China Daily / Armida Salsiah Alisjahbana

Asya ve Pasifik bölgesinin liderleri, Birleşmiş Milletler (BM) 26. İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) katılmak için İskoçya’nın Glasgow kentine gitmeye hazırlanırken, bizim bölgemizin ilgi odağı olacağından emin olabilirler, çünkü iklim değişikliğinin etkileri karşısında en kırılgan ülkelerden çoğu bu bölgede yer almaktadır. Bu bölgede bulunan yedi G20 üyesi, küresel sera gazı emisyonlarının yarısından fazlasından sorumludur ve 20. yüzyılın başından bu yana emisyonlar konusunda en büyük tarihsel sorumluluğu bulunan ilk on ülkeden beşi Asya’dadır. 

Başlangıç noktası cesaret verici değil. Asya-Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyon ile BM Çevre Programı ve BM Kadın Birimi’nin ortak çalışması, Asya-Pasifik bölgesinin iklim çabalarında çok geride kaldığını gösteriyor; sera gazı emisyonlarının 2010 seviyelerine kıyasla 2030 yılına kadar yüzde 34 yükseleceği tahmin ediliyor.  

Paris Anlaşması kapsamında Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılarını (NDC) şimdiye kadar güncelleyen 30 Asya-Pasifik ülkesinin hedeflerini ciddi biçimde yükseltmesini sağlamak ve henüz katkı planlarını sunmayan diğer 19 ülkeden yeterli NDC’leri temin etmek, bölgenin, aslında dünyanın sıcaklık artışının 2 santigrat derecenin altında tutulmasının umulabilmesini belirleyecektir. Yine de umutlu olmak için bazı sebepler var. Liderler karbon nötrlüğü sözünü yerine getirmek için sıraya giriyor ve bölgenin gelişmesini yönlendiren sektörlerde taahhütten eyleme geçme arasındaki fark daralıyor. Önemli oyuncuların kömüre yabancı yatırımlardan uzaklaşmasıyla birlikte, ivme daha temiz enerji kaynaklarına geçişe doğru artıyor.

SERA GAZI EMİSYONLARI 2030 YILINA KADAR YÜZDE 34 YÜKSELECEK

Enerji karışımında yenilenebilir enerjinin artan bir payı var ve ileriye dönük olarak, daha yüksek yenilenebilir enerjinin paylarının bütünleşmesini sağlamak için alt bölgesel ve bölgesel enerji bağlarının artmasını desteklemeliyiz. Ancak, onları kârlı kömür ve fosil yakıt rezervlerinden vazgeçirmek için, uzun vadeli düşük emisyon geliştirme stratejileriyle desteklenen ihracatçılara daha fazla destek gerekiyor. 

Sürdürülebilir ulaştırmaya dönüşüm yavaş oldu, fakat elektrikli araç hareketliliği büyüyor. Ülkeler ayrıca, bu yılın sonunda ulaştırma konusunda bir bakanlar konferansı öncesinde görüşülecek yeni bir bölgesel eylem planında düşük karbon hareketliliğini vurguluyor. Karbon nötrlüğü için yerel hükümet taahhütleri aynı zamanda kentlerimizin yeşillenmesini destekliyor.

BM Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCAP) İklim-Akıllı ve Ticaret-Yatırım Endeksi ile karbon-sınır düzeltme mekanizmaları, Asya-Pasifik ekonomilerinin, ticaret ve yatırımlarını daha iklim-akıllı hale getirmek için önemli bir alana sahip olduğunu gösteriyor. Artan sayıda ülke, ticaret anlaşmalarına iklim ve çevreyle ilgili hükümler ekliyor ve ithalatta daha fazla enerji verimliliği etiketlemesi ve standartları gerektiriyor. Mevcut ticaret süreçlerinin dijitalleştirilmesi ayrıca işlem başına karbondioksit emisyonlarının azaltılmasına yardımcı olabilir ve sınır ötesi kâğıtsız ticaretin basitleştirilmesi konusundaki bölgesel BM anlaşması aracılığı dâhil olmak üzere hızlandırılmalıdır. 

2050 YILINA KADAR KARBON NÖTRE ULAŞMAK MÜMKÜN MÜ?

ESCAP Sürdürülebilir İş Ağı, “yeşil” bir rekabet arayışında Asya-Pasifik Yeşil İş Anlaşması hazırlarken, şirketler, işletmeleri iklim amaçlarıyla uyumlu hale getiren bilim temelli hedefler için daha büyük hissedar ve tüketici baskısına karşılık veriyor. Bölgedeki girişimciler, küçük-orta boy işletmeler ve büyük endüstriler, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma taahhütlerini karşılayabilecek bu yeni modeli benimseyebilirler. Bu tür iddialı bir iklim eylemi, yeşil endüstriler ile yarının işlerine yönelik finans ve yatırımın yeniden rekabet düzeyine getirilmesini gerektirecektir. Yenilikçi finansal araçlar ve iklim için borç takaslarının uygulanması, bu ek fonlamanın harekete geçirilmesine yardımcı olabilir. Karbona bir fiyat belirlemek ve karbon fiyatlandırma araçlarını uygulamak ekonomik faaliyetleri artırmak ve emisyonları aşağı çekmek için likidite yaratacaktır. İklimle ilgili zorunlu mali açıklık, yatırımcıların yatırımlarını, iklimle ilgili sorunlara ilişkin riskleri yönetmeye yardımcı olacak iklim eylemi çözümlerine doğru yönlendirmelerine yardım edecektir. 

İklim bilimi ve bölgedeki felaketlerin sıklığı dikkate alındığında zamanın bizim tarafımızda olmadığı açıktır. Felaketler, salgın ve iklim değişiminin birleşimi, savunmasız durumdaki insan sayısını artırıyor ve “risk ortamı” algısını yükseltiyor. Ülkeler, karmaşık birbiriyle örtüşen krizler için hazırlıksızdır, Covid-19 salgınının doğal tehlikeler iklim değişikliğiyle kesişimi tam olarak anlaşılmamıştır ve risklere yol açmaktadır. Direnç oluşturmak iklim değişikliğini azaltma çabaları ve doğa temelli çözümlere yatırımlar birleştirilmelidir. Dahası, insanlara ve hane halklarına yaşam döngüsü süresince yeterli fayda sağlayan evrensel sosyal koruma sistemlerine yatırımları yükseltmeyi gerektiriyor. Kadınların ve kızların aktif katılımı, kapsayıcı iklim eylemi ile sürdürülebilir sonuçların temin edilmesinde önemlidir. 

Birlikte yürütülen bir eylem olmaksızın, karbon nötre 2050 yılına kadar Asya-Pasifik bölgesinde ulaşılamayacaktır. Bu yüzden bütün tarafların iş birliği yapmasına ve kararlı bir iklim eylem için güçlü bir örnek oluşturmasına ihtiyaç vardır. Bizim liderlerimiz, yetersiz bir iddia ile Glasgow’a gitmeyi ve elleri boş dönmeyi göze alamaz. 

Yaklaşık 75 yıl önce kurulmasından bu yana ESCAP milyonlarca insanı yoksulluktan kurtaran ve daha iyi bir yaşam standardı sağlanmasına rehberlik eden stratejik ittifakların kurulmasını destekledi. Ülkeler, özel sektör ve finansal kuruluşlardan oluşan bu tür bir ittifakın, bölgenin becerisi ve dinamizminin tüm gücünü, geleceğimizin bağlı olduğu net sıfır kalkınma yoluna yönlendirmeye yardımcı olması için doğru zamandır.