CGTN / Bradley Blankenship

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 11 Şubat’ta Afganistan merkez bankasından 7 milyar dolarlık donmuş ABD merkezli varlıkları bölüşecek bir yürütme emri imzaladı. Bu paranın yarısı milyonların ekonomik zorluklar nedeniyle açlıkla karşı karşıya kaldığı Afganistan’daki insani yardım kuruluşlarına dağıtılacak, diğer yarısı ise 11 Eylül terör saldırılarının kurbanlarının ailelerine verilecek.

Biden yönetimi, bunun, bu dondurulan fonların Afgan halkının yararına kullanılmasına izin verme yönünde atılmış bir adım olduğunu iddia ederken, aynı zamanda Taliban hükümetini tanımama veya meşrulaştırmama yönündeki bocalama eylemini sürdürüyor. Aynı zamanda, 11 Eylül mağdurlarına yönelik fonlar, mağdurların devam eden davaları için kullanılabilir hale getirilecek.

Washington’ın üst düzey diplomatı Dışişleri Bakanı Antony Blinken, yürütme emri hakkında tweet attı, “ABD, Afganistan halkının yanındadır.”

ABD TALİBAN ÖRGÜTÜNÜN YARATILMASINA YARDIMCI OLDU

Biden’ın bu kararından zaten açıkça anlaşılan şey, bunun çılgınca popüler bir karar olmadığı ve Beyaz Saray’ın yurt içi ve yurt dışındaki itibarını zedeleyeceği. 11 Eylül kurbanları için birçoğu, şimdi atılan adımları eleştiriyor çünkü fonların daha fazla akraba için sağlanması gerektiğine inanıyorlar. Elbette Afganlar haklı olarak paralarının çalındığını düşünüyorlar ve sonunda dünyanın geri kalanı bu durum karşısında ABD’ye olan güvenini kesinlikle kaybedecek.

Elbette, 11 Eylül kurbanının akrabaları (ve ilk müdahale ekipleri) bu konuda haklı. Bu tür her durumda olduğu gibi, ABD sosyoekonomik sistemi bu insanları düzgün bir şekilde güvenceye almada ve bu korkunç saldırıların ardından tatmin edici bir yaşam sürmelerini sağlamak için tazminat, sosyal güvenlik ağları ve diğer araçları sağlamada başarısız oldu. Fakat bu, Beyaz Saray’a Amerika’nın yeterli sosyal güvenlik ağlarından yoksunluğunu telafi etmek için Afganistan’dan para alma yetkisi vermiyor. Bu göz göre göre yapılan bir hırsızlıktır. Bu yürütme emri, ne kadar büyük bir yüzsüzlük olduğu için Afganistan’da (görünüşe göre ABD’nin yanında yer alan insanlar tarafından) protestolara yol açtı.

Eski Başkan George W. Bush, ABD’nin 11 Eylül saldırılarından dolayı Afganistan lideri Usame Bin Ladin ile birlikte faaliyet gösterdiğine inanılan El Kaide’ye karşı adalet aramak istediği bahanesiyle Afganistan işgalini başlattı. Ancak bu iddia, ülkenin bunda hiçbir rolü olmadığı düşünüldüğünde gerçekle örtüşmemektedir. Ki zaten Usame Bin Ladin, Afganistan’da değil Pakistan’da bulunmuştur.

AFGANİSTAN EKONOMİK ZORLUKLA KARŞI KARŞIYA

Çoğu Amerikalı, savaş davulları çalarken Bush yönetiminin çizgisine inandırıldıkları için gerçekleri bile bilmiyor olabilir. Fakat bağlam önemlidir, çünkü bu bir iç siyasi maç değil, uluslararası bir meseledir; Beyaz Saray bunu Donald Trump düzeyinde Amerikan şovenizmine dayanarak, böylesine küçük bir çekicilikle görmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, milyonlarca Afgan şu anda kendi kusurları olmaksızın ülkelerinin ekonomisi darmadağın olduğu için açlıkla karşı karşıya. ABD on yıllardır Afganistan’a müdahale ediyor ve hatta şu anda ülkeyi yöneten ve meşru olarak tanımayı reddeden Taliban örgütünün yaratılmasına yardımcı oldu. Washington ülkeyi kırıp geçirdi, sayısız Afgan’ı öldürdü ve yerinden etti, yerel ekonomiyi aniden ayrılmadan önce tamamen işgallere ve işgal çabalarına bağımlı hale getirdi.

Yani şu anda Afganistan’ın karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklar, milyonlarca insanı açlığın eşiğine getirmeler, Amerika’nın suçu. Aynı zamanda, ABD’nin kendisi 11 Eylül saldırılarında Afganistan’dan daha suçlu, çünkü saldırılara yol açan olaylar zincirini ilk etapta ateşleyen ABD dış politikasına misillemeydi.

ABD ile bağlantılı bu iki durumu şu ya da bu şekilde iyileştirmek için Biden yönetimi, Afgan halkının varlıklarını çalarak uluslararası hukuku açıkça ihlal etmeye karar verdi. İronik olarak, Biden yönetimi bir şekilde bu konudaki eylemlerini iyi niyetli olarak algılıyor. Gerçek bundan daha farklı olamazdı. Bu o kadar ahlaksız ve yüz kızartıcı bir durumdur ki, herhangi bir kişi bunun ne olduğunu görebilir, örneğin, açlıktan ölmek üzere olan insanlardan çalmak. ABD hükümetinin gerçek ahlaksızlığını ve insanlık dışılığını, belki de tüm zamanların en düşük seviyesinde gösteriyor.