Antarktika Bilim Seferi katılımcısı Hilal Ay, biyoteknolojik ilaçlar için yeni kaynaklar ararken sefer boyunca toprak, sediment ve deniz suyu örneklemesi yaparak yeni aktinobakteri türlerini keşfetmeyi amaçlıyor.

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen Ay, 46 gün süren yolculukta, 40 ayrı noktadan toprak ve sediment örneklemesi yaparak, onlarca litre deniz suyu süzerek, izole edeceği bakteriler için gerekli çevresel örneklemeyi tamamladı.

6. Antarktika Bilim Seferi katılımcısı 19 Mayıs Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Hilal Ay, “Burası dünyanın bir çok alanına göre ekstrem fizikokimyasal habitat özellikleri taşıyor ve çok düşük sıcaklıklar görülebiliyor. Besin miktarı çok az, ben de burada Uludağ Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde ki arkadaşlarımla hazırladığımız projede yeni aktinobakteri türlerini keşfedip bu aktinobakteri türlerinin akuakültürde probiotik olarak kullanılabilirliğini, patojenlere karşı antimikrobiyal madde üretim potansiyellerini keşfetmeyi amaçlıyorum.’ dedi.

Aktinobakterilerin isimlerinin çok teknik gelebileceğini ancak onları herkesin tanıyabileceği özelliklerinin olduğunu ifade eden Ay, ” Yağmur sonrası hepimizin hoşuna giden bir toprak kokusu olur, aslında bu toprak kokusu birçok aktinobakterinin ürettiği kimyasaldan kaynaklanır. Bu sebeple bir çok kişinin aktinobakterilerin bu özelliği sebebiyle unutmadığını ve hatırladığını düşünüyorum. Çok daha önemli bir özellikleri daha var, aktinobakteriler klinikte kullanılan birçok antibiyotiğin, antikanser bileşiğin kaynak organizması yani, bu organizmaları küçük fabrikalar gibi düşünebiliriz.” dedi.

Ay, “Bu fabrikalar antimikrobiyal madde üretebiliyor, anti kanser ilaç üretebiliyor, endüstride kullanılabilen bir çok enzimi üretebiliyor. Bu sebeple aktinobakteriler biyoteknolojik açıdan önemli bir bakteri grubu ve biz bu projede yeni aktinobakteri türlerini henüz hiç alışılmamış alan olan, Horseshoe Adası’nın toprak, sediment ve su örneklerinden izole ederek, hem literatüre kazandırmayı hem de bu organizmaların biyoteknolojik potansiyelini ortaya koymayı amaçlıyoruz.” diye konuştu.