CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilme planı tam akışıyla uygulanıyor, ancak sonradan çıkacak güvenlik sorunlarının riskleri devam ediyor. Taliban, 3 Mayıs’ta tanık olunduğu üzere, Güney Helmand vilayetinde, İl Konseyi Başkanı Ataullah Afgan’a göre kilit kontrol noktalarının ele geçirilmesiyle sonuçlanan, çok yönlü büyük bir saldırı başlattı.

Ortaya çıkan kaos, misilleme saldırıları ve toprak güvenliği üzerindeki önemli bedeli Afganistan’da şaşırtmayan bir gerçeklik olabilir, fakat bu hiçbir şekilde varoluşsal ve gerçek olan bir tehdit karşısında kayıtsızlık veya gönül rahatlığı ile karşılanmamalıdır.

Yine de, Pentagon’dan gelen açıklamalar, Taliban saldırılarının önemini küçümsemeye eş değer bir şekilde “küçük taciz edici saldırıların” ABD birliklerinin çekilmesi üzerinde çok az etkisi olacağına işaret ediyor. Bu rahatsız edici bir gerçekliğin göstergesidir. Washington, Taliban’ın bölgesel, askeri ya da işlevsel olarak sağlam temel kazanması pahasına olsa bile, görünüşe göre kendi çıkarlarını güvence altına almakla daha çok ilgileniyor.

Son haftalarda Afganlara yönelik şiddetin artması ve yüzden fazla güvenlik gücü personelinin öldürülmesiyle birlikte, sürdürülebilir barış için elverişli bir Afgan güvenlik senaryosunun basitçe sorunsuz bir geri çekilmeden çok daha fazlası olduğunun farkına varılması gerekiyor. Gerçek şu ki Taliban, “emperyalist” bir gücün geri çekilmesi olarak gördükleri şey tarafından cesaretlendirilmeye devam ediyor, bu da hem şiddet hem de mutlak meydan okuma biçiminde grup yayılmacılığını haklı çıkarıyor. Grup, sükunete zarar vermeden ve potansiyel olarak federal hükümete taleplerini dikkate alması amacıyla baskı yapmadan barış görüşmelerine katılması için daha az teşvik görüyor. Bu, Pentagon’un kayıtsızlığıyla methedilirse, o zaman bunlar Afganistan’ın geleceği için uğursuz işaretlerdir.

ABD kuvvetlerine, Afgan savunma kuvvetlerine veya sivillere yönelik olsun, bu saldırıların hiçbiri “küçük taciz edici saldırılar” ya da kaçınılmaz barışı geciktirirken uyuşmazlık tohumları eken tahriş edici olarak yorumlanamaz. Amerikan üslerine yapılan saldırılara ABD Ordusu Generali Scott Miller tarafından referans olarak, son zamanlarda Kandahar’daki bir havaalanında can kaybına yol açmayan etkisiz endirekt ateş açılması gösterildi.

WASHINGTON’IN DERDİ “ÇIKARLARINI GÜVENCE ALTINA ALMAK”

Sorun referans değil, Taliban’dan Afgan toplumunun tüm kesimlerine yönelik mesajlara ve sinyallere dayanan Afganistan’da son zamanlarda yaşanan şiddetin önemini zayıflatmanın tam bir gerekçesidir. 2020 Doha Barış Anlaşması’nda yer alan ve Taliban’ın Afgan içi diyalog sürecini güvence altına alırken ABD güçlerine saldırmayacağını öngören taahhütlere rağmen, bu tür şiddet eylemleri hız kesmeden devam etti ve barış sürecinde esasen paydaş olan şeyin tam bir meydan okumasını gösteriyor. Aynı zamanda Taliban’ın, Amerika’nın geri çekilmesinin silahsızlanma ile çakışmayacağı veya başlangıçta öngörüldüğü gibi müzakere masasına gelmeyeceği bir stratejiyi kolayca ortaya koyabileceğini de gösteriyor.

Washington’ın varsayımlarının, savaşla parçalanmış ülkede barış ve sükunete yönelik ortak bir çaba yerine, ileriyi göremeyen bir askeri geri çekilme girişimine dönüşebileceği düşünüldüğünde, bu endişe verici bir gerçektir. Ülkede istikrarsızlığı ima eden İslam Devleti tehdidiyle, kayıtsızlık veya sivillere ya da silahlı kuvvetlere yönelik saldırıların önemini küçümsemek, geçen yılki barış anlaşmasına taraf olan yönetimin yerini alan bir yönetimi yansıtmıyor.

Taliban’ı silahsızlandırması, şiddetten vazgeçmesi veya en azından Afgan askerlerine ya da sivil nüfusa saldırmaktan kaçınması için baskı yapma seçeneği açık ve işe yaramadı. Biden yönetiminin insan haklarını koruma davasını öne sürdüğü ve dünyadaki çoğu çatışma sahnesinde hesap verebilirlik çağrısı yaptığı düşünüldüğünde, bu yine endişe vericidir. Kesintisiz devam eden korkunç insan hakları ihlalleri, geri çekilmenin zararlı etkileri göz önüne alındığında, Afganistan’ı Pentagon’un stratejik hesabı için daha önemli değilse de farklı kılmaz. Diyaloğu kolaylaştırmanın müjdecisi, devamı ülkede ebedi bir siyasi çözüme karşıtlık oluşturacak şiddetten tüm tarafların vazgeçmesidir. Aynı zamanda, Afganistan’daki şiddetin kınanmasının ötelenmesi, Afgan devletinin geleceği üzerinde bir etkiye sahiptir ve Pentagon bunu ne kadar erken anlarsa o kadar iyi olacaktır.