CGTN / Azhar Azam

9/11 saldırılarından sadece 7 gün sonra, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi ABD başkanına Afganistan ve bu saldırıları planladığını, beslediğini ve yaptığını “belirlediği” ülkelere karşı silahlı kuvvetleri kullanması için açık uçlu yetki verdi.

Afganistan savaşına ve geniş etkiye karşı çıkan tek ABD milletvekili olan Barbara Lee, milletvekili arkadaşlarından ABD’nin hareketinin ağır sonuçları üzerinde düşünmek için kendilerine biraz zaman vermelerini istedi. Buna karşılık, Kaliforniyalı Demokrat milletvekili Lee, iki dünya savaşına karşı çıkan savaş karşıtı Jeanette Rankin’e benzetildi. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld Afganistan’da “büyük savaş” operasyonlarının sona erdiğini ilan ettiğinde ve Amerikan güçleri 2003’te Irak’ı işgal ettiğinde Lee’nin tutumunun haklılığı kanıtlanmış oldu. Aniden Bağdat’a yönelinmesi Amerikalıları alarma geçirdi ve savaştan geri dönen gazileri, ABD başkanının herhangi bir yerde savaşa girme konusundaki sınırsız yetkilerini sorgulamaya zorladı ayrıca onu diğer ülkelere müdahale etme ve özgürlük haklarını çiğnemeye sevk eden ABD’nin emperyal gururunu ortaya serdi.

Lee “terörist, hain ve cahil liberal” diye suçlanmasına rağmen savaşa karşı çıkmaya, Kongre üyeleri arasında adaletsiz yetkinin geri alınması ve askerlerin ülkeye geri getirilmesi için çalışmaya devam etti. Daha önce tartışmalı yasaya oy veren ve sonradan Afganistan ile Irak’taki savaşın en şiddetli muhaliflerinden biri olan Bernie Sanders, Lee’nin itidalli olma tutumunu destekledi. Şimdi Lee Afganistan’daki sonsuz savaşın sonunu önceden gören bir “sözü dinlenmeyen kâhin” olarak kutlanıyor. Lee askeri bir çözüm bulunmadığı için “ihtiyatlı” davranılmasını istedi ama 60 kelimelik yasa herhangi bir ABD başkanına bütün dünyada askeri güç kullanma yetkisi verdi ve ülkenin 9/11 sonrası savaş harcamalarını ya da yükümlülüklerini 2020 mali yılı itibarıyla 6,4 trilyon dolara çıkardı. ABD’nin bütün savaşları neredeyse tümüyle borçla finanse edildi. Bu savaşlar ABD’nin bütçe açıklarını büyüttü ve ulusal borçları ile tüketici faiz oranlarını artırdı.

ABD, AFGANİSTAN’I YENİDEN İNŞA ETMEYİ PLANLAMADI

ABD Taliban yönetimini devirmek ve el Kaide’yi yenmek için 2001’nin sonunda Afganistan’ı işgal etti. Afgan savaşının aksine, ABD’nin Irak’ı işgalini birçok ABD askeri yetkilisi kaynakların ve stratejik düşüncenin Kabil’den Bağdat’a yöneltildiği için eleştirdi. 2009’da Afganistan’daki uzayan çatışmada hiçbir görünür ilerleme olmamasının yanı sıra kayıpların ve finansal maliyetlerin artması NATO ülkelerinde bu savaşa yönelik “halk desteğini” daha da azalttı. Washington 20 yıllık savaştan sonra Afganistan’da askeri başarı olarak ulusuna gösterecek hiçbir şeye sahip değil ve ABD Başkanı Joe Biden 120 binden fazla kişinin Kabil’den tahliye edilmesiyle “olağanüstü başarı” diye övünüyor.

Washington’ın “güvenliğimiz ve refahımız diğerlerinin güvenlik ile refahına bağlıdır” inancı uzun zamandır Taliban’ı yenmek için birçoklarının dilindeki bir slogandı. Biden, ABD askerlerini Afganistan’a bir “merhamet misyonu” için gönderirken binlerce Afgan, ABD’nin yıktığı ülkeyi yeniden inşa etme sözünün nerede kaldığını merak etti. ABD, Afganistan’ın Yeniden inşası Özel Genel Müfettişi’nin (SIGAR) bu soruyu bir yanıtı var. SIGAR en son raporunda, tutarlı bir yeniden inşa stratejisi geliştirip uygulamaya çalışmadıklarını belirterek. Amerikan hükümetlerini eleştirdi ve ABD’nin Afganistan’daki yeniden inşa çabalarını “bir tane 20 yıllık çaba” yerine “20 tane bir yıllık yeniden inşa çabası” olarak tanımladı.

Rapor, ABD yetkililerinin çoğunlukla Afganistan’ı yeniden inşa etmek için gereken zaman ile kaynağı azımsadıkları ve çoğunlukla sürdürülemez kurumlar ile altyapı projeleri inşa ederek milyarlarca doları israf ettikleri Amerika’nın 20 yıllık çalışmalarının berbat bir halde olduğunu gösterdi. ABD tarafından güvenli ve ekonomik olarak istikrarlı bir Afganistan yaratmak için toplam 133 milyar dolardan fazla para harcandı. Enflasyonu da dikkate alarak, Washington’ın Afganistan’ın yeniden inşası için harcadığı paranın 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Bütün Batı Avrupa’yı yeniden inşa etmek için Marshal Fonu ile harcadığı parayı aştığı ileri sürüldü.

ABD 85 ÜLKEDE “TERÖRİZME KARŞI” OPERASYONLAR YAPIYOR

ABD aslında hedefi arkasında yeniden inşa edilmiş ve güçlü bir ulus bırakmak olmadığı için asla Afganistan’ı yeniden inşa etmeyi planlamadı. Yeniden inşa harcamalarının çoğu Afgan ordusunu finanse etme, eğitme ve donatmaya giderken, onlara giderken, Washington’ın dolar tomarları ile rüşvet vererek “harika işler çıkarmak için kötü adamları kullan” şeklindeki ahlaksız pratiği yolsuzluğu körükledi ve harcamaların yaklaşık yüzde 40’ı yolsuz yöneticiler, savaş ağaları ile suçluların cebine girdi.

Amerika’nın hataları Afganistan’ın yeniden inşasına katkıda bulunmadı ya da sıradan Afganların ekonomik endişelerini azaltmadı. Amerikalılar için 9/11 sonrası savaşlar savaşla ilgili ödenek ve harcamalar toplam 8 trilyon dolar sınırını aşarken borç para dağlarını büyüttü, bu da gelecek 30 yılda makro ekonomik etkileri ağırlaştırmanın yanı sıra ABD ekonomisini zora sokacak. Kaçınılmaz bir şekilde, 9/11 sonrası büyük ABD savaş bölgelerindeki (Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye ve Yemen) saldırılar ve şiddet bugüne kadar 1 milyon civarında insanı öldürdü. Bunun 387 bini sivil, bu ölülerin 70 binden fazlası Afganistan ve Pakistan’daki muharip olmayan kişiler.

ABD, Afganistan’ı terk etti ama halen yüzlerce askeri üsten oluşan denizaşırı geniş “askeri imparatorluğu” aracılığıyla 85 ülkede “terörizme karşı” operasyonlar yapıyor. Washington belki “sonsuz savaşları” bitirmeye kararlıdır ama yüz binlerce sivili ortadan kaldırmanın ve onların acılı ailelerine karşı yükümlülüklerinin sorumluluğundan kaçamaz. Amerikan başkanları yıllardır sözde “özgürlük” operasyonlarını daha da ileri götürmek için dünyada bağımsız devletlerin topraklarına girmek ve yıkmak için savaşlar başlatmak için dizginsiz güçlerini dur durak bilmeden kötüye kullandılar. Washington, Afganistan, Irak ile birçok başka ülkeyi yıkan ve en azından gelecek 30 yıl daha ABD ekonomisini zora sokmaya devam edecek olan bu sınır ötesi sınırsız yetkiyi kabul ederek uyguladığı bu kana susamış saplantısına bir son vermek zorunda.