China Daily

Washington Post’un gerçeği doğrulama çalışmasına göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, görevde bulunduğu ilk 100 günde 67 yanlış ve yanıltıcı ifade kullandı. Ancak belki Afganistan konusunda değil.

Biden’ın, tüm Amerikan güçlerini çekerek ABD’nin “muharip birliklerini” Afganistan’dan eve getirme taahhüdünden zımnen saptığı yönündeki iddiaya karşın, bu konudaki mesajı açık görünüyor. Biden’ın, Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi için son tarihin 11 Eylül olduğunu açıklamasının ardından iki haftadan kısa bir sürede ABD planlanandan önce askerlerini çekmeye başladı.

Geri çekilmenin koşullara dayalı bir anlayış olmadığı ve 9-11 Eylül’ün, ABD’ye çok ağır maliyeti olan 20 yıllık savaştan yakasını sıyırmak isteyen Biden yönetimi için belirlenmiş bir tarih olduğu göz önüne alındığında, şimdi Afganistan’daki 3 bin 500 veya daha fazla Amerikalı askeri eve göndermek zor olmamalı. Ancak bu, 9-11 Eylül öncesi geri çekilme sürecini önemli ölçüde aksatan bir şey değilse veya Biden’e şimdiki kararını yeniden düşünmesi için ezici bir baskı oluşturmuyorsa. Biden, “bunu sorumlu, bilerek ve güvenli bir şekilde yapacağı” sözünü verdiği için, Afganistan’daki güvenlik durumunu önemli ölçüde kötüleştirmesi veya ABD çıkarlarına önemli tehdit oluşturacak bir şey olması halinde yeniden düşünmesi gerekecekti.

Bununla birlikte Amerikalıların sonunda asla kazanamayacakları bir savaşı sürdürdüklerini ve ne kadar fazla kalırlarsa o kadar fazla kaybedeceklerinin farkına varması iyi bir şey. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) çekildikten sonra kara kuvvetlerinin müdahale etmesinden kaçınmayı uygun görüyor. Beyaz Saray artık Afganistan’ı ABD’nin önceliği olarak almak istemiyor.

WASHINGTON ASKERİ MÜDAHALE İÇİN İKİ KEZ DÜŞÜNMELİ

Ne yazık ki, Amerikalılar savaşın onlara öğretmiş olması gereken çok önemli dersi henüz öğrenmediler, ABD’nin, uluslararası müdahalede en sevdiği araçlardan biri olarak savaşı yeniden değerlendirmesinin zamanı. ABD Başkanı Biden, ABD’nin Afganistan’daki hedeflerine “ulaştığını” iddia ettiği zaman tamamen dürüst değildi. Irak ve Libya’da olduğu gibi ABD, özel askeri hedefleri ortadan kaldırmada başarılı olmuş olabilir, fakat Batı modeli bir demokrasiyi oluşturmak bir tarafa asla söz verdiği barış ve güvenliği getirmedi.

Pentagon, hiçbir zaman ABD işgalinin sebep olduğu sivil kayıpların sayısını sayma zahmetinde bulunmayabilir. Ancak Afganistan’daki Birleşmiş Milletler (BM) Yardım Misyonu, 2009 yılından bu yana en az 35 bin 500 Afgan sivilin savaşta öldürüldüğünü açıkladı. Boston Üniversitesi Savaş Projesi Maliyetleri araştırmasına göre, 2001 yılından bu yana savaşta 71 binden fazla Afgan sivil öldürüldü.
Çin Medya Grubu’nun (CMG) bir başyazısında, “Afgan savaşı, ABD’nin müdahalecilik peşinde koştuğu, dünyaya felaketler ve kargaşalar getirdiği, buzdağının sadece görünen yüzüdür. Irak, Suriye, Libya… istisnasız ABD’nin askeri müdahalede bulunduğu tüm ülkeler, siyasetin çalkantılı, gelişmenin durgun ve insanların yokluk içinde yaşadığı bir duruma sokuldu.” denildi.

Başyazıda, ABD’nin “küresel istikrar için en önemli baş belası” olarak tanımlanması Amerika’nın kulağına acımasız gelebilir. Ancak bu, Washington’ı askeri müdahale için bir sonraki ani isteğini yerine getirmeden önce iki kez düşünmeye itmesi gereken bir gerçektir.