır.

Bir askeri kaza ve hatta Çin ile ABD’li güçler arasında silahlı bir çatışmanın çıkması riskinin artmasının, uluslararası toplumda endişelerin artmasına yol açtığını söylemeye gerek yok. Çin ve ABD orduları son on yılda nispeten istikrarlı bir dönem geçirdi. Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin son döneminde Washington yönetimi ahlaksızca her yönden Çin’e karşı kışkırtmalar başlattığı için iki ülke orduları arasındaki mübadele en düşük seviyeye indi. Gerçek bir askeri talihsizlik riski büyük ölçüde arttı. Bu durum şimdiye kadar devam etti. Bu tür vahim bir durumun sorumluluğu tamamen ABD’ye aittir. Biden yönetimi, Çin ile bir çatışma arayışında olmadığını açıkça ortaya koydu. Bununla birlikte ABD’nin kışkırtmaları artmaya devam ediyor. Özellikle ABD ve Taiwan Adası arasındaki askeri gizli anlaşma giderek artmaya başladı.

Washington, Taiwan Adası’na silah satışlarını artırdı. İki taraf, “ortak muhabere kapasitesini” iyileştirmeyi amaçlayan “askeri mübadelelerini” büyük oranda artırdı. Ayrıca son yıllarda ABD’li Kongre temsilcileri, “ABD askeri uçaklarının Taiwan’a inerek” kırmızı çizgilerin etrafında dolaşan ordunun yardımıyla birkaç kez Taiwan’ı ziyaret ettiler. ABD uçak gemileri “seyrüsefer özgürlüğü” amacı çerçevesinde Taiwan Boğazı’ndan geçtiler. Çin ana karasının kırmızı çizgisini defalarca sınayan bu tehlikeli adımlar, Taiwan Boğazı’nda gerçek bir savaş riskini büyük ölçüde artırdı.

“KRİZLERİN KONTROL EDİLMESİ” VURGUSU

ABD, Güney Çin Denizi, Doğu Çin Denizi, Sarı Deniz ve diğer bölgelerde yakın keşif yapması kaza riskini de artırdı. İstatistiklere göre, 2021 yılında farklı ABD askeri uçakları Çin üzerinde yaklaşık 4 bin ila 5 bin yakın keşif sortisi yaptı ve Güney Çin Denizi, Doğu Çin Denizi veya Sarı Deniz’de bir günde faaliyette bulunan beş kadar savaş gemisi vardı. Artan sıklık yüzünden, ABD ordusunun Batı Pasifik’te zaten aşırı konuşlanma ve aşırı yorulma halinde olması, ön saflardaki subaylar ve askerlerin profesyonelliğinde bir gerilemeyle sonuçlandı. Güney Çin Denizi’nde son zamanlarda ABD savaş uçakları ve savaş gemilerinin sık sık kaza yapması bunu kanıtlıyor. Bu durum aynı zamanda ABD ile Çin ordusu arasında sürtüşme riskinin hızla arttığı ve bu risklerin acilen kontrol altına alınması gerektiği anlamına geliyor.

Bu sefer, Çin’in Amerikalıların daveti üzerine ABD ile konuşması, Washington yönetiminin sorunun ciddiyetinin farkında olduğunu da gösteriyor. Diyalog konuşmamaktan daha iyidir ve ilişki karşı karşıya gelmekten daha iyidir, ancak daha da önemli olan şey ABD’nin, Çin ile yeni bir Soğuk Savaş’tan kaçınma, Çin’in sistemini değiştirmeme veya Çin’e karşı ittifakları canlandırmama sözünü uygulamadaki samimiyetini göstermesidir. Ve ayrıca ABD’nin “Taiwan’ın bağımsızlığını” desteklememesi ya da Çin ile çatışma arayışı niyetinde olmaması da önemlidir.

İki ülkenin savunma bakanları, “krizlerin kontrol edilmesini” vurguladılar. Çatışmaları kışkırtan ve krizleri yaratan taraf olarak Washington, elbette Çin’in güvenini kazanmak için girişimde bulunmalıdır.

ABD ordusu gerçekten, Çin Halk Kurtuluş Ordusu (ÇHKO) ile çatışma istemiyorsa, Çin’i askeri olarak kışkırtmayı kesmeli ve Çin’in kapısının önünden uzak durmalıdır. Özellikle Taiwan sorununda Washington, Çin’in en ufak bir uzlaşma alanı olmadığını ve Çin ordusunun, ülkesinin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü kararlı biçimde savunacağını anlamalıdır.

ABD bu işareti açıkça kabul etmeli, bu konumunda bir yanlış yorumlamadan, yanlış anlamada ve yanlış hükümden sakınmalıdır. Biz aynı zamanda ABD’de bazılarının, Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmadan istifade ederek, riske girme arzularını artırdığını fark ettik. Onlar hatta ABD’nin Asya-Pasifik veya Taiwan Boğazı’nda bir çatışmayı kışkırtabileceğini ve daha sonra kayıp vermeden geri çekilebileceğini düşündüler. Bu tür bir çılgınlığın, ABD’nin Çin algısındaki zaten kıt olan mantıklı unsurları yok etmeyeceğini umuyoruz. Çin ile ABD arasındaki iş birliği her ikisinin yararına, çatışma ise zararına olacaktır. Bu sıradan bir slogan değil, gerçektir. ABD Savunma Bakanı Austin şimdi “riskleri yönetme” isteğini dile getirdiğinden, Washington yönetiminin güvenilirliğini kanıtlaması için somut adımlar atmasının zamanı geldi.