CGTN / Azhar Azam

Joe Biden Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ile ticaret bağlarını güçlendirmek istemiyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı stratejisinin ekonomik bir unsuru olmadığı eleştirilerine karşı geçen ekim ayında bölgesel bir ekonomik çerçeve geliştirme tartışmalarını başlatacağını vadetti ama yardımcıları hemen kendisinin bahsettiği girişimin bir “ticaret anlaşması olmadığını” belirtti.

Şimdiye kadar, yönetim Asya-Pasifik ile nasıl ilgileneceği konusunda çok az ayrıntı verdi. Bu gevşek girişim bölgesel ülkeler tarafından kınandı ve Biden’ın yardımcıları arasında rahatsızlığa yol açtı çünkü Hint-pasifik Koordinatörü Kurt Campbell ABD’nin bölgeyle “diplomatik, askeri, kapsamlı ve stratejik olmanın” yanı sıra ekonomik olarak da ilgilenmesi gerektiğini vurguladı.

WASHINGTON’IN HİNT-PASİFİK HEDEFLERİ

Washington 2022’nin başlarında Hint-Pasifik ile ekonomik iş birliği konusunda “ortak hedefler” belirmeyi vadetti. Ama halen Donald Trump’ın 2017’de Amerikalıların işlerini kaybedecekleri korkusuyla çekildiği kapsamlı ve İlerleyen Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması (CPTTP) gibi ticaret anlaşmalarına yeniden katılma konusunda ağzını sıkı tutuyor. Artan ticaret ekonomik ilişkileri güçlendirmek için zaruridir ve doğru biçimde, Çin’in yükselişinden büyük ölçüde yararlanan ve en büyük ticari ortağı olarak Beijing’e güvenen Asya-Pasifik’in odaklandığı bir noktaydı. Campbell’in Beijing’in “hayati ve önemli rolünü” kabul etmesi ve “bir tür birlikte yaşama” peşinde koşması bölgesel ülkelerin ABD’nin bölgesel barış ve büyümeye zarar vermeyi hedefleyen başarısızlığa mahkum, aşırı Çin yönelimli Hint-Pasifik stratejisinden rahatsız olduğunun üstü örtük olarak kabul edilmesidir.

ABD her zaman Çin’i kendisi için ulusal bir güvenlik tehdidi olarak görmedi. Bu sadece, Beyaz Sarayı sarsan, yeni bir olgudur. 2014’te zamanın ABD Dışişleri Bakanı John Kerry “Çin ile ABD insanlık tarihindeki en büyük ekonomik ticaret ortaklığı ittifakını temsil ediyor ve bu sadece büyüyecektir. Dışişleri Bakanlığı bugün ekonomi politikasının dış politika ve dış politikanın da ekonomik politika olduğu konusunda çok açıktır.” demişti. 2015’in başlarında iş ve ticaretin ulusal güvenliği güçlendirebileceğine dikkat çeken ABD Dışişleri Bakanlığı, Çin ile var olan 300 milyarlık ticaret açığının 300 milyarlık ticaret fazlasına dönüştürülebileceği tahminin ortaya koydu ve eğer Çin halkı, ABD yapımı malları ve hizmetleri Japonların kullandığı oranda kullanırsa Amerika’da 3 milyon yeni iş yaratılacağını ekledi.

Birkaç yıl içinde Washington’ın Beijing’e karşı ticaretten yana yaklaşımının yerini terslik, düşmanlık ve atışma aldı. Son zamanlardaki ABD yönetimleri uyduruk ulusal güvenlik endişeleri ile Asya-Pasifik’te ve başka bölgelerde Çin karşıtı bir ittifak kurmaya daha fazla eğilim gösterdi ve Amerika ile Amerikalıların çıkarlarını arka plana attı. Kapsamlı, şiddet içirmeyen bölgesel bir ekonomik ilişki halen Biden yönetiminin birincil önceliği olmaya devam ediyor. ABD başkanının Hint-Pasifik ekonomik çerçevesi sadece kilit bir ticari unsurdan yoksun değil. Bu çerçeve Çin’in “artan ekonomik etkisine” ve Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşması dâhil bölgesel ticaret anlaşmaları içindeki “son ilerlemelerine” karşı durmayı istiyor. 

ABD’NİN İTTİFAK BASKISI

RCEP, ocak ayında yürürlüğe girdi ve farklı ekonomik büyüklüklerde ve kalkınma düzeylerindeki 15 Doğu Asya ve Pasifik ülkesini dünyanın en büyüt ticaret blokunu oluşturmak için bir araya getirdi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yapılan bir araştırma, yeni Asya-pasifik serbest ticaret anlaşmasının bölge için ticareti 42 milyar daha artıracağını ve ihracatının 20 milyar dolar artmasıyla en çok Japonya’ya yarayacağını tahmin ediyor. Bu araştırma, nihayetinde üyeler arasındaki gümrük vergilerinin yüzde 90’ını kaldırması öngörülen RCEP’nin grafiğini yükseltti ve Günel Amerika ticaret bloku Mercosur’a (yüzde 2,4), Afrika’nın kıta serbest ticaret bölgesi (yüzde 2,7), Avrupa Birliği (yüzde 17,9) ve ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’na (yüzde 28) kıyasla küresel Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) neredeyse üçte birini oluşturacağını vurguladı.

UNCTAD denizden yapılan ticaretin yüzde 60 kadarının Asya’dan ve Güney Çin Denizi’nden geçtiğini, küresel gemi taşımacılığının üçte birini yaptığını hesapladı. Deniz ticareti sadece Malaga Boğazı’nın Çin, Japonya, Güney Kore için hayati değil, ChinaPower Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS)-Güney Çin Denizi ile Pasifik ve Hint Okyanuslarını birbirine bağlayan- su yollarının kapatılmasının küresel tedarik zincirlerinde aksamalara nede olacağını ve 32 milyar dolara kadar çıkan bir zarar vererek Güneydoğu Asya’yı daha da zayıflatacağını tahmin ediyor.

Biden’ın Hint-Pasifik ekonomik çerçevesi ticaretin kolaylaştırılması, sayısal ekonomi standartları, tedarik zincirlerinin güçlülüğü, altyapı, karbon nötr ve temiz enerji, ihracat kontrolleri, vergi ve yolsuzlukla mücadele gibi konuları ele almayı amaçlıyor. Ancak Çin’in başarısını bölgede büyüme için bir nimet olarak gören bölge ülkeleri “düzenli olarak itibar ve çekicilik kazanan” CPTPP için az “önemli” olan hiçbir şeyi kabul etmeyecektir.

Bölge ülkelerinin bir silahla yarışı tetikleyerek ve nükleer silahların yayılması riski ortaya çıkararak bölgesel barışı zayıflatan üçlü bir güvenlik paktı olan AUKUS ile ilgili derin endişelerini ifade etmelerinden sonra, Çin ile ASEAN karşılıklı güveni artırma ve Güney Çin Denizi’nde barış ile istikrarı sürdürme ve ticaret, tedarik zincirleri ile diğer önemli alanlarda aktif ve kapsamlı ekonomik ilişkileri teşvik etme konusunda anlaştı. Bütün uluslarla barışçı ilişkiler bölgesel barış ve tarafsızlık değerleri ile uyum içindedir. Bölge ülkeleri, ABD’nin sinir eden “özgürlük” ve “açıklık” çağrılarına olumlu yanıt vermektense, Asya-Pasifik’teki istikrarın hızla salgının felaket etkilerinden kurtulmasını istiyor. Washington’ın ittifak baskısı belirsiz bir çerçeve için destek isteyerek gerginlikleri beslemeye yönelmişken, çok fazla ülke ticareti güçlendirmek için çok az şey yapan ve büyük ölçüde bölgesel büyüme-barış dengesini bozmaya odaklanmış bir girişimi destekleyemeyecektir.