CRI Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın seçilmesiyle birlikte Avrupa’da oluşan iyimserlik havası uzun sürmedi. Afganistan’da çekilme sürecinde ortaya çıkan tablo ile ABD, İngiltere ve Avustralya’nın vardığı AUKUS anlaşması Atlantik hattında yalnızlık hissini pekiştiriyor. Endişelerinin Beyaz Saray nezdinde dikkate alınmadığını düşünen Avrupa çözüm yolunu kendi öz gücüne yaslanmayı öngören “stratejik özerklik” kavramında arıyor.

Stratejik özerklik kavramı kâğıt üzerinde her ne kadar Çin Halk Cumhuriyeti ve ABD arasındaki rekabette “tarafsız kalmayı” öngörse de Avrupa’nın iki güç arasında öncelik sıralaması yaptığı görülmekte. Örneğin, Avustralya ile vardığı nükleer denizaltı anlaşması AUKUS anlaşması ile akamete uğrayan Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Marie yaptığı son açıklamada Washington ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki farklara dikkat çekti. Le Marie, ABD’nin Çin’e meydan okumak istediğini AB’nin ise bağlantı istediğini vurgulayarak “Keskin farklılarımız var” açıklamasında bulundu.

AB’NİN ÇİN TEMASLARI HIZLANDI

Paris’ten Washington’a ilişkiler konusunda sert mesajlar gitmeye devam ederken, AB de gerek kurumsal düzeyde gerekse birlik üyesi ülkelerin özel çıkışları ile Çin ile teması güçlendiriyor. Almanya koalisyon kurulana kadar Başkanlık görevini sürdürecek olan Angela Merkel Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Keqiang ile ayrı ayrı düzenlendiği video görüşmesinde taraflar arasındaki ikili ilişkilerin önemine dikkat çekti. Çin’in gelişiminin çok dinamik bir süreç olduğuna işaret eden Merkel, Almanya’nın yeni oluşacak iktidarın da Beijing yönetimi ile iş birliğine devam edeceğine inandığını söyledi.

Benzer şekilde AB Komisyonu Başkanı Charles Michel de Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmesinin ardından tarafların yakın zamanda bir zirve düzenleyeceğini ve Brüksel yönetiminin Taiwan Adası konusunda “Tek Çin ilkesine” sadık olduğunu belirtti. Michel, “AB, Çin’le yeşil ve dijital ekonomi gibi alanlardaki somut iş birliğini derinleştirerek, küresel kalkınma inisiyatifi konusunda iş birliği yapmaya ve önemli uluslararası sorunlar üzerinde sıkı eş güdümde bulunmaya hazır.” Diye ekledi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping de tarafların farklılıklarına rağmen müzakerede ısrar etmesinin altını çizdi.

AB, ABD’NİN YOLUNU TAKİP ETMEMELİ

Çin ve Avrupa arasındaki son günlerde yoğunlaşan görüşmeleri Çin’in Global Times gazetesi için yorumlayan Çin Çağdaş Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Araştırmacısı Sun Keqin “Xi-Michel çağrısı daha önemli ve daha olumlu bir anlama sahip. İki tarafın kilit meseleler ve farklılıkları hakkında görüş alışverişinde bulunduğunu gösteriyor.” Derken, CGTN de yayımlanan bir makalede Brüksel’in Soğuk Savaş çağrılarından uzak durması gerektiği kaydedildi. Fiona Edawrs imzasıyla yayımlanan makalede bu bağlamda “Çin’e karşı yeni bir Soğuk Savaş sürdürmek salgını sona erdirmek, ekonomik toparlanmayı güçlendirmek ve iklim değişikliğini durdurmak için acilen ihtiyaç duyulan küresel iş birliğinden hem bir sapma hem de önünde ciddi bir engeldir.” değerlendirilmesi yer aldı.

Çin-Avrupa Dostluk Grubu Başkanı Dr. Maximilian Krah da AB’nin Soğuk Savaş kampanyası dışında kalması gerektiğini dile getirerek şunları kaydetti:

“AB hâlâ tarafsızlık ile ABD müttefiki olmak arasındaki konumunu belirleme sürecinde. Bu süreçte, çok net bir şekilde tarafsızlık yanlısıyım. Avrupalı ​​politikacılar, Avrupa çıkarlarını desteklemek ve savunmak için seçilirler. ABD ile Çin arasındaki rekabette payımız yok. Bundan daha fazlası ise biz çatışmaya katılmasak bu olay biter çünkü ABD’nin devam edebilmesi için müttefiklere ihtiyacı var. Ne AB’ye ne de Almanya, Çin ile çatışarak bir şey kazanamaz. Buna karşın hem (çatışması halinde) hem ekonomik hem de politik olarak çok şey kaybedecektir.”