CGTN / Andrew Korybko

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bugünlerde yaygın şekilde Covid-19 olarak bilinen yeni koronavirüsü, iki yıl önce 30 Ocak 2020 tarihinde uluslararası endişe uyandıran halk sağlığı bakımından acil bir durum olarak ilan etti. O zamandan bu yana birçok şey olduğu için birçok insanın zamanın nasıl geçtiğini anlamaması anlaşılabilir bir durum. Herkesin hayatı, hastalık, sokağa çıkma yasağı ve/veya dünyanın virüsü kontrol altına almada organize olamamasının ekonomik sonuçları yüzünden şu ya da bu şekilde tamamen değişti.  

Bununla birlikte çok az kişinin dikkat çektiği şey, devam eden aşı eşitsizliğinin Afrika’yı hâlâ etkilemeye devam etmesidir. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, yakında zengin ülkelerin aşılama oranlarının gelişmekte olan ülkelere nazaran birkaç kat fazla olduğundan bahsettiğinde bu konu hakkında konuştu. Washington Post’a göre, Aralık 2021 itibarıyla Afrikalıların sadece yüzde 8,6’sı tam olarak aşılandı. Şu andaki oranla en erken Ağustos 2024’e kadar aşılanan insan sayısı eşiğinde yüzde 70’e ulaşılması beklenmiyor. 

Eleştirmenler bunu “aşı ayrımcılığı” olarak tanımladı ve Afrika’nın aşı söz konusu olduğunda kasten ihmal edildiğini iddia etti. Bu gerçekten mümkün, çünkü dünyada aşıların birçoğunu üreten ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin bu epidemiyolojik ürünleri kendileri ve kendi halkları için stoklamakta çıkarları söz konusu. Nispeten daha yoksul Afrika ülkeleri, halklarına aşı satın almak için beklenmedik şekilde gerekli olan aşırı harcamaları karşılayamaz. Diğer bir sorun aşılama konusundaki yerel bazı tutumlar. Uganda yakında, Moderna’nın 400 bin adet Covid-19 aşısını imha etmek zorunda kaldı, çünkü Acholi alt bölgesindeki insanlar aşılanmak istemedikleri için aşıların süresi doldu. Bu sorun Uganda’ya has bir sorun değil, Afrika ülkelerinin diğerleri için de geçerli bir sorun. Gözlemciler aşılama karşıtı kampanyaların yerel halkı etkilediğinden ve onları aşı yapmamaya ikna ettiğinden şüphe duyuyorlar. 

AFRİKALILARIN SADECE YÜZDE 8,6’SI TAM OLARAK AŞILANDI

Afrika’nın “aşı ayrımcılığı” devam ettiği için kıtanın uluslararası toplumun Covid-19 salgınını kontrol altına almada organize olmamasının sonuçlarından ekonomik olarak toparlanması daha uzun sürecek. Bunun nedeni çoğu ülkenin yabancı iş insanları dâhil olmak üzere tüm ziyaretçiler için aşılanma talep etmesidir. Afrikalı olmayan yatırımcılar, kendileri aşılanmış olsalar bile etraflarındaki birçok kişinin aşılanmamış olmasından korkmaları durumunda kıtaya seyahat etmeye niyetli olmayabilirler. 

Yalnızca bu değil, insanların yaşamı da açıkçası riskte olacaktır. Afrika’da Covid-19 salgınından çok az insanın öldüğünün bildirilmesi şaşırtıcı bir durum. Uluslararası toplum, yeni bir virüs türünün Afrika’yı kırıp geçirmesi durumunda kıtanın şansının sona ereceğinden kaygılanıyor. Bu yüzden birçok kişi Afrikalıları her ihtimale karşı aşı yaptırmaya teşvik ediyor, ancak “aşı ayrımcılığı” ve yerel direniş bu çabaları engelliyor. 

Dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi olarak Çin, dost Küresel Güney ülkelerinin insanlarının güvenliğini sağlamak konusunda sorumluluk hissediyor. Bunun için Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, geçen yıl kasım ayında Çin-Afrika İş Birliği Forumu Sekizinci Bakanlar Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Çin’in Afrika’ya 1 milyar doz daha aşı vereceğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Xi, ocak ayı ortasında Dünya Ekonomik Forum’undaki konuşmasında taahhüdünü yineleyerek, söz verilen aşıların 600 milyon dozunun bağış olacağını ifade etti. Bu, aşı eşitsizliği sorununa çözüm sağlamak için dünyada herhangi bir ülkenin en büyük taahhüdünü temsil ediyor.

AFRİKALILARIN YAŞAMLARI BATILILARIN YAŞAMLARI KADAR DEĞERLİ

Sonuç olarak Afrika daha güvenli ve daha sağlıklı olacak, bu da daha önce açıklandığı gibi ekonomik toparlanmasının hız kazanmasına olanak sağlayacak. Çin, uluslararası topluma Afrika’ya yaptığı aşı sevkiyatından kaçınmaması gerektiğini göstererek örnek oluşturuyor. Tüm hayatlar eşittir. Afrikalıların yaşamları Batılıların yaşamları kadar değerli. 

Cumhurbaşkanı Xi’nin Afrika’ya bir milyar adet Covid-19 aşısı bağışlaması, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin parçasını oluşturan Sağlık İpek Yolu olarak tanımlanan durumla tam olarak uyum içindedir. Bu Çin’in, özellikle Afrika ülkeleri gibi Küresel Güney’dekilerle olmak üzere birçok ortağıyla sağlık hizmetleri iş birliğine işaret etmektedir. Çin, diğer ilgili faaliyetlerinin yanı sıra hastaneler inşa ediyor, sağlık uzmanlarını eğitiyor ve aşıları sağlıyor. Çin kelimenin tam manasıyla her gün yaşamların kurtarılmasına yardımcı oluyor.

Covid-19 salgını üçüncü yılına girerken, bütün ülkelerin aşı eşitsizliğine karşı çıkmak için çabalarını artırmasının zamanı geldi. Afrika artık “aşı ayrımcılığına” maruz kalmamalıdır. Bu ülkelerde daha fazla aşı ücretsiz veya düşük fiyatlarla mevcut olsaydı, o zaman en azından bu tedavilere yönelik yerel davranışlar değiştiğinde halklarını aşılamak için ellerinde kaynakları olacaktı. Çin, Küresel Güney ortaklarıyla dayanışmayla Afrikalıların hayatlarını kurtarmak için üzerine düşeni yapıyor.