CGTN / Anthony Moretti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden 1 Mart’ta “Birliğin Durumu” konuşması yaptı. Biden’ın konuşması ABD’nin sıkıntılı olduğu bir döneme rast geldi ve iyimser bir gelecek görmesi için ülkeyi toparlayıp toparlayamayacağı konusunda meşru sorular var. 

ABD’nin ilk salgın dalgası deneyimini neredeyse iki yıl önce yaşadığını aklınıza getirin. Bir araya gelme yerine Amerikalılar bölündü. ABD toplumunda zaten görünen çatlaklar büyüdü ve iki kamp hızla kemikleşti. Bir grup her bir kişinin, herkesin iyiliği için bir nebze de olsa fedakârlık yapması gerektiğine inandı ve ikinci grup ise koronavirüsün uydurma ya da abartılacak bir şey olmadığında ısrar etti. Bu o dönem Beyaz Saray’da oturan Başkan Donald Trump’ın her yerde Amerikalıların sağlığına pek önem veriyormuş gibi görünmesine yardımcı olmadı. Trump ayrıca, salgın yayıldığı için birbiri arkasına nefret saldırılarına maruz kalan Asya toplumu konusunda sıfır endişe duyuyordu. Aslında, Trump’ın Çin karşıtı ve Asya karşıtı söyleminin olanak sağlamasıyla, daha fazla Amerikalı ülkenin her yerinde Asyalı korkusu içlerini kemirdiği için ülkeyi daha güvenli hale getirdiklerini düşünmeye başladı. 

ABD HİÇBİR ÜLKEYE İNSAN HAKLARI DERSİ VEREMEZ

Salgının Amerika kıyılarına ulaşmasından yaklaşık 10 ay sonra ABD Kongre binası kuşatma altındaydı. O soğuk günde, cumhuriyeti yok etmeye çalışırken gerçek Amerikalılar olduğunu iddia eden yüzlerce kişi, Kongre’nin, Demokratların adayı Joe Biden’ın başkanlık seçimini kazandığını onaylamasını önlemek amacıyla Kongre binasına saldırdı. Her iki partiden siyasetçiler -bir günlüğüne de olsa- vatan haini olarak adlandırılması gereken protestocuları eleştirmek için birleştiler. Ancak kısa süre sonra Cumhuriyetçiler, dünyanın 6 Ocak 2021 tarihinde sadece bir grup insanın birazcık kontrol dışına çıktığına tanıklık ettiğini savunmaya başladılar. 

Biden’ın törenle göreve gelmesinden sadece birkaç hafta sonra ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Çinli mevkidaşlarını açıkça eleştirerek mahcup oldu. Blinken, Çinlilerin Amerika ve müttefiklerinin Çin’i Batı’nın yarattığı dünya düzenine göre oynamayı reddettiği için kötü olduğunu düşündüğünü bilmelerini istedi. Maalesef Blinken’in yüksek perdeden konuşması, Trump’ın etrafını saran ve Trump’ın söylediği her saçma fikri hızla papağan gibi tekrarlayan iradesiz kişilerde yankı buldu. Haklı şekilde, Blinken’ın fırça çekmesi, ABD tarihinin hiçbir Amerikalı yetkilinin insan hakları konusunda bir başka ülkenin yetkilisine asla ders vermemesi gerektiğini geçerli kılacak pek çok örneğe sahip olduğuna ilişkin bir hatırlatmayla karşılık buldu. 

2021 yılı sona ererken, Amerikalılar salgında en kötüsünün belki de sona erdiği konusunda iyimserdi. Fakat ülkenin halen neredeyse yarısı koronavirüs ve varyantlarının tehlikelerini reddederken, hiç kimsenin, Omicron varyantının ülkeyi kasıp kavurduğu ve tıp camiasını tekrar umutsuzluk durumuna soktuğu zaman şaşırmaması gerekiyor. Bu üste bahsedilen iki kamp, kararlı ve inatçı biçimde feci sağlık koşullarından diğer tarafı sorumlu tutmada ısrar etmeye devam etti. Aynı zamanda Amerikalılar paralarını idareli kullanmada kırılma noktalarına geldiklerini fark etmeye başladılar. Enflasyon kısa sürede son kırk yılda görülmemiş seviyelere ulaştı, ancak ne Demokratlar ne de Cumhuriyetçiler bu konuda bir şey yapmakla ilgileniyor gibi görünmüyorlardı. Bunun yerine her iki parti 2022 yılında bir ara seçim döngüsünün ne olacağı beklentisiyle bıçaklarını biledi. 

AMERİKA TEDİRGİN

Son olarak Biden’ın Birliğin Durumu konuşmasından günler önce iki olay Amerika’yı darmadağınık olarak gören insanlara daha fazla malzeme verdi. İlk olarak, Biden, Avrupalı liderler özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’daki savaşın ilk günlerinde güçlü şekilde tepki verirken kenarda gibi görünüyordu. Evet, Biden Rus yetkililere ve Rusya’ya karşı birbiri ardına yaptırımlar dalgası açıkladı, ancak yaptırımlar, yaptırımlar ve daha fazla yaptırımların ötesine geçeceğine dair bir mesaj vermekten yoksundu. Ve daha sonra Amerikalılar, – “Amerikalıların eğlencesi” olarak adlandırılan- beyzbolun, takımların sahipleri ve oyuncuların yeni bir toplu sözleşmede anlaşamayacağı için zamanında başlamayacağını öğrendiler. 

Beyzbol takımlarının sahipleri milyarderler ve bu takımlarda oynayan milyonerler arasındaki görüşmelerin başarısız olması gerçekten Amerikalıların şu anda nerede olduğunu açıklıyor. İki kamp çok konuştu. Ve arada sırada birbirlerine bağırıyorlar. Ve her zaman, umutsuzluk iyimserliği hızla boğduğundan çok az şey başarılır. 

Başkan herhangi bir politikacının birlikte harekete geçmesini ya da Amerikan halkının ulusun yararına fedakârlık yapmasını istediği zaman onu görmezden gelmek kolaydır. Şu anda bu oluyor. Ve Amerikalılar baharı düşünmeye başladıklarında, ülkeleri soğuk, karanlık bir kışa saplanıp kalmış gibi görünüyor.